Güzellik yarışmalarına estetikliler katılmalı mı?

25 Ocak 2015 tarihinde sonuçları açıklanan 2014 kainat güzellik yarışması büyük ilgi çekti. 88 ülkenin güzelleri arasından Colombia’lı Paulina Vega birinci seçildi.

Sonuçlar açıklanmadan önce gazetecilerin güzeller ile yaptıkları röportajlarda en çok sorulan sorular estetik ameliyat olup olmadıkları ve estetik ameliyatlıların yarışmalara katılmasının doğru olup olmadığı idi.

Yarışmacıların çoğunluğu estetikli adayların yarışmaya kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

2014 Kaina Güzeli Paulina Vega birinci seçilmeden önce verdiği bir söyleşide hiç estetik yaptırmadığını bildirdi. Ancak estetiklilerin yarışmaya katılmaları konusunda fikri sorulduğunda “aşırıya kaçmadıkları sürece estetiklilerin yarışmaya katılmalarında bir sakınca görmüyorum” şeklinde yanıt verdi.

Kainat güzellik yarışmasında katılım koşulları arasında estetik cerrahiyi engelliyen bir kural yoktur. Ayrıca yarışmacılar estetikli olup olmadıklarını açıklamak zorunda değillerdir.

Spor yarışmalarında sporcunun performansını arttıracak ilave işlemler (doping vs.) adil olmayan sonuçlar doğurabilir gerekçesi ile yasaklanmıştır. Güzellik yarışmalarında ise yarışmacılar ince belli, dolgun göğüslü, düğme burunlu görünüp rakiplerine göre avantaj sağlamak için estetik yaptırabilirler. Birçok yorumcuya göre güzellik yarışmacılarının estetik yaptırması kesin olarak doping’dir ve yasaklanmalıdır.

Farklı görüşte olan yorumcular da mevcuttur. Güzellik yarışmalarında güzelliğin nereden geldiği değil mevcut olup olmadığı sorgulandığından estetiklilerin katılmalarında bir sakınca yoktur diyenler de vardır.

Güzellik yarışmalarına katılanların estetikli olanlarının oranı kimine göre en az %15 kimine göre ise %80 olarak tahmin edilmektedir. Ancak gerçek rakam hiçbir zaman tam olarak bilinememiştir.

Estetik ameliyat sonrası yarışmaya katılanların kazanma şansları jüri üyelerinin tutumuna göre de değişmektedir. Kimi jüri üyeleri estetikli olan veya olduğu düşünülen adaylara çok düşük puan verebilmektedir. Hemen hemen hiçbir yarışmacı önceden estetikli olduğunu açıklamadığından güzellerdeki estetiğin doğal olup olmaması büyük önem taşımaktadır. Estetikli izlenimi verecek kadar abartılı veya doğal olmayan vücut hatları yarışmacı için bir dezavantaj olabilir. Böyle adaylar bazı jüri üyelerinden beklemedikleri ölçüde düşük puanlar alabilirler. Jüri üyeleri puanlarını neden düşürdüklerini açıklamak zorunda olmadıklarından bu durumun bilinmesi de zordur.

Bir estetik cerrah olarak bu tartışmada görüşlerim şöyledir: Spor yarışmalarında atletler başlangıçta sınırlı yetenekleri olmalarına karşın kondüsyonlarını arttırmak için egzersiz yaparak daha hızlı ve güçlü konuma gelebilmektedirler. Güzellik yarışmalarında da adaylar doğumsal olarak güzel olmayabilirler. Bunların güzel olabilmeleri için en büyük şansları estetik cerrahiden yardım almalarıdır. Yarışmada güzelliğin nasıl olduğu sorgulanmadığına göre en güzel olan estetikli olsun veya olmasın kazanmalıdır. Böylece herkesin bu yarışmaları katılma olasılığının önü açılmış olur.

Unutmayalım: Güzellik yanlızca genlerimizin tekelinde değildir. Çaba sarfederek güzellik yaratılabilir.

Güzelliği yaratan sevgidir. Özdemir Asaf’ı anıyoruz.

Aşağıdaki dizeler “güzellik onu gören gözün sahibinde saklıdır” deyişini ne kadar güzel ifade ediyor:

Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir.
Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.
Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir.
Yalnız ben biliyorsam bu aşktır.
Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.

Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981)

Ölümünün 34. yılında büyük şairimizi rahmet sevgi ve saygı ile anıyoruz.

Liposuction’nın babası Yves-Gerard Illouz’u kaybettik.

Günümüzde bütün dünyada en çok uygulanan estetik ameliyatlardan biri olan liposuction (liposakşın diye okunur) 1982 yılında Fransız doktor Yves-Gerard Illouz tarafından dünyaya tanıtıldı. Vücuttaki fazla yağları çok güçlü bir emici pompa yardımı ile ucunda deliler olan içi boş çubuk (kanül) lar yardımı ile almaya dayanan bu metod daha önce de denenmiş ancak iyi sonuçlar vermediği için terkedilmişti. Daha önceki denemelerde içi boş çubukların delikleri keskin kenarlı olduğu için kanamalara ve istenmeyen kesilere yol açabiyordu. Ayrıca o dönemde kullanılan emici aletler (vakum pompaları) yeterince güçlü değildi.

Illouz çok güçlü bir vakum aleti geliştirdi ve piyasaya sürdü. Ayrıca ucu keskin değil künt olan kanüller kullandı. Bu künt uçlu kanüller (çubuklar) damarlara veya sinirlere zarar vermiyor yalnız yağları içine emerek vücuttan dışarı atılmalarını sağlıyordu.

Bu yöntem önceleri kuşku ile karşılandı. Ancak başta Amerika olmak üzere birçok ülkeye davet edilen Illouz kendi vakum aletini ve kanüllerini yanında götürerek canlı izlenen ameliyatlar yaptı ve güzel sonuçları herkesi hem etkiledi hem de inandırdı. Daha sonra tüm dünyada en çok davet edilerek izlenen doktorlardan biri oldu.

1985 yılında Türkiye’ye davet edilerek kurs veren Illouz’u ben de izlemiş ve liposuction yapmaya başlamış idim. O tarihte başlayan tanışıklığımız yakın geçmişe kadar çeşitli toplantı ve kongrelerdeki karşılaşmalarımız ile sürüyordu.

Bugün kendisinin ölüm haberini aldım. Estetik cerrahiye önemli katkıları olan bu değerli insanı saygı ve rahmetle anıyorum.

Prof. Dr. Ege Özgentaş

Kök hücreler geleceğe dair mucizeler mi vadediyor?

Gazetelerde çıkan mücizevi iyileşme haberleri kök hücrelerinin sıradan insanlar tarafından bile tanınmasını sağladı. Şeker hastalığı, kalp hastalıkları, felç ve bunamanın kök hücreler ile tedavi edilebileceği konusundaki umutlar canlılığını korurken bu hücrelerden laboratuvarlarda yeni organlar üretmek çabası tüm hızıyla devam etmektedir.

Günümüz dünyasının hızlı büyüyen ekonomik çarklarından biri olan güzellik sektörü bu pastadan payını almak için kolları sıvadı. Kök hücre ile yüz güzelleştirme, kök hücre ile gençleştirme vs gibi isimler altında bu hücreler bir gençlik pınarı gibi gösterilmeye başlandı.

Kök hücre nedir?

Bilimsel olarak “stem cell” olarak isimlendirilen kök hücreler esas olarak yumurta (embryo) da bulunurlar. Ancak gelişme tamamlandıktan sonra da vücutta kök hücrelerin varlığı gösterilmiştir.

Kök hücreleri diğerlerinden ayıran en önemli özellikler şunlardır:

  1. Kök hücreler herhangi bir aidiyet göstermezler. Yani kas hücresi, sinir hücresi, kan hücresi deri hücresi gibi bir farklılaşmaları yoktur.
  2. Kök hücreler uzun süre bulundukları bölgede uykuda kalabilirler ancak emir aldıklarında uyanarak bölünüp çoğalmaya başlarlar.
  3. Kök hücreler emir aldıklarında farklılaşmaya başlayabilirler. Yani kas, sinir, kan, deri hücresi gibi bir aidiyete bürünüp bu hücrelerin görevlerini yapmaya başlarlar.

Yara iyileşmesi kök hücre faaliyetlerine iyi bir örnektir. Bir yaralanma olduğunda uyumakta olan hücreler uyanmakta, hızla çoğalmaya ve farklılaşmaya başlamaktadırlar. Yaralanmanın olduğu bölgede toplanıp bozulan dokuların onarımını sağlamakta ve işleri tamamlandığında çoğalmayı durdurup tekrar uyku haline dönmektedirler. Hayatta kalmamızı sağlayan bu mükemmel mekanizmanın nasıl yürüdüğü henüz çözülememiştir.

Günümüzde kök hücre tedavisi başlangıç aşamasındadır. Damardan verilen veya düzeltilmesi istenen bölgeye enjekte edilen kök hücrelerin burada hayatta kalması, çoğalması ve bozuk olan şeyleri onarması beklenmektedir. Görev tamamlandıktan sonra da kök hücrelerin uykuya geçmesi umulmaktadır. Ancak bu kök hücrelerin kendilerine verilen görevi nasıl anlayacakları henüz bilinmemektedir.

Örnek verecek olursak hastalıklı bir kalp kası içine verilen kök hücrenin bu kastaki hastalığı nasıl anlayıp nasıl tedavi edeceği bilinmemektedir. Kök hücrelerin çok akıllı oldukları ve kalp kasındaki bozukluğu kendiliğinden anlayıp düzelteceği varsayılmaktadır. Ayni kök hücreler beyin dokusuna verildiğinde hasarlı beyini farkedip onaracağı ama sağlam beyinde herhangi bir faaliyet yapmayacağı varsayılmaktadır.

Bütün bu varsayımlarda kontrolun nasıl sağlanacağı bilinmemektedir. Hasta bölgeyi iyileştirme özelliği olduğu düşünülen kök hücrelerin sağlam dokuda kontrolsüz üreme (yani kanser) yapmaması için nasıl bir önlem alınması gerektiği bilinmemektedir.

Kök hücrelerin yağ dokusunda da bulundukları gösterilmiştir. Yağ enjeksiyonu yapılan bölgelerde deride gözlenen yenilenme ve tazelenmenin kök hücrelerden kaynaklandığını düşünenler vardır. Bu konudaki çalışmalar devam etmekle birlikte henüz sonuçlanmamıştır.

Özetliyecek olursak geleceğin mucize tedavisi olarak bilinen kök hücrelerin bugün emekleme aşamasında olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Ayni kök hücrelerin yüze verilince gençleşme sağlayacağını, saça verildiğinde dökülmeyi önleyip yeni saç çıkmasına yol açacağını ve felçli bölgeye verildiğinde felçi düzelteceğini beklemek günümüzde fazla iyimserliktir.

Prof. Dr. Ege Özgentaş kök hücre tedavilerini estetik amaçlı yağ enjeksiyonları ile sınırlı tutmaktadır.

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Şişmanım ama sağlıklıyım diyenlere

Kadın güzelliği söz konusu olduğunda şişmanlık ve estetiğin birbiri ile bağdaştığı pek söylenemez. Ayni şey erkek için de geçerlidir. Gelişen toplumlarda şişmanlık ciddi şekilde artmaktadır.

Şişmanlık bir hastalık mıdır?

Pek çok şişman kişinin kan tablosunun normal olmasına, şeker, tansiyon, kalp ve damar hastalığı veya başka bilinen sağlık sorununun olmamasına bakılarak an itibariyle bunların sağlıklı oldukları söylenmektedir. Obezitenin bir hastalık olarak kabul edilmeye çalışıldığı günümüzde obez ama sağlıklı denilebilecek kişilerin varlığı kafa karıştırmaktadır. Sağlıklı obezlik şişmanlar için bir teselli kaynağı olmakta ve obezitenin hafife alınmasına yol açmaktadır.

Bilimsel bir dergide Ocak 2015 te yayınlanan bir araştırma çarpıcı gerçekler ortaya çıkarmıştır. Sağlıklı görünen şişmanların üçte birinin 5 yıl içinde sağlığı bozulmakta ve ileri yıllarda bu oran belirgin şekilde artmaktadır.

Şişmanlık normal sayılabilecek bir durum değildir. Obezlik ise tehlikelidir. Obezlerin geçici olarak sağlıkları normal olabilir. Ama yıllar içinde ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Şişmanlık ve obezite kader değildir. İstenirse normal kilolara zayıflamak mümkündür. Yakın dönemde obezlik sınırından normal kiloya dönen bir hekim olarak bunun sağlıktaki olumlu etkilerini açık şekilde görmekteyim. Şişmanlık ve obezite hem sağlık hem de estetik açısından uygun değildir. Tedavisinde önce zayıflama daha sonra da zayıflamaya bağlı estetik sorunların düzeltilmesi gelmektedir. Bu konuda biz estetik cerrahlar çeşitli işlem ve ameliyatlar ile yardımcı olmaktayız.

Konu ile ilgili bağlantılar:
Kilo vermek çok mu zor?
Aşırı şişmanlık ve estetik
Fazla yağlardan nasıl kurtuluruz?

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Brezilya’lı TV Sunucusunun Başına Gelenler

Andressa Urach Brezilya’da çok iyi tanınan bir medya meşhuru. Güzel kalçaları ile “Brezilya Miss BumBum” yarışmasında ikinciliği kazanan model ve sunucunun son 5 yılda en az 9 estetik ameliyat yaptırdığı konuşulmaktadır.

Model kalçalarına hydrogel (hidrojel) ve PMMA enjekte ettirerek büyütmüş ancak daha sonra enjeksiyon bölgelerinde rahatsızlık ortaya çıkmıştır. Rahatsızlık giderek artmış ve sonunda enjekte edilen yabancı maddeler iltahap yapmıştır. İltahap sonunda sepsis denilen kana mikrop bulaşması ve bütün vücudu sarması durumu ortaya çıkınca yoğun bakıma yatırılarak tedavisine devam edilmiştir. Halen tedavisi devam etmekte olan sunucunun yavaş yavaş düzelmeye başladığı ancak kalça ve bacaklarında ciddi sekeller kalacağı bildirilmektedir.

Bu durum nasıl ortaya çıktı? Bütün dünyadaki meşhurlar gibi Brezilya’lı Andressa Urach da medyatik estetisyenlerin kurbanı olmuştur. Pek çoğu hekim bile olmayan ancak kendini estetikçi diye tanıtarak reklam kampanyaları ile meşhur olan pek çok sahte estetik cerrah medyada harikalar yarattıkları izlenimi vermekte ve en çok da medya meşhurlarını etkilemektedir. Andressa’nın Estetik ve Plastik Cerrahi diploması olmayan birine bu işlemleri yaptırdığı söylenmektedir.

Hydrogel nedir?

Aslında halk arasında naylon olarak bilinen su tutucu bir maddedir. Bazı ülkelerde dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır. Ancak Amerikan İlaç Ajansı (FDA) tarafından onaylanmadığı için Amerika’da kullanılmamaktadır ve FDA onayı alınmadıkça kullanılması genel olarak tavsiye edilmemektedir.

PMMA nedir?

Plymethylmethacrylate (polimetilmetakrilat) olarak bilinen bu kimyasal madde halk arasında akrilik camı olarak bilinir. Tıpta çeşitli kullanım alanları vardır. Göz içine yerleştirilen lensler, ortopedide kemik çimentosu bu maddeden yapılır. Estetikte dolgu maddesi olarak da kullanılır. Ancak bu madde vücutta erimediğinden fazla miktarlarda kullanımı önerilmez.

Prof. Dr. Ege Özgentaş hydrogel ve PMMA maddelerini kullanmamaktadır. Dünyadaki pek çok estetik cerrah gibi en güvenilir dolgu maddesi olan hastanın kendi yağını kullanmayı tercih etmektedir.

İlgili konular:
Ameliyatsız meme büyütme işlemi yapılabilir mi?
Kalça büyütme


//