Bıçaksız estetik

Estetik cerrahiye olan ilgi bütün dünyada giderek artıyor. Ancak bu artış göğüs büyütme, karın germe gibi bilinen estetik ameliyatlarda değil daha çok ameliyatsız estetik işlemlerde olmakta.

Günümüz toplumunda çalışan kesim işini ve kazancını sürdürebilmek için durmak bilmeyen bir çaba harcamak zorundadır. Güzel ve dinamik görünmek de iş hayatının önemli şartlarından biridir. Zaman insanların görüntüsünü önlenemez bir biçimde değiştirmektedir. Pek çok insan rakipleri ile baş edebilmek için zamanın oluşturduğu değişiklikleri gidermek veya azaltmak arayışı içindedir. Yaşlanma kaçınılmaz olsa da ihtiyar görüntüden kurtulmak günümüzün estetik işlemleri ile mümkündür.

Çalışan kesimin estetik arayışındaki en önemli engel estetik ameliyatların belli bir iyileşme süresinin olması ve bu süre içinde işe devam edememe zorunluluğu idi. Özellikle botox ve sentetik dolgu maddeleri çalışan kesimde “öğlen yemeği molası ameliyatları” veya “yemek molası güzelliği” gibi kavramları ortaya çıkarmıştır. İnsanlar fazla para harcamadan ve etrafa belli etmeden günlük iş akışını aksatmayacak şekilde yapılan estetik girişimlere çok sıcak bakmaktadırlar.

Çene altı yağ fazlalıkları bizim toplumumuzda gıdı batı toplumunda ise çift çene (double chin) olarak adlandırılır. Tedavisinde buradaki yağların liposuction ile alınması en sık başvurulan yöntemdir. Ancak bu yöntem lokal anestezi ile (uyutmadan) yapılsa bile bir ameliyathane gerektirmektedir ve ameliyat sonrası morlukların kaybolması bir iki hafta gibi bir zaman alır. Oysa bu bölgeye yağları eriten bir madde enjektör ile verilse ve yağlar kendiliğinden herhangi bir görüntü bozukluğu yapmadan kaybolsa ne kadar iyi olurdu. Yağların enjekte edilen bazı maddeler ile eritilmesi fikri eskidir ve bu konudaki çalışmalar tüm hızı ile devam etmektedir. Lipoliz (lipolisis) denilen bu olay vücudumuzda sürekli olarak yaşanmaktadır. Gıda ile aldığımız yağlar safra içinde bulunan bazı maddeler ile parçalanmakta ve bağırsaktan emilebilir hale gelmektedir. Bu erimeyi sağlayan deoksikolik asid (deoxycholic acid) vücuttaki yağları ameliyatsız eritmek için kullanılmış ancak istenilen başarı elde edilememiştir. Yakın zamanlarda üretilen ATX-101 maddesi bu konuda bir ilerleme sağlamıştır. Laboratuarda saf olarak üretilen deoksikolik asit  kullanılarak geliştirilen bu ilaç çene altı yağların eritilmesinde denenmekte ve iyi sonuçlar alınmaktadır. Araştırmalar bu yönde olumlu olarak devam ederse ATX-101 maddesinin bir yıldan daha kısa süre içinde piyasaya sürülmesi ve çene altı yağların eritilmesi için kullanılması beklenmektedir.

Bıçaksız estetik veya batılıların işgalci olmayan (non invasive) estetik dedikleri bu yöntemin çok tutması ve yaygınlaşması tesadüf değildir. Eskiden yalnız biz estetik cerrahların yapabildiği masraflı ve derinlemesine cerrahi bilgi isteyen ameliyatların yerini bir enjektör ile muayenehanede verilebilen maddeler veya bir aletten çıkan ışınlar almıştır. Laser ve diğer ışın kaynaklı cihazlar giderek ucuzlamakta ve kullanımları kolaylaşmaktadır. Bu cihazların çoğu herhangi bir odada hastaya hiçbir uyuşturucu vermeden uygulanabilmekte ve seans sonunda hasta görüntüsünde bozulma olmaksızın günlük içine dönebilmektedir. Bu tip işlemlerin kısa sürede yapılabilmesi çalışanların yemek saatinde ortadan kaybolup yüzüne laser veya botox yaptırdıktan sonra kimseye farkettirmeden işlerine geri dönmelerine olanak sağlamıştır. Yemek molası estetiği bu durumu mizahi olarak anlatan bir deyiştir.

Bıçaksız estetik daha önce hayal bile edemiyeceğimiz girişimlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır:

  • Terleme nedeni ile saç stillerinin bozulmasından rahatsız olanlar saç içine botox yaptırmaktadırlar.
  • Poker oynarken yüz ifadelerinin anlaşılmamasını isteyenler yüzlerini botox ile ifadesiz hale getirmektedirler. Espri anlayışı yüksek olanlar bu işleme Pokertox (poker ve botox’un birleştirilmiş hali) adını vermişlerdir.
  • Baldırları adeleli ve kalın olan kadınlar uzun çizmeler giyebilmek için baldır kaslarına botox yaptırarak inceltmektedirler.

Eğer duymadı iseniz son zamanlarda erkeklerin başvurduğu bir estetik hayretten ağzınızı açık bırakabilir: Torba ütüleme estetiği. Scrotum denilen ve erkeklerin yumurtalarını taşıyan torbanın kıllı ve buruşuk bir derisi vardır. Tüy dökücü ve deri sıkılaştırıcı laserler ile bu bölgeyi gergin ve parlak derili bir hale getirmeyi vaad eden güzellik merkezleri mevcuttur ve hatırı sayılır paralar vererek bu işi yaptıran erkek müşterilerin varlığından bahsedilmektedir.

Bilimsel çalışmalar ve teknolojik cihazlar geliştikçe insanların gelecekte estetik için neler isteyebileceklerini tahmin etmek çok zorlaşmıştır ve muhtemelen bu isteklerin herhangi bir sınırı olmayacaktır. Ancak bunun getirdiği bir tehlikeden de haberdar olmalıyız. Ameliyatsız estetiğin popüler olması bu konuda harcanan paranın dikkat çeken seviyelere yükselmesine yol açmıştır. Paranın olduğu her yerde iş adamları devreye girer. İştah kabartan estetik pazarı uzman hatta hekim bile olmayan pek çok kişinin bu işleri yapmak için kolları sıvamasına yol açmıştır. Ülkemizde ve dünyada saç ekimi yapan iktisat mezunlarının, botox yapan kuaförlerin, liposuction yapılan spa’ların varlığı bilinmektedir. Hükümetler bunlar ile mücadele için kanunlar çıkartsalar da her zaman açıklar bulunmaktadır. Bazı estetik merkezlerinde diplomalı bir hekim sorumlu gösterilmekte ancak birçok işlem aslında yetkisiz kişilerce yapılabilmektedir.

Bıçaksız estetik giderek yaygınlaşsa bile bu girişimlerin de bir riskinin olabileceği daima hatırda tutulmalıdır. Sizlere önerimiz basit olduğunu düşünseniz bile her türlü estetik işleminizi diplomalı bir plastik cerrahi uzmanına yaptırmanızdır.

//

Kök hücreler geleceğe dair mucizeler mi vadediyor?

Gazetelerde çıkan mücizevi iyileşme haberleri kök hücrelerinin sıradan insanlar tarafından bile tanınmasını sağladı. Şeker hastalığı, kalp hastalıkları, felç ve bunamanın kök hücreler ile tedavi edilebileceği konusundaki umutlar canlılığını korurken bu hücrelerden laboratuvarlarda yeni organlar üretmek çabası tüm hızıyla devam etmektedir.

Günümüz dünyasının hızlı büyüyen ekonomik çarklarından biri olan güzellik sektörü bu pastadan payını almak için kolları sıvadı. Kök hücre ile yüz güzelleştirme, kök hücre ile gençleştirme vs gibi isimler altında bu hücreler bir gençlik pınarı gibi gösterilmeye başlandı.

Kök hücre nedir?

Bilimsel olarak “stem cell” olarak isimlendirilen kök hücreler esas olarak yumurta (embryo) da bulunurlar. Ancak gelişme tamamlandıktan sonra da vücutta kök hücrelerin varlığı gösterilmiştir.

Kök hücreleri diğerlerinden ayıran en önemli özellikler şunlardır:

  1. Kök hücreler herhangi bir aidiyet göstermezler. Yani kas hücresi, sinir hücresi, kan hücresi deri hücresi gibi bir farklılaşmaları yoktur.
  2. Kök hücreler uzun süre bulundukları bölgede uykuda kalabilirler ancak emir aldıklarında uyanarak bölünüp çoğalmaya başlarlar.
  3. Kök hücreler emir aldıklarında farklılaşmaya başlayabilirler. Yani kas, sinir, kan, deri hücresi gibi bir aidiyete bürünüp bu hücrelerin görevlerini yapmaya başlarlar.

Yara iyileşmesi kök hücre faaliyetlerine iyi bir örnektir. Bir yaralanma olduğunda uyumakta olan hücreler uyanmakta, hızla çoğalmaya ve farklılaşmaya başlamaktadırlar. Yaralanmanın olduğu bölgede toplanıp bozulan dokuların onarımını sağlamakta ve işleri tamamlandığında çoğalmayı durdurup tekrar uyku haline dönmektedirler. Hayatta kalmamızı sağlayan bu mükemmel mekanizmanın nasıl yürüdüğü henüz çözülememiştir.

Günümüzde kök hücre tedavisi başlangıç aşamasındadır. Damardan verilen veya düzeltilmesi istenen bölgeye enjekte edilen kök hücrelerin burada hayatta kalması, çoğalması ve bozuk olan şeyleri onarması beklenmektedir. Görev tamamlandıktan sonra da kök hücrelerin uykuya geçmesi umulmaktadır. Ancak bu kök hücrelerin kendilerine verilen görevi nasıl anlayacakları henüz bilinmemektedir.

Örnek verecek olursak hastalıklı bir kalp kası içine verilen kök hücrenin bu kastaki hastalığı nasıl anlayıp nasıl tedavi edeceği bilinmemektedir. Kök hücrelerin çok akıllı oldukları ve kalp kasındaki bozukluğu kendiliğinden anlayıp düzelteceği varsayılmaktadır. Ayni kök hücreler beyin dokusuna verildiğinde hasarlı beyini farkedip onaracağı ama sağlam beyinde herhangi bir faaliyet yapmayacağı varsayılmaktadır.

Bütün bu varsayımlarda kontrolun nasıl sağlanacağı bilinmemektedir. Hasta bölgeyi iyileştirme özelliği olduğu düşünülen kök hücrelerin sağlam dokuda kontrolsüz üreme (yani kanser) yapmaması için nasıl bir önlem alınması gerektiği bilinmemektedir.

Kök hücrelerin yağ dokusunda da bulundukları gösterilmiştir. Yağ enjeksiyonu yapılan bölgelerde deride gözlenen yenilenme ve tazelenmenin kök hücrelerden kaynaklandığını düşünenler vardır. Bu konudaki çalışmalar devam etmekle birlikte henüz sonuçlanmamıştır.

Özetliyecek olursak geleceğin mucize tedavisi olarak bilinen kök hücrelerin bugün emekleme aşamasında olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Ayni kök hücrelerin yüze verilince gençleşme sağlayacağını, saça verildiğinde dökülmeyi önleyip yeni saç çıkmasına yol açacağını ve felçli bölgeye verildiğinde felçi düzelteceğini beklemek günümüzde fazla iyimserliktir.

Prof. Dr. Ege Özgentaş kök hücre tedavilerini estetik amaçlı yağ enjeksiyonları ile sınırlı tutmaktadır.

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Brezilya’lı TV Sunucusunun Başına Gelenler

Andressa Urach Brezilya’da çok iyi tanınan bir medya meşhuru. Güzel kalçaları ile “Brezilya Miss BumBum” yarışmasında ikinciliği kazanan model ve sunucunun son 5 yılda en az 9 estetik ameliyat yaptırdığı konuşulmaktadır.

Model kalçalarına hydrogel (hidrojel) ve PMMA enjekte ettirerek büyütmüş ancak daha sonra enjeksiyon bölgelerinde rahatsızlık ortaya çıkmıştır. Rahatsızlık giderek artmış ve sonunda enjekte edilen yabancı maddeler iltahap yapmıştır. İltahap sonunda sepsis denilen kana mikrop bulaşması ve bütün vücudu sarması durumu ortaya çıkınca yoğun bakıma yatırılarak tedavisine devam edilmiştir. Halen tedavisi devam etmekte olan sunucunun yavaş yavaş düzelmeye başladığı ancak kalça ve bacaklarında ciddi sekeller kalacağı bildirilmektedir.

Bu durum nasıl ortaya çıktı? Bütün dünyadaki meşhurlar gibi Brezilya’lı Andressa Urach da medyatik estetisyenlerin kurbanı olmuştur. Pek çoğu hekim bile olmayan ancak kendini estetikçi diye tanıtarak reklam kampanyaları ile meşhur olan pek çok sahte estetik cerrah medyada harikalar yarattıkları izlenimi vermekte ve en çok da medya meşhurlarını etkilemektedir. Andressa’nın Estetik ve Plastik Cerrahi diploması olmayan birine bu işlemleri yaptırdığı söylenmektedir.

Hydrogel nedir?

Aslında halk arasında naylon olarak bilinen su tutucu bir maddedir. Bazı ülkelerde dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır. Ancak Amerikan İlaç Ajansı (FDA) tarafından onaylanmadığı için Amerika’da kullanılmamaktadır ve FDA onayı alınmadıkça kullanılması genel olarak tavsiye edilmemektedir.

PMMA nedir?

Plymethylmethacrylate (polimetilmetakrilat) olarak bilinen bu kimyasal madde halk arasında akrilik camı olarak bilinir. Tıpta çeşitli kullanım alanları vardır. Göz içine yerleştirilen lensler, ortopedide kemik çimentosu bu maddeden yapılır. Estetikte dolgu maddesi olarak da kullanılır. Ancak bu madde vücutta erimediğinden fazla miktarlarda kullanımı önerilmez.

Prof. Dr. Ege Özgentaş hydrogel ve PMMA maddelerini kullanmamaktadır. Dünyadaki pek çok estetik cerrah gibi en güvenilir dolgu maddesi olan hastanın kendi yağını kullanmayı tercih etmektedir.

İlgili konular:
Ameliyatsız meme büyütme işlemi yapılabilir mi?
Kalça büyütme


//

Burun estetiği kimlere yapılmalı?

Yüz estetiğinin en önemli parçası olan burun estetiği ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde en sık yapılan estetik ameliyattır.

Burnunu çirkin bulan insanların bu ameliyatı istemesi doğaldır. Ancak kabul edilebilir hatta güzel sayılabilecek bir burnu olduğu halde sırf medyada meşhur olmuş birinin burnuna özenerek onunki ile ayni olacak bir burun istemek sağlıklı olmayabilir. Her insanın kendine özgü bir yüz yapısı ve buna uygun bir burun şekli olmalıdır. Nasıl çok küçük bir yüzde iri bir burun dikkati çekerse geniş bir yüzde de çok küçük bir burun şekli ne olursa olsun hoş durmayabilir. Kişi kendisi için en uygun burun şeklinin ne olacağı konusunda kararsız ise bunu biz uzmanlara bırakması daha doğrudur.

Burun ameliyatı hangi yaşta yapılmalı konusu da tartışmalıdır. Pek çok uzmana göre çiddi sağlık sorunu olmadığı sürece estetik burun ameliyatının üst sınırı yoktur. Buna karşılık burun estetiğinin en erken hangi yaşta yapılmasının uygun olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Burun ameliyatı gelişme tamamlandıktan sonra yapılır ise daha güvenilir sonuç verir. Çünkü estetik ameliyat sonrası büyüme devam eder ise şekilde istenmeyen değişiklikler ortaya çıkabilir. Burun gelişiminin hangi yaşta tamamlandığı da çok tartışılmaktadır. Bazı hekimlere göre kızlarda 16 erkeklerde ise 17 yaşında burun gelişimi tamamlanmaktadır. Bütün dünyada kabul gören görüşe göre ise burun gelişimiş vücut gelişimi gibi 18 yaşında tamamlanmaktadır. Gelişme çağında çocuklar medya ve çevrenin etkisi ile daha 14-15 yaşında iken burun estetiği için ailelerine baskı yapmaya başlamaktadırlar. Prof. Dr. Ege Özgentaş acil sağlık sorunları olmadığı sürece estetik burun ameliyatının 18 yaşında yapmayı tercih etmektedir.

Burun ameliyatı isteyen kişinin beklentilerinin gerçekçi olması lazımdır. Elinde bir artistin fotoğrafı ile gelip ben böyle görünmek istiyorum diyenler genellikle uygun adaylar değildir. Bazı adaylar dikkati çekecek hatta komik duracak kadar kalkık burunlar isteyebilmektedir. Prof. Dr. Ege Özgentaş genellikle görüntüyü bozacak hatta ileride pişmanlığa yol açacak bu tür aşırı istekleri de kabul etmemektedir.

İlgili Yazılar:

Burun estetiği
Burun estetiğindeki yenilikler
Burun estetiğinde yağ dolgusunun yeri
Estetik burun ameliyatı sonrası ağrı


//

Sen neymişşin be botoks?

Hanımların daha güzel görünme isteklerini karşılamak için geliştirilen yaratıcı çözümler bazan bizleri bile şaşırtabiliyor.

Amerikada bir hekim baldırları (baldır diz ile ayak bileği arasındaki kısma verilen isimdir) kalın olduğu için istediği stilde çizme giyemiyen kadınların sorununa bir çözüm bulmuş. Her iki baldır kaslarına botoks yaparak bunların incelmelerini sağlıyormuş. Bu sayede istediği çizmeyi giyebilen kadınlar çok mutlu oluyorlarmış. Botoksun adeleleri felç edici etkisi vardır ve çalışmayan adele küçülür. Ancak bacak adeleleri yürümemiz için gereklidir ve yapılabilecek bir hata aylarca yürüme bozukluğu ile sonlanabilir.

İkinci haber ise yine Amerikalı hekimlere ait. Terleme ve yağlanma nedeni ile kadınların saç stillerinin bozulmasını önlemek için kafa derisi içine botoks yapan güzellik merkezleri varmış. Botoks ter bezlerinin salgısını azaltır. Bu nedenle terleme sorunlarının tedavisinde kullanılır. Koltuk altı, el ve ayak terlemelerinde sık olarak kullanılan botoksun baş terlemesinde de kullanılması pek sık rastlanan bir şey değildir. Demek ki bazı hanımların saç stiline harcadıkları para botox masrafından daha fazla oluyor ki bu işlemi tercih ediyorlar.

İlgili konular:


//

Yüzünüz mü yoksa vücudunuz mu?

Amerika’da 21 ile 65 yaş arası kadınlarda bir araştırma yapılmış. Onlara şu soru sorulmuş:

“Eğer elinizde imkan olsa yüzünüzü mü yoksa vücudunuzu mu güzelleştirmek isterdiniz?”

Kadınların % 60 ‘ı bu soruya “yüzümüzü güzelleştirmek isterdik” şeklinde yanıt vermişler. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de yüz güzelliği hemen her kültürde vücut güzelliğine göre daha ön planda tutulmaktadır. Bunun en önemli nedeni yüzdeki yaşlanma belirtileri ve diğer istenmeyen durumların vücuda göre daha az gizlenebilir olması.

Yaşlanma ile yüz güzelliğinin azalmasının en önemli nedeni ise yüzdeki yumuşak dokuların erimesi ile kırışıklık ve çökmelerin ortaya çıkmasıdır. Artık dolgu ameliyatları yüz gençleştirmede en çok uygulanan yöntem halini almıştır.

dolgu

Dolgu maddeleri

donmuş_yag

Dondurulmuş yağ

Prof. Dr. Ege Özgentaş yüz gençleştirme ameliyatlarında kişinin kendi yağını kullanmayı tercih etmektedir.

 

 


Alt Gözkapağı Torbalanmaları Nasıl Tedavi Edilmeli?

Gözkapaklarımız vücudumuzun diğer tarafları gibi zamanla bazı değişikliklere uğrar. Kapak derisi ve altındaki kaslar yaşlanma ile orantılı olarak gerginliğini kaybeder. Özellikle alt gözkapakları ve altındaki fasya dediğimiz gergin tutucu tabaka zamanla gevşer. Sonuçta göz kürelerinin çevresini saran ve normalde olması gereken yağ yastığı dışa doğru bombelik yapar. Bu bombeliğe bağlı olarak da alt gözkapakları torbalı olarak görünür. Alt gözkapaklarının torbalı olması kişide yorgun ve hasta bir görüntü yaratır. Bazı gençlerde de alt gözkapakları torbalı olabilir.

Alt gözkapağı torbalanmasının estetik tedavisi önceleri yalnızca ameliyat ile yapılıyordu. Ancak son yıllarda yüzdeki doku eksikliklerinin doldurularak giderilmesi ile alt gözkapağı ameliyatlarına olan ihtiyaç azalmıştır.

Yaşlılık nedeni ile veya zayıflamaya bağlı olarak yanak üzerindeki yağlar azalırsa veya aşağı doğru yer değiştirirse alt gözkapakları göreceli olarak öne fırlamış izlenimi verir. Alt gözkapaklarının hemen altındaki yanak yumuşak dokuları doldurulduğu takdirde yanak öne çıkacağından alt gözkapakları göreceli olarak geride kalacak ve torbalanmalar dikkati çekmiyecektir.

Günümüzde pek çok hastada yalnızca yanak ve göz çevresine dolgu yaparak alt gözkapaklarının daha güzel görünmesi sağlanabilmektedir.

Dogu maddesi olarak hazır satılan sentetik maddeler bulunmasına karşın Prof. Dr. Ege Özgentaş yağ dokusunu kullanmayı tercih etmektedir. Hastanın kendisinden alınan yağ dokusu bazı işlemlerden geçirildikten sonra gözkapakları çevresi ve yanaktaki çukur bölgelere enjekte edilmekte ve bu şekilde herhangi bir kesme veya germe işlemi yapılmaksızın hem yüz hem de alt gözkapaklarında estetik düzelme sağlanabilmektedir.

Alt gözkapağı germe ameliyatına göre hem çok daha kolay hem de çok daha az riski olan yağ enjeksiyonları doğru yapıldıkları takdirde uzun süreli doğal güzellik kazandırmaktadır. Yağ enjeksiyonlarının derinin kendisini de onardığı, canlılığını arttırdığı hatta lekeleri azaltığı da bilinmektedir

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Terleme Sorunları ve Tedavileri

Aşırı Terleme Sorunu

Terleme ve bunu sağlayan yapılar

Terleme vücudumuzun ısı ayarlamasını yapan önemli ve hayati bir fonksiyonudur. Ter bezleri deri altında bulunur ve dışarıya salgıladıkları sıvıya ter denir.

Kabaca iki tür ter bezi vardır.

  • Kokusuz ve berrak sıvı (ter) salgılayan ter bezleri: Tıp dilinde bunlara ekrin (eccrine) bezler denilir. Aşırı terleme bozukluklarından bu bezler sorumludur. Koltuk altı, el içi, ayak altı ve yüz bölgesinde sayıları daha fazladır.
  • Koyu kıvamlı sıvı salgılayan ter bezleri. Bunlara apokrin (apocrine) bezler denilir. Koltuk altı ve kasık bölgesinde yoğun olarak bulunurlar. Vücut kokusu bu bezlerin salgısında çoğalan bakterilerin oluşturduğu maddelerin kokması nedeni ile ortaya çıkar.

Anormal terleme nedir?

Aşırı sıcak ortamda veya ağir egzersiz yaparken herkesin terlemesi normaldir. Ancak sıcaklık normal iken bile bazı kişilerde aşırı terleme görülebilmektedir. Buna tıp dilinde hiperhidroziz (hyperhidrosis) denilir. 

Aşırı terlemenin iki tipi vardır.

  • Birinci tip asli olan ve bölgesel olarak görülen aşırı terlemedir. Tıp dilinde adına primary hyperhidrosis denilir. Belirli bir nedeni yoktur. Heyecanlanma ile yakından alakalıdır ve ailesel geçişli olabilir. Genç yaşlarda (ergenlik öncesi ve ergenlikte) çıkar. Tipik olarak el, ayak, koltuk altı ve bazen yüz bölgesinde aşırı terlemeye bağlı sürekli ıslaklık görülür. Bu durum her gün olabildiği gibi birkaç gün ara verdikten sonra tekrar başlayabilir. En önemli özelliği terlemenin uykuda olmamasıdır. Hayat boyu süren bu durum sosyal olarak rahatsız edicidir. Tedavisinden ileride bahsedilecektir.
  • İkinci tip aşırı terleme ise vücuttaki ters giden bir olaya (hastalık veya tedavi yan etkisi gibi) bağlı olarak ortaya çıkar. Buna ikincil aşırı terleme (secondary hyperhidrosis) denilir. Vücudun her yeri terler. Uykuda da terleme devam eder. En sık görüldüğü durumlar ateşli bulaşıcı hastalıklar, şişmanlık, tiroid hormonunun fazla çalışması, gut, menapoz, alkolizm gibi sağlık sorunlarıdır. Ayrıca çeşitli ilaçların  yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir. Tedavisi neden olan etkene yönelik olmalıdır (şişmanlık, hastalık vs. düzeltilmeli veya neden olan ilaç kesilmeli).

Koltuk altında olan aşırı terlemelere aksiller hiperhidroziz (axillary hyperhidrosis) adı verilir. Estetik açısından çok rahatsız edici bir durumdur ve ömür boyu sürebilmesi nedeni ile ciddi psikolojik ve sosyal sorunlar yaratabilmektedir.

Aşırı terleme tedavisi

İyi haber koltuk altı başta olmak üzere asli ve bölgesel aşırı terlemelerin çeşitli yöntemler ile tedavi edilebilmesidir. Tedaviyi basitten karmaşığa doğru şöyle özetleyebiliriz:

  • Terleme önleyici maddeler: Bunlar ülkemizde deodorant adı altında satılmaktadırlar. Aslında tıbben bunlara terleme önleyici (antiperspirant) maddeler denilir. Marketlerde raflarda satılanlar olduğu gibi eczanelerde reçete ile satılanları da vardır. Değişik kuvvette önleyici etkileri bulunur. 24 saat veya daha uzun süre terlemeyi azaltabilirler.
  • Botulinum toksini (botoks): Sulandırılmış botox koltuk altı bölgelerine enjekte edilir. Deneyimli kişiler tarafından yapıldığında bir yıla yakın veya daha uzun süre terlemeyi etkili bir şekilde azaltır.
  • Elektromagnetik enerji (mikrodalga): Mikrodalga fırınlarda kullanılan magnetik dalgalar ile deriyi yakmadan deri altındaki ter bezleri ısı etkisi ile tahrip edilir. Ağrısız olarak ayaktan tedaviye olanak tanıyan bu cihazlar henüz yenidir ve etkileri yeterince bilinmemektedir.
  • Cerrahi işlemler: Bu tür tedaviler ameliyathane koşullarında yapılır ve anesteziye gereksinimleri vardır.
    • Koltuk altı derisi altındaki ter bezlerini küçük bir delikten girerek kapalı olarak tahrip edilmesi (klasik, ultrason veya laser liposakşın (liposuction) ile yapılır).
    • Koltuk altı derisindeki ter bezlerinin açık ameliyat ile alınması veya kazınması.
    • Sempatik sinirlerin kesilmesi.

Prof. Dr. Ege Özgentaş aşırı koltuk altı terlemelerinde botulinum toksini enjeksiyonunu tercih etmektedir.

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Botoks yaptıracak iseniz uzmanınızı doğru seçin

Botox’u İyi Yapmak Beceri İster

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de botoks enjeksiyonları giderek yaygınlaşıyor. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi etken madde olan botulinum zehiri (yani toksini) artık başka firmalar tarafından da piyasaya sürüldü ve fiyatı ucuzladı. İkincisi ise çeşitli meslek gruplarından insanlar botoks yapmayı öğrendiler ve rekabet için ucuz fiyatlar ile bu işlemi yapmaya başladılar.

Botoksu çekici kılan üç neden: 1. Doğru ellerde yapıldığında etkili ve zararsız olması, 2. etkisinin geçici olması ve 3. yapılmasının nisbeten zahmetsiz ve kolay olmasıdır. Botoksun  etkisinin zamanla kaybolması iyi sonuçlar için bir dezavantaj olmakla birlikte istenmeyen sonuçlar için bir avantajdır. Bu nedenler birçok meslek grubunu botoks yapmaya özendirmektedir. Kanunlar kimin botoks yapabileceği konusunda çok açık değildir. Bu açıktan yararlanarak her branştan tıp doktorunun, diş hekiminin, hemşire, sağlık personeli hatta sağlıkla ilgisi olmayan kişilerin bile botoks yaptıkları tesbit edilmiştir.

Kısaca hatırlatacak olursak botulinum toksini kasları felç eden çok güçlü bir zehirdir. Piyasada Botox ve Dysport gibi isimler altında satılmaktadır. Bunlar FDA (Amerikan İlaç Yönetimi) tarafından kabul edilmiş maddelerdir. Ayrıca Çin ve uzak doğuda üretilen ancak FDA onayı olmayan yani güvenilirliği kanıtlanmamış botulinum zehirleri de kaçak olarak getirilip kullanılmaktadır.

İnsanlar botoks yaptırmaya karar verirken genellikle arkadaşlarının ve çevrenin etkisi altında kalmaktadırlar. Başvuracakları yer olarak daha önce arkadaşının gittiği veya medya reklamlarında gördüğü bir yeri hiç araştırma yapmadan seçebilmektedirler. Vücudumuza yaptırdığımız en küçük bir iğnenin bile önemi olduğunu unutmamalıyız.

Bu gün bütün dünyada kabul görmüş olan prensip botoksun estetik amaçlı olarak yalnız Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanları ile Dermatoloji (Cildiye) uzmanları tarafından yapılmasının doğru olduğudur.

Eğer botoks yaptırmaya karar verdiyseniz şunlara dikkat etmenizi öneririz:

  • Size botoks yapacak kişinin diplomalı bir plastik cerrah veya dermatolog (cildiye uzmanı) olmasına dikkat edin. Bilmiyor iseniz diplomasını görmek istediğinizi söyleyin. Şık ve gözalıcı bir merkeze başvurmanız size doğru kişinin botoks yapacağını garanti etmez.
  • Botoks yapılırken maddenin sizin önünüzde hazırlanmasını isteyin ve kutusunu görün. Şişedeki isim size tanıdık gelmiyor ise yaptırmayın. Türkiye’de şu an mevcut yasal botulinum toksinleri Botox ve Dysport’dur.
  • Güvenilir ellerde bir botoksu ayni anda başka biri ile paylaşabilirsiniz. Ancak ne zaman hazırlandığını bilmediğiniz ve daha önce kimde kullanıldığı belli olmayan botoksu kendinizde kullandırmayın.
  • Botoksun bir dolgu maddesi olmadığını ve etkisinin farlı olduğunu unutmayın.
  • İleri derecede yıpranmış ve yaşlı yüzlerde botoksun fazla yararlı olamadığını bilin.

Son olarak botoksun yüz estetiğinde önemli ve olumlu bir yeri olduğunu tekrar hatırlatmakta yarar vadır. Hekiminizi doğru seçtiğiniz takdirde güvenle yaptırabilirsiniz.

İlgili bağlantı: Clostridium botulinum toksini

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Burun estetiğindeki yenilikler

Çok iri ve uzun burunlar toplumda her zaman dikkat çekmiş ve genellikle olumsuz etki bırakmıştır. Cyrano de Bergerac (Sirano dö Berjerak) ve Pinocchio (Pinokyo) klasik edebiyat kahramanları olarak  aklımızda kalan canlı örneklerdir. İnsanların bu kadar duyarlı olduğu bir konudaki düzeltme çabaları da bu semboller kadar eskidir.

Yüz yılı aşkın bir geçmişi olan estetik burun ameliyatları çeşitli evrelerden geçmiştir. Bindokuzyüzlü yılların ortalarına kadar burun estetiği daha çok “pinokyo burunlu” kişilere uygulanmıştır. Amaç komik görüntüyü insan içine çıkacak hale getirmektir. Estetiğin gelişmesi ile özellikle kadınlar burnun yüz güzelliğine olan katkısını farkettikleri için burunlarının küçük ve kalkık bir hale gelmesini istemeye başlamışlardır.

Estetik cerrahinin gelişme döneminde olduğu 1960 lı yıllarda estetik cerrahi yapanların sayısı çok azdı ve burun ameliyatı olabilmek bir ayrıcalıktı. Bundan sonraki 20 yılda estetik burun ameliyatlarının sayısı çok arttı. Kalkık burun moda oldu. Bu yıllarda kadınların burun estetiğinden bekledikleri yüzlerine göre çok küçük kalan ufacık burunları ve delikleri görünecek kadar kalkık duran burun uçları ile hemen farkedilmek ve dikkati çekmekti. Burun kıkırdak ve kemiklerinin önemli bir kısmı ameliyat sırasında alındığı için hepsinin çok tipik bir “estetikli burun” görüntüsü olurdu. 15-20 yıl öncesine kadar estetik burun ameliyatlarının özü kemik ve kıkırdakları çıkartarak yapılan küçültme ve kaldırma ameliyatları idi.

Zaman hızla değişiyor ve estetik anlayışı da buna uyum gösteriyor.  Zamanında bir ayrıcalık ve sosyetiklik sembolü olan “estetikli burun görünümü” günümüzde artık eskisi kadar kabul görmemektedir. Aslında yapay olan bu sözde güzel burun görüntüsü doğal güzellerde yoktur. Çünki doğuştan güzel olan burunlarda kemik ve kıkırdaklar normal yerlerinde ve büyüklüklerindedirler. Böyle güzeller görenler tarafından güzel burunlu değil güzel yüzlü olarak algılanırlar. Bunun nedeni burunlarının yüzleri ile uyum içinde ve özel olarak dikkati çekmiyecek doğal güzellikte olmasıdır. Günümüzün bilinçli insanları artık doğallık ve sadelik aramaktadır. Bu anlayış burun ameliyatlarını da etkiledi. Artık hastalar burun estetiği sonrası abartılı değil, doğal güzellikte bir buruna sahip olmak istiyorlar.

Günümüzün modern burun ameliyatlarında eğer zorunlu değil ise burunda küçültme herkeste yapılmamaktadır. Burnun yalnız değiştirilmesi istenen hatalı kısımları ile oynanmakta ve mevcut hatalar çok kez kemik ve kıkırdakları çıkartarak değil şekillerini değiştirip daha hoş görünecek bir şekle sokarak yapılmaktadır. Hatta güzelliği sağlamak için bazı yerlerde kıkırdak ve kemik ilavesi bile yapılabilmektedir. Çoğu kez fazlası olan bölgelerden alınan dokular eksiği olan bölgelere taşınarak ayni miktar kemik ve kıkırdak ile çok daha güzel ve doğal görünen burunlar elde edilebilmektedir.

Burnun doğal anatomi ve işlevini koruyarak yapılan modern estetik ameliyatlar pek çok faydalar getirmiştir:

  • Artık burun ameliyatlarının bitiminde burun deliklerine tampon genellikle konulmamaktadır ve hastalar ameliyattan hemen sonra normal yollardan nefes alabilmektedirler.
  • Ameliyat sonrası ağrı hemen hemen olmamaktadır.
  • Ameliyat sonrası morluk ve şişlikler daha az olmakta ve daha çabuk düzelmektedirler.
  • Ameliyat sonrası ortaya çıkan şekil yıllar boyunca bozulmadan kalabilmektedir

Estetik burun ameliyatlarında açık tekniği kullanan Prof. Dr. Ege Özgentaş’a göre başarılı bir estetik burun ameliyatı söyle anlaşılır: Ameliyat olduğunu bilmeyen arkadaşları kişiyi gördüklerinde kendisine yüzünün çok değiştiğini ve güzelleştiğini söylemeli ancak bunun burun ameliyatına bağlı olduğunu anlamamalıdırlar. Sokakta yürürken insanların birbirine “bak estetikli bir burun geçiyor” diye gösterdiği kişiler başarısız bir ameliyat geçirmişlerdir.

İlgili bağlantılar:
Burun güzelleştirilmesi
Estetik burun ameliyatı sonrası ağrı
Burun estetiğinde yağ dolgusunun yeri
Burun estetiği kimlere yapılmalı?