Dudak Estetiğinde Bilmeniz Gerekenler

Güzel dudak nasıl olmalı?

Her ne kadar güzellik görene göre değişiklik gösteren bir kavram olsa da özellikle kadın dudağının en belirgin özelliği tıp dilinde “vermilyon” adı verilen pembe kısmın belirgin ve görünür olmasıdır. Dudağın geniş bir kısmı normal yüz derisi ile ayni yapıda olmasına karşın ruj sürülen pembe kısmı ağız içini döşeyen örtü ile ayni yapıdadır. Ağız ve dudağın iç kısmını kaplayan yapıya tıpta “mukoza” adı verilir. Vermilyon ile dudak derisinin birleştiği kısım ise açık renkli bir şerit halinde ince bir çizgi oluşturur. Üst dudak görüntü olarak alt dudaktan daha farklıdır ve yüz güzelliğinde üst dudağın rolü daha fazladır. Üst dudağın tam ortasında burun tabanından aşağıya doğru inen ve sütunu andıran iki adet deri kabartıları mevcuttur. Bu kabartıların dudağın pembe kısmına dokunduğu noktalarda vermilyon kenarı yukarı doğru çıkıntı yapar ve tam orta kısımda vermilyon aşağı doğru girintilidir. Bu görüntü bir okun atıldığı yayı andırır. Cinsel yönden çekicilik verdiğinden dudağın bu kısmına “Aşk Yayı”, “Eros Yayı” veya “Cupid’s Bow” adı verilir. Bu anlatılanları aşağıdaki şemada izleyebilirsiniz:

Bir dudağın güzel görünebilmesi için üst dudaktaki pembe alanın (vermilyon) belirgin yani hafif çıkıntılı olması ancak alt dudak bembe alanının yüksekliğinin üst dudak pembe alanından biraz daha fazla olması beklenir. Burun kökü ve üst dudak arasındaki iki deri sütunu belirgin olmalıdır. Üst dudaktaki “Aşk Yayı” veya “Eros Yayı” belirgin olmalıdır. Ayrıca burun direğinin tabanı ile üst dudak pembe kısmı (vermilyon) arasındaki mesafenin de çok uzun olmaması gerekir. Bu mesafe kadınlarda ortalama 1,5 cm civarındadır. Gülümseme veya dişlerin gösterilmesi durumunda üst dişlerin tüm uzunluğu ile görünmesi beklenir.

Anatomik olarak tüm bu yapılar istenilen sınırlarda olsa bile güzellik yüzün yalnızca bir kısmı ile sınırlı değildir. Çünkü göz ve beyin güzelliği algılarken farkında olmadığımız bir mekanizma ile yüzün tamamını oluşturan yapılar arasında bir oranlama yapmakta ve sonunda güzel olup olmadığına karar vermektedir.

Dudak Estetiği İçin Başvuru Nedenleri

Dudaklar için estetik açıdan sık olarak yapılan şikayetleri şöyle özetleyebiliriz:

  • Üst dudağım çok uzun
  • Dudaklarım ince
  • Dudaklarım aşırı dolgun
  • Gülerken dişlerim görünmüyor.
  • Gülerken diş etlerim görünüyor.
  • Dudaklarımda çizgilenmeler var

Bu başlıkları ve tedavilerini tek tek inceleyelim:

Üst Dudak Uzunluğu

En önemli nedeni yaşlılıktır. Ancak kalıtımsal veya yapısal olarak gençlerde de görülebilir. Gülümseme sırasında dişlerin az bir kısmı görünür. Genellikle ruj sürülen bölge (vermilyon) yüksekliği kısadır ve dolgunluğu yetersiz olabilir. Değişik tedavi yöntemleri vardır:

  • Üst dudak derisinden izi burun tabanında kalacak şekilde eliptik bir deri çıkartılır. Gülümseme sırasında üst dişlerin görünen kısmı artabilir. Kalıcı bir sonuç verir ancak beğenilmediği takdirde geriye döndürülmesi zordur. Bu işlemden sonra kalacak iz miktarı önceden tahmin edilemez.
  • Üst dudak iplikle asılarak kısaltılır. Üst dudağın kısalması yanında vermilyon dolgunlaşır ve yüksekliği artar. Gülerken üst düşlerin daha fazla kısmının görünmesi sağlanır. İz bırakmayan bir yöntemdir ancak kalıcılığı kişiden kişiye değişir. Beğenilmediği takdirde askı ipi alınarak eski hale dönüş yapılabilir.
  • Üst dudak pembe kısmı (vermilyonu) dudak derisinin üzerine doğru ilerletilir. Bu yöntemde dudağın uzunluğunda az bir değişiklik olmasına karşın dudağın pembe kısmı (ruj sürülen kısmı) yükseldiği için dudak derisi kısalır ve bakanlara daha kısa ve dolgun dudak izlenimi verir. Gülerken üst dişlerin görüntüsü hafif artabilir veya değişmeden kalır. Bu işlemde de kesme, deri çıkartma ve dikiş atma işlemleri yapıldığı için kalacak iz miktarı önceden tam olarak bilinemez. Beğenilmediği takdirde geriye döndürülmesi zordur.
İnce Dudak

Bu şikayet genellikle vermilyonun (ruj sürülen pembe kısım) yüksekliğinin kısa ve dolgunluğunun az olduğu kişilerce yapılır. Burada dudak hatlarının tam belirgin olmaması etkilidir. Burun kökü ve üst dudak arasındaki sütunların silik olmasına sıkça rastlanır. Genellikle üst dudak uzunluğu normaldir. Tedavi yöntemleri:

  • Dolgu enjeksiyonu ile dudak kalınlaştırma: Çeşitli dolgu maddeleri kullanılarak dudakların vermilyon (ruj sürülen) kısımları dolgunlaştırılabilir. Usta ellerde başarılı sonuç alınır. Ancak dolgu maddelerinin kalıcılığı sınırlıdır. Pek çoğu bir yıldan önce tamamen erir ve şekil eski haline döner. Piyasada kalıcı dolgular bulunmasına rağmen bunların kullanılması önerilmez. Çünkü sorun çıkardıkları takdirde iyileştirme çok zordur. Deneyimsiz ellerde yapıldığında “ördek dudak” görüntüsü ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla yapıldığında üst dudak uzar ve gülümsemede dişler daha az görünür.
  • Yağ dokusu ile dudak kalınlaştırma: Sık olarak uygulanan bir yöntemdir. Ancak kalıcı sonuç alabilmek için birkaç kez tekrarlanması gerekebilir.
  • Hazır protezler yerleştirerek dudak kalınlaştırma: Dolgu gibidir ancak sıvı değil şekilli maddelerdir ve dudak içine yerleştirilmeleri için küçük bir kesi yapılması gereklidir. Bazıları dokunmakla hissedilebilir ve uzun dönem sonuçları önceden kestirilemez.
  • Vermilyon ilerletilmesi: Uzun dudakların tedavisinde anlatıldığı gibi yapılır. Ruj sürülen kısım genişlediği için dudak dolgunlaşmış izlenimi verir.
Aşırı Dolgun Dudaklar

Yapısal olabilir. Özellikle erkeklerde kadınsı bir görüntü yaratabildiğinden rahatsız edici olabilir. Kadınlarda ise en önemli nedeni hatalı yapılan dudak kalınlaştırma işlemleridir. Tedavisinde:

  • Üst ve/veya alt dudaklarda vermilyon ve altındaki adalelerden elips şeklinde dokular çıkartılarak dudaklar inceltilir. Kesiler dikildikten sonra kalacak izin ağız kapalı iken görünmeyecek kadar arkada olmasına özen gösterilmelidir. Usta ellerde güzel ve kalıcı sonuçlar verir. Kalan iz miktarı kişiden kişiye değişir ama arkada olduğu zaman belirgin iz bile kalsa sorun yaratmaz.
Gülerken Üst Dişler Yeterince Görünmüyor

Genellikle uzun dudaklı kişilerde görünür. Nedeni yaşlılık olduğu gibi yapısal da olabilir. Tedavisi “Uzun Dudaklar” da anlatıldığı gibidir.

Gülerken Diş Etlerinin Görünmesi

Pek istenmeyen bir durumdur. Daha çok gençlerde görünür ve nedeni yapısaldır. Tedavisi:

  • Botulinum toksini ile üst dudağı yukarı kaldıran kaslar zayıflatılır. Etkili bir yöndemdir ancak etkisi geçici olduğu için belli aralar ile tedavinin yenilenmesi gerekir.
  • Cerrahi yöntem ile üst dudağı yüze bağlayan kasların yapışma yerleri serbestleştirilerek biraz daha aşağıdan yapışmaları sağlanır. Bu yöntem üst dudağı biraz uzatır.
Dudaklarda Çizgiler

Genellikle yaşlanma ile birlikte görünür ve artar. Tedavisi yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi gibidir.

  • Derinin soyulması: Çeşitli yöntemleri vardır. Kimyasal maddeler, zımpara veya lazer cihazları kullanılabilir. Belli ölçüde etkilidir. Ancak uygun olmayan ellerde iyileşme sorunları ve iz olabilir.
  • Çizgilere dolgu yapılması: Çizgiler içine hazır dolgu maddeleri enjekte edilebileceği gibi kişinin kendi yağ dokusu da enjekte edilebilir. Hazır dolguların verilmesi kolaydır ancak etkileri geçicidir. Yağ dokusu ise birkaç seans gerektirebilir ancak kalıcılığı çok daha fazladır.

Sonuç

Dudak estetiği tek bir işlem değil görüntüye göre farklı tedavi yöntemleri ile gerçekleştirilen bir estetik girişimdir. Özellikle kadınlar için dudak hem güzellik hem de seks sembolüdür ve başarılı bir dudak estetiği çok etkili ve olumlu değişiklikler kazandırır.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Derinin ameliyatsız sıkılaştırılması

Son yıllarda ışık ve elektro magnetik dalgalar kullanılarak deride görünen bir yara oluşturmadan tazelenme, sıkılaştırma ve canlı görünüm sağlanabilmektedir. Güzellik merkezimizde kullandığımız Fraxel cihazı ile derideki bir lekenin tedavisini sizlerle paylaşıyoruz.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Burun Estetiğinin Korkulu Rüyası: Tampon

Estetik burun ameliyatları eskisi kadar olmasa bile hala sık yapılan estetik ameliyatlar arasındadır. Ancak ameliyat sonrası iyileşme döneminin göreceli olarak uzun olması ve ağrılı olup olmadığının iyi anlaşılamaması adaylar arasında tereddütler yaratmaktadır.

15-20 yıl önce yapılan estetik burunlarda ameliyat sonrası burun deliklerine tampon konulması nerede ise rutin bir uygulama idi. Bunun birkaç nedeni vardı: Ameliyat sonrası olası burun kanamasını önlemek, eğer burun orta direği (septum) ile oynanmış ise bunun ortada düzgün durmasını sağlamak, kırılan burun kemiklerinin gereğinden fazla ortaya ilerlemesine mani olmak, burun içinde yapışıklıkları önlemek bunlardan bir kaçı idi. Burun içine konulan tamponlar en az 3 gün tutulurdu. Bu süre içinde hasta burundan nefes alamadığı için çok sıkıntı çekerdi. Ayrıca tamponların çekileceği sırada tampon ile burun dokuları arasında yapışıklıklar olduğu için çıkarma işlemi ağrılı ve hatta kanamalı olabilirdi. Burun deliğinden uzun bir şeridin çekilerek çıkartılması görsel olarak hastada uzun süre unutmayacağı psikolojik bir stres olarak hafızasına kaydedilirdi. Özellikle tampon çıkartılma olayını hastaların çevreye biraz da abartarak anlatmaları bir tampon korkusunun efsaneleşmesine yol açmıştır.

Bize estetik burun ameliyatı için başvuran hastaların en çok sorduğu soru buruna tampon konulup konulmayacağıdır. Bunun nedeni daha önce ameliyat olan arkadaşlarından öğrendikleri tampon çekilmesi sırasındaki ağrı korkusudur. Biz “hayır tampon koymayacağız” dediğimizde önce inanmak istememekte sonra da çok rahatlamaktadırlar.

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi modern burun estetiği (rhinoplasty) ameliyatlarında artık burun tamponu kullanmaya gerek kalmamıştır. Bunun nedenlerini söyle sayabiliriz: Ameliyatlarda yalnız değiştirilmesi planlanan bölgelere ulaşacak kadar bir kesi yapılmakta ve normal burun dokularına hiç dokunulmamaktadır. Gereksiz hiçbir doku çıkartılmamaktadır. Bu nedenle toplam yaralanmış bölge sınırlı kalmakta ve ameliyat sonrası kanama riski nerede ise yok denecek kadar az olmaktadır. Burunda eğriliğe yol açan orta direk yani septum olabilecek en küçük manevralar ile düzeltilmekte ve yapısı mümkün olduğu kadar korunmaktadır. Septum ile ciddi düzeyde oynanmış ise iki tarafına silikondan yapılmış son derece yumuşak ve tahriş yapmayan bir veya iki mm kalınlığında plaklar yerleştirilmektedir. Bu silikon plaklar baskı ve tahriş yapmadıkları için yerleştirildikleri yerde haftalarda hiç sıkıntı yaratmadan kalabilmektedir. Çok ince oldukları için burun deliği daralmamaktadır. Nefes almada hiç zorluğa yol açmadıkları gibi burun temizliğinin yapılmasına engel de olmamaktadırlar. Burun perdesinin (septum) kenarlarını kapattıkları için burun içi yapışıklıklara engel olmaktadırlar. Hasta burnunda silikon bir plağın varlığını hissetmediği gibi çıkarılırken de hiç bir acı duymamaktadır.

Ayrıca bu silikon plakların burunda ciddi eğriliği olan sınırlı sayıda hastada kullanıldığına da vurgu yapmakta yarar vardır. Estetik burun ameliyatı geçiren hastalarımızın büyük çoğunluğunda ameliyat sonrası burun deliklerini açık bırakmakta ve içeriye hiçbir şey koymamaktayız.

Özetleyecek olursan burun estetiği düşünen ve burun tamponundan korkan hastalarımıza iyi haberlerimiz var. Genel olarak estetik burun ameliyatı sonrası burun deliklerini açık bırakıyoruz. İhtiyaç duyan sınırlı sayıda hastada ise burun içine yumuşak silikon plakalar yerleştiriyoruz. Hasta bu plakaların varlığını hissetmediği gibi çıkartılırken de hiçbir acı duymamaktadır.

Günümüzde rhinoplasti ameliyatları ve sonrası artık ağrısız diyebileceğimiz kadar rahat geçmektedir.

Silikon plakaların ne olduğunu ve nasıl çıkartıldıklarını izlemek isterseniz bu videoyu tıklayabilirsiniz: (Video izle)

Yüze yağ dolgusu

Çeşitli dolgu maddelerinin (Restylane, Juvaderm vs.) yüzde dolgu olarak kulanımı oldukça iyi bilinmektedir. Ancak kişinin kendi yağ dokusunun yüz dolgusu olarak kullanılması pek bilinmemektedir. Bu mükemmel dolgu maddesi ile ilgili bilgi edinin:

Dolgu Yüz Germe Yerine Geçer mi?

Yüzdeki kırışıklık ve deri altındaki bazı boşlukları düzeltmek için dolgu kullanılması fikri çok eskidir. Bu amaçla kullanılmak üzere FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Yönetimi) tarafından izin verilen ilk madde ZYDERM’dir. 1981 de piyasaya sürülen bu maddeyi 1985 te ZYPLAST ve 1988 de FIBREL isimli maddeler izlemiştir. Bu maddelerin hepsi kollajen içermektedir ve enjekte edilebilir bir yapıdadırlar. Ancak bu kollajen sığır derisinden üretildiğinden bazı bünyelerde ciddi allerjilere yol açabilmekte idi.

Daha sonraki yıllarda insan vücudunda bulunan hiyalüronik asid (Hyaluronic Acid) içeren maddeler üretilmeye başlandı. İlk piyasaya sürüleni 2003 yılında onay alan Restylane’isimli maddedir. Enjekte edilebilen ve jöle kıvamında olan bu madde allerji ve vücudun kabul etmesi yönünden sığır kollajeninden çok daha güvenli idi ve yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra Poly-L-Lactic Acid (PLLA) isimli yeni bir ürün bulundu ve 2004 yılında onay alarak SCULPTRA ticari adı ile satılmaya başladı.

Takip eden yıllarda pek çok yeni ürün değişik isimler altında piyasada görünmeye başladı ve günümüzde FDA onayı olan ve olmayan çok sayıda dolgu maddesi dünyanın her tarafında üretilmekte ve satılmaktadır.

Yukarıda saydığımız bütün dolgu maddeleri enjekte edildikleri bölgede zaman içinde vücut tarafından tamamen eritilip yok edilmektedirler. Bunun hem iyi hem de kötü tarafları vardır. İyi tarafı istenmeyen bir etki yaptıklarında eridikleri için bu istenmeyen etki de zamanla azalıp kaybolmaktadır. Kötü tarafı ise belli aralıklarlar sürekli olarak tekrar uygulanmaları gereğidir. Tüm çalışmalara karşın geçici dolgu maddelerinin ömrü genel olarak bir yıldan daha az olmaktadır. Hatta tekrarlayan enjeksiyonlardan sonra kalıcılık süresi daha da kısalmaktadır.

Günümüzde piyasada erimeyen kalıcı dolgular da satılmaktadır. Örnek olarak polymethylmethacrylate küreleri, kollajen ve lokal anestetik içeren ARTEFILL isimli maddeyi verebiliriz. 2006 yılında onay almasına karşın çok yaygınlaşamamıştır. Bunun en önemli nedeni bu maddelerin enjeksiyonundan sonra eğer istenmeyen bir durum veya görünüm ortaya çıkar ise bu maddelerin temizlenmesinin çok güç hatta imkansız oluşudur. Özellikle iltahap yaptıkları zaman uzun süren akıntılara ve sonuçta istenmeyen izlere neden olabilmektedirler.

Bütün bu teknik bilgilerden sonra dolgu maddelerinin neden ortaya çıktığını inceleyelim. Yaşlılıkta özellikle deride kırışıklık, çöküntüler ve sarkmaların olduğunu herkes bilmektedir. Uzun yıllar yüzdeki kırışıklıkları gidermenin en yaygın yolu yüz germe yani derinin gerilmesi ameliyatları olmuştur. Yüz germe ameliyatları uzun süren masraflı ve az da olsa komplikasyon yani istenmeyen sonuçları olan ameliyatlardır. Sarkmalarda çok iyi sonuç vermesine karşın bazı kırışıklıkların ve çöküntülerin düzeltilmesinde yetersiz kalabilmekte idiler. Oysa dolgu maddeleri enjektör ile çekilip verilmeye hazır jöle kıvamında maddelerdir. Uygulanmaları için özel bir ameliyathane gerekmez. Herhangi bir muayene koltuğu veya masasında ek bir işlem gerektirmeden enjekte edilebilir ve akabinde hasta yürüyerek işine gidebilir. Enjektörlerin iğneleri çok ince olduklarından genellikle ağrısız olarak yapılabilirler ve usta ellerde yapıldıkları yerde kanama veya morluğa neden olmazlar. Derinin en alt tabakasına yapıldıklarında deride bir şişme yaparlar ve bu da kırışıklıkların gerilerek kaybolması veya azalmasına neden olur. Ayrıca dudak bölgesine dolgunluk sağlamak için de yapılabilirler.

Dolgu maddelerinin bu kırışıklık azaltıcı etkileri yüz germe ameliyatlarını nasıl etkiledi? Özellikle alt gözkapağı estetiğinde yanaktaki yağların erimesi ve aşağı sarkması gözkapaklarını yaşlı göstermektedir. Oysa yanakların doldurulması göz kapaklarını daha çukurda bırakmakta ve torbalı görünüm dolaylı olarak ortadan kalkmaktadır. Gözkapaklarına dolgu yapılması bir ameliyattan çok daha kolaydır. Ancak şunu da unutmamak gerekir: İleri derecede sarkmaları olan bir yüzde dolgu maddeleri gevşemiş ve sarkmış bir deriyi gergin bir hale getiremez. Bunun için mutlaka derinin fazla kısımlarının kesilerek alınması lazımdır ve bu da ancak yüz veya gözkapağı germe ameliyatları ile yapılabilir.

Günümüzde biz Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahlar artık dolgu ve germe ameliyatlarını birleştirerek daha küçük kesi ve izler bırakarak yüz ve gözkapağı güzelliğini sağlayabilmekteyiz. Dolgu maddesi olarak da kişinin kendi yağının kullanılması giderek daha popüler olmaktadır. Dolguların küçük şişelerde çok küçük miktarlarda satılmasına karşın genellikle en zayıf kişilerde bile yüze yetecek kadar yağ bulunabilmektedir. Genel inanışın aksine iyi ellerde yapıldığı takdirde yağ dolguları kalıcı olmaktadır ve yan etkileri diğer bütün ticari dolgulardan daha azdır.

Prof. Dr. Ege Özgentaş arasıra hiyalüronik asid dolgusu kullanmasına karşın hastalarında genel olarak yağ dolgusunu tercih etmektedir.

Burun Estetiği Güncelleniyor

Hala dünyada en sık yapılan estetik ameliyatların başını çeken burun estetiği ciddi bir değişim geçirmektedir. Dünyada estetik cerrah sayısının artması ve burun ameliyatlarının ucuzlayarak yaygınlaşması güzel burun anlayışını da değiştirmiştir. Eskiden yalnız ayrıcalıklı kişilerin yaptırabildiği abartılı burun ameliyatları “farkedilme”, “dikkati çekme”, “sınıf göstergesi” gibi mesajlar vermeye yönelik iken günümüzde “farkedilmeden doğal ve güzel görünme” anlayışı ile yaptırılmaktadır. Toplum doğal olmayan komik görüntüler ile “statü kazanılmayacağını” öğrenmeye başladı.

Aşağıda Prof. Dr. Ege Özgentaş ile burun estetiği üzerine yapılan bir söyleşinin videosu bulunmaktadır.

Gıdı Bölgesi Estetiği

Gıdı (veya Gıdık) Nedir?

Gıdı estetiğini anlayabilmek için önce bu kavramın ne olduğuna bakalım. Çene altı ile boyun arasında dik açılı bir geçiş olmalıdır. Yani çene altı düz olmalı ve boyun ile köşe yaparak birleşmelidir. Çeşitli nedenler ile çene altı dolgunlaşır ise boyuna birleştiği bölge tam olarak belli olmayan yumuşak eğimli bir geçiş gösterir. Çene altının dolgun ve sarkık olmasına halk arasında gıdı veya gıdık adı verilir. Bu terim normalde olmaması gereken istenmeyen bir durumu ifade etmek için kullanılır. Örneğin: “gıdısı var”.

Nasıl oluşur?

Genel olarak çene altında dolgunluk olmamalı ve burası düz olmalıdır. Bu bölgenin dolgun ve sarkık görünmesinin başlıca nedenleri şunlardır:

Kilo fazlalığı

Çene altında biriken fazla yağlar boyun ve çene ucu arasındaki açıklığı kapatır ve gıdık oluşturur.

Deri sarkıklığı

Aşırı kilo verme sonrası daha önce dolgun olan çene altı bölgesi boşalsa bile deri esnekliğini kaybetmiş ise tekrar eski gerginliğine dönemez ve sarkık olarak kalır. İçi boş bile olsa bu sarkık deri gıdı görüntüsü yaratır.

Çene ucunun geride olması

Çene ucu olması gereken yerden daha geride ise boyun ile çene ucu arasındaki mesafe kısalır ve bu da çene altı-boyun geçişinin dik açılı değil yumuşak eğimli olmasına yol açar. Ortaya çıkan görüntü gıdı olarak değerlendirilir.

Estetikteki önemi nedir?

Genç ve güzel kişilerde gıdı olmamalıdır. Yani çene altı ile boyun birbirine dik açı yaparak birleşmelidir. Bu geçişin yumuşak bir eğimle olması daha çok yaşlılıkta görülür ve estetiği bozar. Güzel bir boyun görüntüsüne sahip olmak için gıdığın giderilmesi yani çene altının dolgun değil düz olması gereklidir. Genç kişilerde bile gıdı var ise bu estetik açıdan dezavantaj yaratır.

Nasıl tedavi edilir?

Teorik olarak hemen herkes gıdı tedavisinin içi boşaltılarak yapılması gerektiğini düşündüğü için bu tedavi “gıdı aldırma” ismi ile anılır. Bunu sağlamak için pek çok egzersiz veya masaj tanımlanmıştır. Ancak bunların hiçbirinin yararı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Gıdık tedavisi için bilinen yöntemleri söyle özetleyebiliriz:

Yağların eritilmesi

Çene altı yağlarını eritmek için çeşitli ürünler internet ve başka medya kanalları ile satılmaktadır. Ancak bunların hiçbirinin etkisi bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Deoksikolik asid (deoxycholic acid) ve benzeri maddeler safra içinde mevcuttur ve görevleri yağları eritmektir. Bu maddelerin enjekte edildikleri bölgelerde yağları erittikleri bilinmektedir. Ancak zararları tam olarak değerlendirilemediği için şu an bunların yaygın olarak kullanılmaları sakıncalıdır. Zaten şu ana kadar yalnız ABD ve Kanada’da gıdı yağları eritilmesinde kullanılmak üzere izin almış iki ticari ilaç vardır ve bunlar şimdilik başka ülkelerde satılmamaktadır. Ayrıca kullanımları yeni olduğu için ne kadar başarılı oldukları konusunda yeterli bilgi yoktur.

Yağların emilerek alınması

Liposuction yani yağların emilerek alınması gıdı tedavisinde en sık uygulanan yöntemdir. Ancak deri sarkıklığında fazla yarar sağlamaz. Ayrıca derin bölgelerdeki yağların bu yöntemle alınması her zaman mümkün olmayabilir.

Yağların açık ameliyat ile alınması

En eski ve en iyi sonuç veren ameliyattır. Ancak liposuction işlemine göre daha büyük bir işlemdir. Çene altından küçük bir bölgeden girilerek deri kaldırılır ve alttaki yağlar gözle görünerek gerektiği kadar traşlanır.

Geride olan çene ucunun uzatılması

Çeşitli nedenler ile gelişen çene ucu geriliği hem estetik olarak görüntüyü bozar hem de gıdı görüntüsü yaratabilir. Bu durumda çene altı yağlarının alınması yeterli olmaz. Çene ucunun da çeşitli yöntemler ile öne doğru uzatılması gerekir. Çene ucu uzayınca boyu ile olan mesafesi artar ve açı aradaki açı daralır.

Çene altı gevşek derinin gerginleştirilmesi

Gıdıyı oluşturan çene altındaki yumuşak ve sarkık deri ise tedavi tamamen farklıdır. Bu durumda derinin gerilmesi lazımdır. Deri çeşitli lazer ve mikrodalga ışınları ile bir miktar sıkılaştırılabilir. Ancak ileri durumlarda uygun bölgelerden fazla derinin çıkartılması gerekir ve bu da ameliyat ile gerçekleştirilir.

Hangi tedavi en iyisi?

Estetik ameliyatlar da tıbbın bir parçasıdır ve tıbbın pek çok bölümünde olduğu gibi sorunlar her zaman çözebilecek hazır bir reçete yoktur. Kişinin ve problemin durumuna bağlı olarak hekim her hasta için ayrı bir karar vermek ve uygulamak zorundadır. Prof. Dr. Ege Özgentaş duruma göre liposuction, açık ameliyat ve askılama yöntemlerini birbiri ile kombine bir şekilde kullanarak gıdı tedavisi yapmaktadır.

Kadınlar Ayaklarını Yılbaşı Partisine Hazırlıyor

Noel Öncesi Ayak Estetiği

Christmas batı kültüründe oldukça önemli bir gündür. Hazırlıkları haftalarca öncesinden başlar ve görkemli kutlamalar yılbaşı olarak da devam eder.

Christmas ve yeni yıl partilerine herkes dikkat çeken kıyafetler ile katılmaya özen gösterirler. Özellikle kadınlar bacaklarını daha çekici göstermek için yüksek topuklu ayakkabıları tercih ederler. Ancak yüksek topuklar ile bütün gece çılgınca dansetmenin bedelini ayakkabılarını çıkardıkları zaman öderler: Terlemiş, şişmiş ve ağrılı ayaklar. Hatta bu durum bazı kadınlarda dansları ve partiyi erken bitirmeye bile yol açabilir.

Noel’e özgü ayak estetiği

Özellikle Avrupa ve Amerika’da bazı kadınlar yüksek topuklu ayakkabıların yol açtığı rahatsızlıkları azaltmak için Noel öncesi ayaklarına estetik yaptırmaktadırlar.

Yüksek topuklar ile uzun süre ayakta kalma ve dansetmenin en belirgin sıkıntısı ayaklardaki terlemedir. Bu hem kötü kokuya hem de deride sürtünme yaralarına yol açar. Ayakların şişmesi de ayakkabının sıkmasına yol açarak rahatsızlık verir.

Botulinum toksini

Botulinum toksini ayak terlemesini azaltır. Toksin ayağın çok terleyen bölgelerinde deri altına enjekte edilir. Batırılan iğnelerin ağrı vermemesi için enjeksiyon öncesi ayak derisine uyuşturucu (anestetik) krem sürülerek beklenir ve böylece iğnelerin ağrısız yapılabilmesi sağlanır. Botulinum toksini terleme giderici etkisini 3 ile 7 gün arasında gösterir ve bu etki en az 3-4 ay devam eder. Bu nedenle Noel partisinden  en az bir hafta önce yapılması önerilir.

Dolgu

Yüksek topukların ikinci bilinen rahatsızlığı ise ayak parmakları ile ayağın birleştiği bölgede görünür. Burası topuklu ayakkabının yere en güçlü bastığı yerdir. Uzun süre hareketli olunduğunda buradaki derin yapılar ayağın diğer bölgelerine göre çok daha fazla basınç altında kaldığında tahriş olarak ağrının ortaya çıkmasına yol açarlar. Bu ağrının azaltılması için en fazla basınç alan bölgelerde deri altına dolgu yapmak ikinci bir yastıkçık oluşmasını sağlar ve baskı hissi ve tahrişi azaltabilir.  Dolgu hazır satılan hiyalüronik asit enjeksiyonları ile yapılabildiği gibi

, kişinin kendi yağ dokusu enjekte edilerek de yapılabilir. Dolgu etkisini yapıldığı andan itibaren göstermeye başlar. Ancak yürürken rahatsızlık vermemesi için en az 2 gün önceden yapılmalıdır. Özellikle ileri yaştaki kadınların ayaklarındaki yastıkçıklar zaman içinde inceldiğinden dolgu çok daha rahatlatıcı olur.

Genellikle dolgu ile botox ayaklara ayni anda yapılır ve daha önce de belirtildiği gibi partiden bir hafta önce yapılması önerilir.

Çağımızda kadınların istekleri estetik ve plastik cerrahinin çalışma alanlarını önemli ölçüde genişletmiştir. Bundan 20 yıl önce bahsedildiğinde gülünç olarak değerlendirilebilecek işlemler günümüzde doğal hale gelmektedir. İleride bunun hiç tahmin edemiyedeğimiz örneklerini görmeye devam edeceğiz.