D Vitamini Desteği Nekadar Gerekli?
D Vitamini Gerçeği: Kimlerin İhtiyacı Var, Kimlerin Yok?
Yaşamımızı sürdürebilmemiz için her gün düzenli olarak almamız gereken besin maddeleri medeniyetlerin öncesinden beri çok iyi bilinmektedir. Bunlar esas olarak su, karbonhidrat, yağ, protein ve minerallerdir. Eğer yaşadığınız ortamda su, karbonhidrat (tahıl, mısır, patates, pirinç), protein (et, süt, yumurta), yağ (bitkisel veya hayvansal) ve mineraller (her türlü sebze ve meyve) mevcutsa ve bunları düzenli olarak tüketebiliyor isek normal koşullarda herhangi bir maddenin eksikliğini göstermememiz gerekmektedir.
Tıbbın ve bilimin ilerlemesi ile bu temel maddelerin yanında öncelikle vitaminler, amino asitler ve değişik kimyasal yapıdaki yağlar bulundu ve bunların insan yaşamındaki etkileri araştırıldı. Daha sonraki aşama bu maddelerin laboratuvarlarda üretilmesi ve insanların kullanabilmesi için piyasaya sürülmesi idi. Bunları üretmek masraflı idi ve bu tür ilaçları (ya da destekleyici maddeleri) satabilmek için bazı nedenlerin yaratılması gerekiyordu.
Dev ilaç firmaları her sağlıklı insanın anlamsız bir şekilde vitamin ve sözde besleyici maddeleri düzenli olarak kullanmalarını teşvik etmek için yıllarca dünya çapında reklamlar yaptılar. Ancak zaman içinde bazı şeylerin abartıldığı ortaya çıktı. Bu maddelerin başında C Vitamini geliyor. Bu konuda yazdığım yazıya bu bağlantıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz:
<a href=”https://egeozgentas.com.tr/c-vitamini-faydalari/” target=”_blank” rel=”noopener” title=””>C Vitamini</a>
Sırada D Vitamini Var
Tıp literatüründe D vitamini kan seviyesi ile kas iskelet sistemi hastalıkları, kalp damar sistemi hastalıkları, kanserler, enfeksiyon hastalıkları ve otoimmün sistem hastalıkları arasında bir ilişki bulunduğunu gösteren çok sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmalara dayanarak toplumda düzenli olarak kanda D vitamini seviyesi ölçülmesi ve tamamlayıcı olarak düzenli D vitamini kullanılması alışkanlığı ortaya çıkmıştır.
Vitaminler vücut tarafından üretilemeyen ve mutlaka dışardan alınması gereken maddelerdir. Bu yönden bakıldığında D vitamini gerçek bir vitamin değildir; çünkü yeterli güneş ışığı gören kişilerde dışarıdan alınmasına gerek yoktur. Ancak coğrafi bölge şartları, yaşam şartlarındaki ve giyim alışkanlıklarındaki değişiklikler insanların daha az güneş ışığı altında zaman geçirmelerine yol açmıştır. Toplumda güneşten sentezlenen D vitamininin yeterli olmayacağı ve dışardan alınması gerektiği düşüncesi yerleşmiştir. Bu da D vitamini içeren ürünlerin satışının patlamasına yol açmıştır.
Bilim Ne Diyor? (Haziran 2024 Kılavuzları)
The Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism dergisinin Haziran 2024 yılında yayınlanan makalesinde, ezber bozan bazı önemli uyarı ve öneriler bulunmaktadır. Bu yeni kılavuzu yaş gruplarına ve özel durumlara göre şöyle özetleyebiliriz:
Genel bir kural olarak; toplumlarda olumsuz koşullarda yaşayan dar gelirli gruplarda herkese rutin olarak kanda D vitamini bakılması sürdürülebilir bir durum değildir. Bu durumlarda test yapılmaksızın doğrudan D vitamini takviyesi gerekebilir.
1-18 Yaş Arası Çocuklarda D Vitamini Kullanımı
Bu yaş grubunda D vitamini eksikliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan bir kemik hastalığı olan raşitizm yaygındır. Ayrıca D vitamini eksikliği çocuklarda solunum sistemi hastalıklarının da artmasına yol açmaktadır. Bu nedenle risk altındaki çocuklara günlük D vitamini takviyesi yapılması uygundur.
50 Yaş Altındaki Erişkinlerde D Vitamini Kullanımı
Bu yaş grubunda her ne kadar D vitamini kan seviyeleri düşük olan kişiler bulunsa da, sağlıklı bireylerde sürekli D vitamini takviyesine ve rutin olarak kanda D vitamini seviyesini ölçmeye gerek yoktur.
50 İle 74 Yaş Grubu Arasındaki Erişkinlerde D Vitamini Kullanımı
Bu yaş grubu, çeşitli nedenlerle kanda D vitamini seviyesinin düşmeye başladığı ve kemik kaybının görüldüğü dönemdir. Ancak şaşırtıcı bir şekilde, bu yaş grubundaki sağlıklı kişilerde de sürekli D vitamini takviyesine ve rutin olarak kanda D vitamini seviyesi ölçülmesine gerek yoktur.
75 Yaş ve Üzerindeki Erişkinlerde D Vitamini Kullanımı
İleri yaş grubundaki kişilerde D vitamini kan seviyesinin düşüklüğüne çok daha sık rastlanır. Bu oran ABD’de yaklaşık %20 civarındadır. Bu yaştakilerde bilimsel veriler ışığında günlük veya belirli aralıklarla D vitamini takviyesi yapılması önerilir. Ancak yine de rutin olarak kanda D vitamini seviyesi bakılmasına gerek yoktur; doğrudan takviye (ampirik yaklaşım) daha maliyet etkindir.
Gebelikte D Vitamini Takviyesi
Gebelerde beslenme bebeğin sağlıklı büyümesi için çok önemli bir faktördür. Kan D vitamini seviyesi düştüğünde annenin sağlığı risk altına girebilir (yüksek tansiyon, preeklampsi, eklampsi). Fetüs (cenin) gelişimi bozulabilir, erken doğum veya rahim içi ölüm görülebilir. Bu grupta istenmeyen olasılıkları azaltmak için ampirik (test yapmadan, bilimsel kanıta dayalı) D vitamini takviyesi önerilir. Bu gruptaki annelere de rutin olarak kanda D vitamini seviyesi ölçümü yapılması gereksizdir.
Prediyabetik (Gizli Şeker) Erişkinlerde D Vitamini
Şeker hastalığı dünya çapında önemi olan bir sağlık sorunudur. ABD’de 18 yaşın üzerindeki erişkinlerin üçte birinden fazlasında prediyabet mevcuttur ve bunların yalnızca %20’si bu durumu bilmektedir. Son çalışmalar D vitamini ile bu kişilerde diyabete geçişin yavaşladığını göstermektedir. Yüksek riskli prediyabetli erişkinlerde yaşam tarzının düzene sokulması (kilo kontrolü ve egzersiz) yanında bilimsel D vitamini takviyesi de önerilmektedir. Bu şekilde ileride diyabete dönüşüm azaltılabilir.
Peki, Kimlerin Test Yaptırması Şarttır?
Yukarıdaki grupların aksine, bazı özel durumlarda kanda D vitamini seviyesinin ölçülmesi ve buna göre tedavi düzenlenmesi tıbbi bir zorunluluktur. Bu durumlar genel sağlık taramasından ziyade, mevcut bir hastalığın yönetimi ile ilgilidir:
- Kemik Hastalıkları: Osteoporoz (kemik erimesi) tanısı almış veya tedavi gören kişiler.
- Emilim Bozuklukları: Çölyak hastalığı, inflamatuar bağırsak hastalıkları veya bariatrik cerrahi (mide küçültme ameliyatı) geçirmiş olanlar.
- Kronik Hastalıklar: Kronik böbrek yetmezliği veya karaciğer hastalığı olanlar.
- İlaç Kullanımı: D vitamini metabolizmasını etkileyebilecek epilepsi ilaçları veya kortizon kullanan hastalar.
- Hiperkalsemi: Kan kalsiyum düzeyi yüksek olan kişiler.
Önemli Uyarı: “Çok Vitamin Çok Sağlık” Değildir!
D vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve fazlası vücutta birikir. Suda çözünen vitaminlerin (örneğin C vitamini) fazlası idrarla atılabilirken, D vitamininin gereksiz ve aşırı kullanımı D Vitamini Zehirlenmesine (Hipervitaminoz D) yol açabilir. Bu durum kanda kalsiyumun aşırı yükselmesine, böbrek taşlarına, damar sertliğine ve hatta böbrek yetmezliğine neden olabilir. Bu nedenle, reklamların pompaladığı “bol bol vitamin alın” algısı, D vitamini için ciddi riskler barındırır.
Sonuç
Medscape ve The Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism kaynaklı güncel veriler, D vitamini konusundaki yaklaşımımızı güncellememiz gerektiğini gösteriyor. İlaç endüstrisinin yarattığı “herkesin D vitamini düşük, herkes sürekli ölçtürüp ilaç kullanmalı” algısı, bilimsel gerçeklerle tam olarak örtüşmemektedir.
Sağlıklı bireyler için en iyi D vitamini kaynağı ölçülü güneş ışığı ve dengeli beslenmedir. Rutin taramalar ve avuç dolusu vitaminler yerine; risk gruplarının belirlendiği, kişiye özel ve kanıta dayalı bir yaklaşım hem sağlığımız hem de ekonomimiz için en doğrusudur.




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!