Tıp Etiği ve Sosyal Medya

Sosyal Medya, Etik Değerler ve Size Olan Saygım Hakkında

Değerli Hastalarım ve Takipçilerim,

Günümüzde sosyal medya, hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Sağlık konusunda bilgi arayışınızda internetin ne kadar belirleyici olduğunu biliyorum. Ancak bu mecralarda ne yazık ki tıbbi işlemlerin ticarileştirildiği, yanıltıcı vaatlerin havada uçuştuğu ve sağlığın basit bir tüketim nesnesine indirgendiği bir bilgi kirliliği ile karşılaşıyoruz.

Bir hekim olarak önceliğim; sadece hastalığınızı tedavi etmek değil, aynı zamanda size, haklarınıza ve mahremiyetinize en üst düzeyde saygı göstermektir. Bu web sitesinde ve sosyal medya hesaplarımda gördüğünüz (veya özellikle görmediğiniz) içerikler, Türk Tabipleri Birliği Meslek Etiği Kuralları ve Tıbbi Deontoloji ilkelerine olan bağlılığımın bir sonucudur.

Sizlerle iletişim kurarken “fenomen” olmayı değil, “güvenilir hekim” olmayı seçiyorum. Bu nedenle paylaşımlarımda aşağıdaki kırmızı çizgilerime sadık kalıyorum:

1. Mahremiyetiniz Benim İçin Reklamdan Değerlidir

Sosyal medyada sıkça rastladığınız “Öncesi/Sonrası” fotoğraflarını, ameliyat/işlem sırasındaki görüntüleri veya hasta ile çekilen “reklam kokan” fotoğrafları benim sayfalarımda göremezsiniz.

  • Neden? Çünkü siz bir “reklam objesi” değil, bir bireysiniz. Hasta mahremiyeti benim için kutsaldır. İzin verilmiş dahi olsa, hastanın tedavi sürecini bir pazarlama aracı olarak kullanmayı etik bulmuyorum.

2. Sizi Yanıltıcı Vaatlerden Koruyorum

Tıp biliminde “garantili sonuç”, “mucizevi yöntem”, “%100 başarı” gibi kavramlar yoktur.

  • Neden? Her bünye, her hasta ve her tedavi süreci kendine özgüdür. Sayfalarımda sizi ikna etmeye yönelik abartılı süslemeler yerine; sadece bilimsel olarak kanıtlanmış, doğruluğu teyit edilmiş ve gerçekçi tıbbi bilgileri bulursunuz.

3. Sağlık, Ticari Bir Ürün Değildir

Benim için hekimlik, ticari kaygıların ötesinde bir güven müessesesidir.

  • Neden? Bu nedenle hesaplarımda “kampanya”, “indirim”, “çekiliş” veya “ücretsiz muayene” gibi sağlığı ticarileştiren, talep yaratmaya yönelik ifadeler kullanmam. Amacım size bir şey “satmak” değil, sağlığınızı korumak ve iyileştirmektir.

4. Teşhis “DM”den Değil, Muayenehanede Konulur

Sosyal medya üzerinden gelen fotoğraf veya mesajlarla teşhis koymanın, tedavi önermenin tıbben ve hukuken sakıncalı olduğunu hatırlatmak isterim.

  • Neden? Sizi gerçekten iyileştirebilmem için yüz yüze görüşmemiz, detaylı muayene etmemiz gerekir. İnternet ortamı, hekim-hasta ilişkisinin yerini tutamaz.

Özetle;

Bu sayfalarda gördüğünüz her satır, sizin sağlığınıza ve haklarınıza duyduğum saygının bir yansımasıdır. Bilgi kirliliğinden uzak, şeffaf ve etik bir sağlık hizmeti almak isteyen herkesle bu çatı altında buluşmaktan mutluluk duyuyorum.

Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Ege Özgentaş
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

D Vitamini Desteği Nekadar Gerekli?

D Vitamini Gerçeği: Kimlerin İhtiyacı Var, Kimlerin Yok?

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için her gün düzenli olarak almamız gereken besin maddeleri medeniyetlerin öncesinden beri çok iyi bilinmektedir. Bunlar esas olarak su, karbonhidrat, yağ, protein ve minerallerdir. Eğer yaşadığınız ortamda su, karbonhidrat (tahıl, mısır, patates, pirinç), protein (et, süt, yumurta), yağ (bitkisel veya hayvansal) ve mineraller (her türlü sebze ve meyve) mevcutsa ve bunları düzenli olarak tüketebiliyor isek normal koşullarda herhangi bir maddenin eksikliğini göstermememiz gerekmektedir.

Tıbbın ve bilimin ilerlemesi ile bu temel maddelerin yanında öncelikle vitaminler, amino asitler ve değişik kimyasal yapıdaki yağlar bulundu ve bunların insan yaşamındaki etkileri araştırıldı. Daha sonraki aşama bu maddelerin laboratuvarlarda üretilmesi ve insanların kullanabilmesi için piyasaya sürülmesi idi. Bunları üretmek masraflı idi ve bu tür ilaçları (ya da destekleyici maddeleri) satabilmek için bazı nedenlerin yaratılması gerekiyordu.

Dev ilaç firmaları her sağlıklı insanın anlamsız bir şekilde vitamin ve sözde besleyici maddeleri düzenli olarak kullanmalarını teşvik etmek için yıllarca dünya çapında reklamlar yaptılar. Ancak zaman içinde bazı şeylerin abartıldığı ortaya çıktı. Bu maddelerin başında C Vitamini geliyor. Bu konuda yazdığım yazıya bu bağlantıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz:

<a href=”https://egeozgentas.com.tr/c-vitamini-faydalari/” target=”_blank” rel=”noopener” title=””>C Vitamini</a>

Sırada D Vitamini Var

Tıp literatüründe D vitamini kan seviyesi ile kas iskelet sistemi hastalıkları, kalp damar sistemi hastalıkları, kanserler, enfeksiyon hastalıkları ve otoimmün sistem hastalıkları arasında bir ilişki bulunduğunu gösteren çok sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmalara dayanarak toplumda düzenli olarak kanda D vitamini seviyesi ölçülmesi ve tamamlayıcı olarak düzenli D vitamini kullanılması alışkanlığı ortaya çıkmıştır.

Vitaminler vücut tarafından üretilemeyen ve mutlaka dışardan alınması gereken maddelerdir. Bu yönden bakıldığında D vitamini gerçek bir vitamin değildir; çünkü yeterli güneş ışığı gören kişilerde dışarıdan alınmasına gerek yoktur. Ancak coğrafi bölge şartları, yaşam şartlarındaki ve giyim alışkanlıklarındaki değişiklikler insanların daha az güneş ışığı altında zaman geçirmelerine yol açmıştır. Toplumda güneşten sentezlenen D vitamininin yeterli olmayacağı ve dışardan alınması gerektiği düşüncesi yerleşmiştir. Bu da D vitamini içeren ürünlerin satışının patlamasına yol açmıştır.

Bilim Ne Diyor? (Haziran 2024 Kılavuzları)

The Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism dergisinin Haziran 2024 yılında yayınlanan makalesinde, ezber bozan bazı önemli uyarı ve öneriler bulunmaktadır. Bu yeni kılavuzu yaş gruplarına ve özel durumlara göre şöyle özetleyebiliriz:

Genel bir kural olarak; toplumlarda olumsuz koşullarda yaşayan dar gelirli gruplarda herkese rutin olarak kanda D vitamini bakılması sürdürülebilir bir durum değildir. Bu durumlarda test yapılmaksızın doğrudan D vitamini takviyesi gerekebilir.

1-18 Yaş Arası Çocuklarda D Vitamini Kullanımı

Bu yaş grubunda D vitamini eksikliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan bir kemik hastalığı olan raşitizm yaygındır. Ayrıca D vitamini eksikliği çocuklarda solunum sistemi hastalıklarının da artmasına yol açmaktadır. Bu nedenle risk altındaki çocuklara günlük D vitamini takviyesi yapılması uygundur.

50 Yaş Altındaki Erişkinlerde D Vitamini Kullanımı

Bu yaş grubunda her ne kadar D vitamini kan seviyeleri düşük olan kişiler bulunsa da, sağlıklı bireylerde sürekli D vitamini takviyesine ve rutin olarak kanda D vitamini seviyesini ölçmeye gerek yoktur.

50 İle 74 Yaş Grubu Arasındaki Erişkinlerde D Vitamini Kullanımı

Bu yaş grubu, çeşitli nedenlerle kanda D vitamini seviyesinin düşmeye başladığı ve kemik kaybının görüldüğü dönemdir. Ancak şaşırtıcı bir şekilde, bu yaş grubundaki sağlıklı kişilerde de sürekli D vitamini takviyesine ve rutin olarak kanda D vitamini seviyesi ölçülmesine gerek yoktur.

75 Yaş ve Üzerindeki Erişkinlerde D Vitamini Kullanımı

İleri yaş grubundaki kişilerde D vitamini kan seviyesinin düşüklüğüne çok daha sık rastlanır. Bu oran ABD’de yaklaşık %20 civarındadır. Bu yaştakilerde bilimsel veriler ışığında günlük veya belirli aralıklarla D vitamini takviyesi yapılması önerilir. Ancak yine de rutin olarak kanda D vitamini seviyesi bakılmasına gerek yoktur; doğrudan takviye (ampirik yaklaşım) daha maliyet etkindir.

Gebelikte D Vitamini Takviyesi

Gebelerde beslenme bebeğin sağlıklı büyümesi için çok önemli bir faktördür. Kan D vitamini seviyesi düştüğünde annenin sağlığı risk altına girebilir (yüksek tansiyon, preeklampsi, eklampsi). Fetüs (cenin) gelişimi bozulabilir, erken doğum veya rahim içi ölüm görülebilir. Bu grupta istenmeyen olasılıkları azaltmak için ampirik (test yapmadan, bilimsel kanıta dayalı) D vitamini takviyesi önerilir. Bu gruptaki annelere de rutin olarak kanda D vitamini seviyesi ölçümü yapılması gereksizdir.

Prediyabetik (Gizli Şeker) Erişkinlerde D Vitamini

Şeker hastalığı dünya çapında önemi olan bir sağlık sorunudur. ABD’de 18 yaşın üzerindeki erişkinlerin üçte birinden fazlasında prediyabet mevcuttur ve bunların yalnızca %20’si bu durumu bilmektedir. Son çalışmalar D vitamini ile bu kişilerde diyabete geçişin yavaşladığını göstermektedir. Yüksek riskli prediyabetli erişkinlerde yaşam tarzının düzene sokulması (kilo kontrolü ve egzersiz) yanında bilimsel D vitamini takviyesi de önerilmektedir. Bu şekilde ileride diyabete dönüşüm azaltılabilir.

Peki, Kimlerin Test Yaptırması Şarttır?

Yukarıdaki grupların aksine, bazı özel durumlarda kanda D vitamini seviyesinin ölçülmesi ve buna göre tedavi düzenlenmesi tıbbi bir zorunluluktur. Bu durumlar genel sağlık taramasından ziyade, mevcut bir hastalığın yönetimi ile ilgilidir:

  • Kemik Hastalıkları: Osteoporoz (kemik erimesi) tanısı almış veya tedavi gören kişiler.
  • Emilim Bozuklukları: Çölyak hastalığı, inflamatuar bağırsak hastalıkları veya bariatrik cerrahi (mide küçültme ameliyatı) geçirmiş olanlar.
  • Kronik Hastalıklar: Kronik böbrek yetmezliği veya karaciğer hastalığı olanlar.
  • İlaç Kullanımı: D vitamini metabolizmasını etkileyebilecek epilepsi ilaçları veya kortizon kullanan hastalar.
  • Hiperkalsemi: Kan kalsiyum düzeyi yüksek olan kişiler.

Önemli Uyarı: “Çok Vitamin Çok Sağlık” Değildir!

D vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve fazlası vücutta birikir. Suda çözünen vitaminlerin (örneğin C vitamini) fazlası idrarla atılabilirken, D vitamininin gereksiz ve aşırı kullanımı D Vitamini Zehirlenmesine (Hipervitaminoz D) yol açabilir. Bu durum kanda kalsiyumun aşırı yükselmesine, böbrek taşlarına, damar sertliğine ve hatta böbrek yetmezliğine neden olabilir. Bu nedenle, reklamların pompaladığı “bol bol vitamin alın” algısı, D vitamini için ciddi riskler barındırır.

Sonuç

Medscape ve The Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism kaynaklı güncel veriler, D vitamini konusundaki yaklaşımımızı güncellememiz gerektiğini gösteriyor. İlaç endüstrisinin yarattığı “herkesin D vitamini düşük, herkes sürekli ölçtürüp ilaç kullanmalı” algısı, bilimsel gerçeklerle tam olarak örtüşmemektedir.

Sağlıklı bireyler için en iyi D vitamini kaynağı ölçülü güneş ışığı ve dengeli beslenmedir. Rutin taramalar ve avuç dolusu vitaminler yerine; risk gruplarının belirlendiği, kişiye özel ve kanıta dayalı bir yaklaşım hem sağlığımız hem de ekonomimiz için en doğrusudur.

Estetik Dolgular ve Covid 19 Aşısı

Ticari dolgu yaptırmış olanlarda Covid-19 aşı reaksiyonu

Dünya Estetik Plastik Cerrahi Derneği (International Society of Aesthetic Plastic Surgery – ISAPS) tüm üyelerine yaptığı duyuruda daha önce ticari dolgu yaptırmış kişilerde Covid-19 aşısı sonrası hafif alerjik reaksiyonlar görülebileceğini ancak bunun aşı olunmasına engel oluşturmadığı bildirdi.

Yan etkiler

Covid-19 aşısı tüm dünyada uygulanmaya başlandı. Aşılanan kişilerin sayısı arttıkça yeni yeni yan etkiler de görülmeye başladı. Bunlar içinde Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahiyi ilgilendirenler de var. Daha önce ticari dolgu yaptırmış olanların bazılarında dolgu bölgelerinde kızarıklık, şişlik ve ağrı görüldüğü bildirildi. Bu bulgular yıllar önce dolgu yaptırmış kişilerde bile bildirilmiş. Ancak bu bulguların hafif olduğu ve şu ana kadar ciddi bir yan etki görülmediği bilinmektedir.

Risk durumu

Yalnız Covid-19 değil bütün aşılar vücutta değişik yan etkilere yol açabilir. Bunun nedeni bağışıklık sisteminin uyarılmasıdır. Uyarılmış bağışıklık sistemi yalnız hedefine değil vücuttaki bütün yabancı cisimlere karşı bir tavır koyabilir. Şu ana kadar alınan bilgilere göre ticari dolgu yaptırmış kişilerde ortaya çıkan yan etkiler şişlik, kızarıklık ve ağrı şeklindedir. Genellikle bir süre sonra kendiliğinden geçmektedir. Soğuk kompres uygulaması rahatlatıcı olmaktadır. Belirtiler kişiyi rahatsız edecek düzeyde ise tüm alerjilerde uygulanan ağızdan antihistaminik ve kortizon preparatları verilmesi iyileşmeyi hızlandırmaktadır.

Öneriler

Dolgu yaptırmış kişilerde Covid-19 aşısına bağlı yan etkiler sosyal medyada çok hızlı yayılmış ve daha önce dolgu yaptırmış kişilerde aşı ile ilgili tereddütlere yol açmıştır. Bugünkü bilgiler ışığında hastalarımıza şu önerilerde bulunuyoruz.

Ticari dolgular yıllardır tüm dünyada kullanılmaktadır ve uygulanan kişi sayısı milyonlarla ifade edilmektedir. Dolgu erişkin yaşta yapıldığı için aşılarla olan ilişkisi daha önce yeterince incelenememiştir. Covid-19 aşısı daha geniş kitlelere ulaştıkça yeni yan etkilerin ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Şimdilik dolgu yaptırmış kişilerdeki aşı yan etkilerinin hafif ve az sayıda olması sevindiricidir.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Plastik Cerrahi’nin Bir Çınarı Daha Kayboldu: Dr. Melvin Spira

Dr. Melvin Spira ile 1991 yazında tanıştım. Yanında çalışabilmek için yaklaşık bir yıldır yazışıyordum. Sonunda hocam Prof. Dr. Onur Erol’un tavsiye yazısı sonucu isteğim kabul oldu. Eşim ve 3 çocuğumla birlikte önce New York daha sonra da Houston havaalanına iniş yaptık. Şanslı idik çünkü orada yaşayan can dostum Prof. Dr. Gürhan Özcan bize bir ev tutmuş ve havaalanına bizi karşılamaya gelmişti. Houston, Texas Eyaletinin en büyük kenti idi ve tıp alanında iyi tanınan Texas Medical Center ile ünlü idi. Ertesi gün Dr. Spira ile karşılaştığımda çok heyecanlı idim. Kısa boylu güler yüzlü bir kişi idi. Daha önce de Türk doktorlar ile çalıştığı için Türkleri seviyordu. Beni çok sıcak karşıladı. Çalışma yerimiz esas olarak Baylor College of Medicine isimli bir tıp fakültesi idi. Ama ameliyatlar Methodist hastanesinde yapılıyordu.

Carlsbad Neighbor Posts | Carlsbad, CA Patch

Dr. Spira Tıp Fakültesinde Plastik Cerrahi Profesörü ve öğretim üyesi olarak çalışıyordu. Plastik Cerrahi bölümünün başkanı idi. Kendisini tamamen bilime vermişti. Onun yanında microcerrahiyi öğrendim ve plastik cerrahinin ana ilkelerini çok daha iyi pekiştirdim. Sayesinde Amerikanın en prestijli kongrelerinde sunumlar yaptım ve birinci isim uluslararası yayınlarım oldu. Birlikte çalıştığımız iki yıl içinde hem meslek ahlakında, hem hasta doktor ilişkilerinde hem de plastik cerrahi hastalarının tedavi prensiplerinde önemli kazanımlarım oldu. Yurda döndükten sonra da kendisi ile iletişimimi sürdürdüm. Akdeniz Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliğim ve anabilim dalı başkanlığımda ondan öğrendiklerim sayesinde kliniğimin idaresi ve eğitim hizmetlerinde zorluk yaşamadım.

Dr. Spira kendisini bilime adamış bir insandı. Son derece alçak gönüllü idi. Parası olmayan dudak-damak yarıklı çocukların ameliyat ücretlerini kendisi karşılayarak ameliyat ederdi. Emekli olduktan sonra da fakirlerin ücretsiz ameliyat olmasını sağlayan hayır kuruluşlarında gönüllü olarak çalıştı ve 86 yaşına kadar ameliyatlara devam etti. Mükemmel bir aile hayatı vardı ancak çok sevdiği eşinin ölümünden sonra yavaş yavaş hayattan kopmaya başlamıştı. 8 Ekim 2020 tarihinde California’da 95 yaşında hayata veda ettiğini öğrendim.

Yaşadığı süre boyunca çok önemli hizmet ve başarılara imza attı. Genç nesillere örnek olmasını diliyorum. Işıklar içinde uyusun.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Üstadlar Kongresi

6 Nisan 2019 Cumartesi günü İstanbul’da ilginç bir kongre gerçekleşti. Adı “Üstadlar Kongresi” idi. Kongre Estetik Plastik Cerrahi Derneği (EPCD) tarafından düzenlendi. İlk kez yapılan bu kongreye Türkiye’de “Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi” anabilim dalının kuruluşu, tanıtımı ve gelişiminde katkıda bulunan en kıdemli hekimler davet edildi. Diğer bir deyişle bugünkü estetik cerrahinin ataları diyebileceğimiz bu hocalar yaptıkları konuşmalarda çalıştıkları kurumlarda başlangıçta karşılaştıkları güçlükleri, kısıtlı olanaklara rağmen gösterdikleri gayretleri ve daha önce kimsenin adını bile anlamadığı bir cerrahi anabilim dalını nasıl saygın bir hale getirdiklerini anlattılar.

En Kıdemli Üstadlar

En kıdemlisi 90 yaşında olan üstadlar günümüzde “hocaların hocası” olarak anılmaktadırlar. Çünkü yetiştirdikleri asistanlarının yetiştirdiği plastik cerrahlar şu anda Türkiye ve yurt dışında bu anabilim dalının başarılı lokomotifleri olarak görev yapmakta ve yeni plastik cerrahlar yetiştirmektedirler.

Prof. Dr. Cemal Şenyuva (Estetik Plastik Cerrahi Derneği Başkanı)

Açılış konuşmasını Estetik Plastik Cerrahi Derneği’nin genç başkanı Prof. Dr. Cemal Şenyuvanın yaptığı ilk oturumda ilk söz Prof. Dr. Güler Gürsu’ya verildi.

Prof. Dr. Güler Gürsu

Eğitimini ABD de tamamladıktan sonra 1967 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi’ne gelen Prof. Güler Gürsu burada bağımsız bir Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi kliniği kurmuş ve bugüne kadar yetiştirdiği uzmanlar ile Türkiye ve uluslararası alanda büyük hizmetler vermiştir. Ben (Prof. Dr. Ege Özgentaş) de Güler Hoca’nın ilk asistanları arasında olmaktan ve onun eğitimini almış olmaktan büyük gurur duyuyorum.

Prof. Dr. Ali Nihat Ülgen

Daha sonra söz alan Prof. Dr. Ali Nihat Ülgen İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Plastik Cerrahi anabilim dalının kuruluş ve ilerlemesindeki önemli başlıklardan bahsetti.

Op. Dr. Atilla Oymak

Op. Dr. Atilla Oymak eğitimini Fransa’da tamamladıktan sonra İstanbul Pastör Hastanesinde serbest hekim olarak çalışmaya başladığını ancak zamanla yanında toplanan ekibin nasıl Türkiye’nin ilk mikrocerrahi topluluğunu oluşturduğunu anlattı.

Prof. Dr. Bedrettin Görgün

Son sözü alan Prof. Dr. Bedrettin Görgün İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi anabilim dalı kuruluş sürecini anlattı.

Prof. Dr. Namık Baran’ın Oğlu ve Torunu

Birinci bölüm sonrasında konuşmacılara plaketler verilirken rahatsızlığı nedeni ile katılamayan Prof. Dr. Namık Baran da anıldı ve plaketi oğlu ile torununa verildi.

Prof. Dr. İbrahim Yıldırım

İkinci oturumda ilk konuşmayı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden emekli Prof. Dr. İbrahim Yıldırım yaptı. Eğitimini İngiltere’de tamamladıktan sonra çalıştığı tek kuruluş olan Cerrahpaşa’daki anılarını ve katkılarını tazeledi.

Prof. Dr. Onur Erol

Sonraki konuşmacı Prof. Dr. Onur Erol asistanlık yaptığı, Hacettepe Tıp Fakültesi, daha sonra bulunduğu Baylor College of Medisine Houston Texas ve halen devam ettiği serbest hekimlikteki deneyimlerinden bahsetti. Hacettepe Tıp Fakültesinde benim de hocalığımı yapmış olan Prof. Erol ödül alan çeşitli araştırmaları ve mesleğimize olan geniş katkıları ile uluslararası alanda da çok iyi tanınmaktadır ve halen aktif olarak çalışmaktadır.

Prof. Dr. Fethi Orak

Daha sonra söz alan Prof. Dr. Fethi Orak Güney Afrika’da başladığı Plastik Cerrahi eğitimine İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde devam ettiğini ve bu kurumdan emekli olduğunu belirterek özellikle meme cerrahisi üzerindeki deneyimlerini paylaştı.

Prof. Dr. Ayhan Numanoğlu

Bu oturumun son konuşmacısı Prof. Dr. Ayhan Numanoğlu Plastik Cerrahi Eğitimini Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisinde tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Kliniğini nasıl kurduğunu ve buradan emekli olana kadar yaptığı çalışmaları anlattı.

Prof. Dr. Erdem Yormuk

Üçüncü oturum Prof. Dr. Erdem Yormuk’un konuşması ile başladı. Prof. Yormuk eğitim gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve İsveç’teki çalışmalarını anlattı ve daha sonra emekli olana kadar çalıştığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde kurduğu Plastik Cerrahi Kliniğinin faaliyetlerinden bahsetti.

Prof. Dr. Lütfü Baş

Sonraki konuşmacı Prof. Dr. Lütfü Baş eğitimini Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisinden sonra İstanbul Şişli Etfal Eğitim Hastanesinde Plastik Cerrahi Servisi Şefi ve daha sonra hastane başhekimi olarak sürdürdüğü çalışmalarını paylaştı.

Op. Dr. Oya Bayrı

Üçüncü konuşmacı Op. Dr. Oya Bayrı hem plastik cerrah hem de mikrocerrahi uzmanı olarak İstanbul Fransız Pastör Hastanesinde yaptığı kopmuş ve el ve kol parçalarının yerine dikilmesi (replantasyon) ameliyatlarını paylaştı. Henüz üniversite hastanelerinde bu tedavilerin nadiren yapılabildiği yıllarda gösterdiği başarılı çalışmalar takdir ile izlendi.

Prof. Dr. Muzaffer Altındaş

Son konuşmacı Prof. Dr. Muzaffer Altındaş hem eğitim aldığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde hem de serbest muayenehane yaşamında özellikle diyabet hastalarının ayaklarında çıkan iyileşmeyen yaraların tedavisi ile ilgili deneyimlerini paylaştı.

Dördüncü oturumda tekrar söz alan Prof. Dr. Ali Nihat Ülgen Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Plastik Cerrahi Anabilim Dalı kuruluşu sırasındaki gelişmeleri paylaştı.

Prof. Dr. Ali Barutçu

İkinci konuşmacı Prof. Dr. Ali Barutçu Hacettepe Tıp Fakültesindeki eğitimini tamamladıktan sonra Sivas Üniversitesi Tıp Fakültesinde kurduğu Plastik Cerrahi Anabilim Dalı ve daha sonra İzmir 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinde kurduğu Plastik Cerrahi Anabilim Dalındaki deneyimlerini paylaştı.

Prof. Dr. Ege Özgentaş

Son konuşmacı Prof. Dr. Ege Özgentaş (ben) Hacettepe Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalından mezun olduktan sonra Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Yanık Merkezi ve Ankara Dışkapı SSK hastanesi Plastik Cerrahi Servisindeki çalışmalarını anlattı. İstanbul Okmeydanı SSK hastanesinde Plastik Cerrahi Birimi açmasını, İstanbul Şişli Etfal Hastanesinde Plastik Cerrahi Şef Muavini olarak çalışmasını ve daha sonra Amerika Houston Texas Metodist hastanesi ve Baylor College of Medicine daki çalışmalarını anlattı. Antalya da Akdeniz üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi servisini nasıl kurduğunu ve daha sonraki emeklilik hayatındaki deneyimlerini anlattı.

Prof. Dr. Abdullah Keçik

Son oturumadaki ilk konuşmacı Prof. Dr. Abdullah Keçik idi. Eğitim aldığı Hacettepe Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi bölümünden sonra Fransa’daki el cerrahisi eğitiminden bahsetti. Kendisinin de Anabilim Dalı Başkanlığı yaptığı ve emekli olana kadar hizmet verdği Hacettepe Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi anabilim dalındaki çalışmalarından bahsetti.

Doç. Dr. Harun Özkan

İkinci konuşmacı Doçent Dr. Harun Özkan Gülhane Askeri Tıp Akademisi Plastik Cerrahi Servisinde ihtisasını tamamladıktan sonra Kıbrıs Barış Harekatında yaptığı hizmetlerden ve bir süre eğitim gördüğü Japonya anılarından söz etti.

Prof. Dr. Metin Erer

Üçüncü konuşmacı Prof. Dr. Metin Erer eğitim gördüğü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Kliniğinde kurduğu “El Cerrahisi” bölümünün faaliyetlerini anlattı.

Prof. Dr. Cemal Aytemiz

Son konuşmacı Prof. Dr. Cemal Aytemiz ise eğitimini tamamladığı Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisinde Anabilim Dalı Başkanı olarak gerçekleştirdiği çalışmalardan ve emeklilik sonrası sosyal ve kültürel faaliyetlerinden bahsetti.

Üstat plastik cerrahların deneyimlerini anlattıkları bu ilk kongrenin başarısı uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


İstanbul Tabip Odası Uyarısı

Sakın Kanmayın, Sağlığınızdan Olmayın!

Son yıllarda bazı tıp mensuplarının hekimlik mesleği ve hekimlere karşı itibarsızlaştırma ve güvensizlik yaratma yönünde ısrarlı bir şekilde medya çalışmaları yapmaları Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası’nın birlikte düzenlediği basın toplantısında kınandı.

Modern tıbbın hurafeler ve ticari amaçlar ile manipüle edilmesi

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ikinci başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu konuşmasında “… toplumdaki bu beklentileri kullanarak hurafeler üreten anlayışlarla , dinbazlıkla, modern tıbbı ticari bir şekilde manipüle etmeye varan şarlatanlıklarla da karşı karşıya kalıyoruz.” ifadesini kullanarak medyanın bu tür toplumda duyarlık yaratan anlık haberlere itibar etmemesini diledi.

“ezber bozan”, “tabu yıkan”, “şoke eden”

İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Pınar Saip basın yayın organları ve sosyal medyada abartılarak paylaşılan sansasyon yaratan doktorlar ile ilgili abartılı paylaşımlar yaptığını belirterek “…. ne yazık ki bazı tıp mensupları ısrarla ve inatla toplumun sağlık eğitimi konusundaki eksikliğini istismar etmeyi mesleki bir kariyer haline getirmektedir” dedi.

Modern tıp uzun yıllardır süregelen bir bilimsel çalışmalar zinciri sonucunda yavaş fakat güvenli bir şekilde hastalıklara çare bulmaktadır. Tıpta mucizeler yoktur. Bir bitki ile kansere çare bulan, geçerliği yüzyıllardır kanıtlanmış besin maddelerini zararlı gibi tanıtan, hastalıkları kendi hazırladıkları reçeteler ile tedavi eden şarlatanlar her zaman olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Önemli olan toplumu bunlara inandıracak ve onlara maddi kazanç sağlamaktan başka işe yaramayacak sözde haberleri sırf reyting amacı ile ön plana çıkartmamaktır.

Şarlatanların ortak özellikleri

İstanbul Tabip Odasının “Modern Tıbba Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği ve Tıbbın Şarlatanlarının 10 Ortak Özelliği” konulu basın açıklamasını aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz:

İstanbul Tabip Odası 15 Ocak 2019 tarihli basın açıklaması


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


ONEP Tıp Merkezi’nin Acı Kaybı

Türkiye’nin plastik ve estetik cerrahi alanında ayaktan hizmet veren ilk  dal merkezi olan ONEP Estetik Kliniği Prof. Dr. Onur Erol, Uzm. Dr. Sevinç Erol ve arkadaşları tarafından kurulmuştu. Daha sonra “Özel Onep Tıp Merkezi” adı altında çalışmalarını sürdüren kuruluşun başhekimi olan sayın Dr. Sevinç Erol 13 Temmuz 2018 Cuma günü İstanbul’da toprağa verildi.

Uzm. Dr. Sevinç Erol Kimdir?

Dünyaca ünlü Estetik Plastik Cerrahi Profesörü Onur Erol’un eşi olan Dr. Sevinç Erol Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları (Pediatri) uzmanı idi. 1985 yılından beri İstanbul’da eşi ile bilikte çalıştıkları kliniğin başhekimliğini sürdürmekte idi. Plastik Rekontrüktif ve Estetik Cerrahi dudak-damak yarıkları başta olmak üzere çocuklarda doğuştan görünen bozuklukların ve sonradan olan deformitelerin düzeltilmesinden sorumlu olduğu için çocuk hastaları da tedavi eden bir branştır. Dr. Sevinç Erol bu çocukların ameliyat öncesi hazırlıkları ve ameliyat sonrası bakımlarında önemli rol oynamakta idi.

ONEP kliniğinin başarılı olmasında Dr. Sevinç Erol’un titiz yönetim anlayışı, çalışanlar ile olan sıcak ve destekleyici ilişkileri ve hastalarla kurduğu mükemmel iletişim çok önemli bir rol oynamıştır.

Akıcı İngilizcesi ve zerafeti ile katıldığı tüm uluslar arası kongrelerde Türkiye ve Türk Kadını imajının üst düzeylere taşınmasına önemli katkı sağlamıştır.

Çok iyi bir eş, mükemmel bir anne, torunları için bulunmaz bir rol modeli olan Dr. Sevinç Erol klinik çalışanları için hem patron, hem abla, hem de güvenilir bir arkadaş idi.

İki buçuk yıl önce yakalandığı pankreas kanseri ile son nefesine kadar mücadele etti ama maalesef yenik düştü.

Yerinin doldurulamayacağını biliyoruz.

Işıklar içinde uyu sevgili Sevinç Abla

 


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Kongrede Broadway ve Bale Gösterisi

Bilimsel kongreleri takip etmek zordur. Teknik ayrıntıların ve istatistiklerin paylaşıldığı sıkıcı ve yorucu seanslar birbirini izler. İşte bu yorgunluğu gidermek ve kongreye renk katmak için sosyal programlar düzenlenir. Amerikan Estetik Cerrahi Kongresi’nde New York’a yakışır biçinde Broadway ve New York Balesi gösterileri yapıldı.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Amerikan Estetik Cerrahi Kongresi New York’ta yapıldı.

Amerikan Estetik Cerrahi Birliği kongrelerini hiç kaçırmam. Bu yıl New York Javids Kongre Merkezinde yapıldı. Salon her bakımdan muhteşem. Ayni anda çok sayıda ve farklı kongrelerin yapılmasına müsait.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz: