Amerikan Estetik Cerrahi Kongresi Montreal’de yapıldı

Dünyanın en prestijli estetik cerrahi kongresi olan Amerikan Estetik Cerrahi Derneği (ASAPS) kongresi bu yıl Kanada’nın Montreal kentinde yapıldı. Kongrenin yapıldığı “Montreal Kongre Sarayı” (Palais des congres de Montreal) dev salonları, gözalıcı mimarisi ve modern teknolojisi ile insanı hayran bırakan bir yapı. Amerika dışından da katılımcıları olan kongrede 4 gün boyunca estetikteki son yenilikler tartışıldı.

Türkiye’den Prof. Dr. Ege Özgentaş ve 10 kadar estetik plastik cerrahın katıldığı bu kongrede öne çıkan başlıkları ve önemli noktaları sitemiz sayfalarında sizlerle paylaşacağız.

Prof. Dr. Ege Özgentaş ASAPS kongresine gidiyor

Amerikan Estetik Cerrahi Derneği (ASAPS) kongresi bu yıl Kanada’nın Montreal şehrinde yapılıyor. Prof. Dr. Ege Özgentaş ve eşi Psikolog Uğur Özgentaş, Op. Dr. Naci Çelik ve Prof. Dr. Onur Erol kongreye katılmak üzere Atatürk Havalimanındalar.

Çene altı (gıdı) yağlarını eriten ilaç ABD’de onay aldı

Gıdı olarak da adlandırdığımız çene altı bölgesindeki yağlar estetik yönden rahatsız edicidir. Estetik açıdan alt çene ile boyun arasında dik bir açı olması istenir. Oysa çene altı yağlar boyun-çene ilişkisini bozan bir kabarıklık oluşturur ve alt çenenin çıkıntısını gölgeler. Ayrıca önden bakıldığında çene çıkıntısının altında ikinci bir çene varmış gibi bir izlenim verir. İngilizce konuşan ülkeler bu görüntüye çift çene (double chin) adını verirler.

Gıdı yağlarının alınması yüz ve boyun estetiğinin ana ögelerinden biridir. Klasik olarak bu yağlar çene altından yapılan küçük bir kesiden girilerek direk olarak alınabilir. İkinci yöntem ise liposuction ile kesi yapılmaksızın küçük bir delikten girilip yağların emilerek alınmasıdır. Her iki yöntem de ağrılı olduğundan lokal veya genel anestezi ile yapılır ve ameliyathane koşullarında gerçekleştirilebilir. Amaç ister estetik ister tedavi edici olsun ameliyathane kullanımı masraflıdır ve ameliyathaneler ancak özellikli sağlık kuruluşlarında mevcuttur.

Uzun süredir bazı maddeler enjekte ederek yağları ameliyatsız olarak eritme yöntemi üzerinde araştırmalar yapılmakta idi. Sonunda aktif maddesi deoksikolik asid (deoxycholic acid) olan bir ilaç Amerikan Gıda ve İlaç Yönetiminden (FDA) onay aldı. Piyasaya Kybella adı altında sürülmesi beklenen ilacın henüz fiyatı belli değildir. Ancak FDA bu ilacın yalnızca çene altı (gıdı) yağları için kullanımına izin vermiş olduğundan diğer bölgelerdeki yağların etirilmesi için kullanılması uygun görülmemektedir.

Yağ eritici ilaç (Kybella) çok ince iğneler ile çene altındaki yağların içine küçük miktarlarda enjekte edilmektedir. Bir kerede yapılan enjeksiyon sayısı 50 ye kadar çıkabilir. İğneler genellikle çok az ağrı verdiğinden anesteziye gerek duyulmaz ve poliklikin şartlarında veya muayenehanelerde yapılabilir. Enjeksiyon sonrası kişi günlük hayatına devam edebilir. Tedavinin etkili olabilmesi için birer aylık aralar ile iki veya altı kereye kadar tekrarlanması gerekebilmektedir.

Doğru kullanıldığı takdirde ilacın yan etkilerinin az olduğu bildirilmiştir. Bazan ameliyat sonrası enjeksiyon bölgesinde şişlik oluşabilmekte ancak bu bir iki gün içinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Buna karşılık ilacın yanlış kullanılması halinde ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Çünkü bu ilaç yalnız yağ dokusunu eritmekle kalmamakta yanlış yerlere enjekte edildiğinde adale, deri ve sinirleri de yaralayabilmektedir. Bu nedenle yalnızca bu konuda uzman kişiler tarafından yapılması tavsiye edilmektedir.

2015 sonbaharında piyasaya çıkması ve kullanılmaya başlanması beklenen bu ilacın Türkiye’ye ne zaman geleceği belli değildir.

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Liposakşında hangi metot daha iyi?

Liposakşın (liposuction) yağların bir vakum pompası yardımı ile ucu künt bir boru içinden emilerek alınması işlemidir. 1980 li yıllardan itibaren giderek artan şekilde kullanılmaya başlayan bu teknik vücut şekillendirme cerrahisinde bir devrim yaratmıştır. Yağlar bir santimetreden daha küçük çapı olan deliklerden girilerek alındığı için pratik olarak iz bırakmadan yapılabilmesi liposakşının çok popüler olmasında önemli rol oynamıştır.

Liposakşın yağın alınacağı bölgeye hiçbir ön işlem yapılmadan direk olarak uygulanabilir. Buna kuru teknik (dry technique) adı verilir. Eğer emilen yağlar başka bir bölgenin doldurulmasında kullanılacak ise bu en iyi yöntemdir.

Fazla miktarda yağ alınacak ise kanama ve morarmayı azaltmak için yağ alınacak bölgelere liposakşın öncesi özellikli bir sıvı verilebilir. Buna ıslak teknik (wet technique) denilir. Bazı cerrahlar liposakşın yapılacak bölgeleri önceden sıvı ile iyice şişirmeyi tercih ederler. Buna da süper-ıslak teknik (super-wet technique) adı verilir.

Yağların alınması direk olarak vakum pompasındaki emme gücüne bağlı olarak yapıldığında buna klasik liposakşın (SAL – suction assisted liposuction) adı verilir.

Yağlar önceden ses titreşimlerinin yarattığı ısı ile parçalanıp daha sonra vakum ile çekilir ise buna ultrasonik liposakşın (UAL – ultrasonic assisted liposuction) adı verilir.

Yağlar önceden laser ışını ile parçalanıp daha sonra vakum ile çekilir ise buna lazer liposuction (LAL – laser assisted liposuction) adı verilir.

Kliniğimize liposakşın için başvuran hastalar sık olarak hangi metodun daha iyi olduğunu sormaktadırlar. Hastalardaki bu kafa karışıklığının nedeni genel olarak bazı estetik internet sitelerinde okudukları “lipoşeyping (lipo-shaping), laser ile daha düzgün liposakşın, vaser ile morluk olmadan liposakşın, super wet teknik ile güvenli liposakşın vs” gibi daha çok reklama ve etki bırakmaya dönük yazılardır.

Aslında liposakşının amacı vücudu yeniden şekle sokmaktır. Bunu bir heykel yapmak gibi düşünebiliriz. Nasıl heykel sanatçısı yalnızca bir çekiç ve demir keski kullanarak olağanüstü sanat eserleri ortaya çıkartabiliyor ise iyi bir estetik cerrah da hangi yöntemi kullanırsa kullansın çok iyi sonuçlar ortaya çıkartabilir. Ayni benzetme ile sanat yeteneği olmayan kişiye en gelişmiş teknolojik aletleri bile verseniz iyi bir heykel yapamayabilir ve deneyimsiz bir estetik cerrah da hangi tekniği kullanırsa kullansın mükemmel olmayan sonuçlar ortaya çıkartabilir. Estetik ameliyatlarda önemli olan kullanılan aletler değil onları kullanan cerrahın becerisidir.

Liposakşın dahil bütün estetik cerrahi ameliyatlarında tekniği değil hekiminizi seçmeye özen gösterin. Ameliyatın başarısını tekniğe değil hekimize bağlıdır.

İlgili yazılar:
Fazla Yağlardan Nasıl Kurtuluruz?

 

//

 

İsviçre hayvansal hücre ile yaşlanma önleyici tedavileri soruşturuyor

İsviçre yaşlanma önleyici tedavilerin yapıldığı özel klinikleri ile meşhurdur. Bu kliniklerde hayvan ceninlerinden alınan hücreler insanlara enjekte edilerek dokuların yenilenmesi yani gençleşme sağlandığı iddia edilmektedir.

Hayvan fetus (cenin) hücrelerinin insanlara enjekte edilmesi 1930 larda İsviçreli bir hekim olan Paul Niehans tarafından uygulanmaya başlamıştır. Bu yöntemle paratiroid, karaciğer, pankreas, böbrek, kalp, timus ve dalak gibi organlarda yenilenme sağlandığı iddia edilmiştir. 1950 lerde hayvan cenin hücreleri dondurularak saklanmaya ve ihtiyacı olanlarda eritildikten sonra enjekte edilmek suretiyle kullanılmaya başlanmıştır.

Avrupa’lı hekimler tarafından kısmen kabul gören bu tedavi Amerika’da yasal olarak kabul görmemiştir.

İsviçre’de Lausanne ve Montreux şehirleri arasında göl kıyısında hayvansal hücreler ile yaşlılık önleyici tedaviler yapan çok sayıda klinik mevcuttur. Buralara Çin, Ortadoğu ve Rusya’dan gelen zengin kişiler ciddi miktarlar ödeyerek tedavi yaptırmaktadırlar.

İsviçre Sağlık Bakanlığı 2014 yılında 30 un üzerinde kliniğe uyarıda bulunarak bu tedavileri durdurmalarını bildirmiştir.

Başta Çin Medikal Turizm temsilcileri olmak üzere bu klinikler yaptıkları tedavilerin etkili ve yararlı olduğunu öne sürerek karara itiraz etmişlerdir.

İsviçre sağlık bakanlığı izinsiz olarak hayvan hücresi enjeksiyonu yapan çok sayıda klinik hakkında yasal soruşturma başlattığını duyurmuştur.

İnsan veya hayvandan olsun, başkasından alınan canlı hücreler ile yapılan tedaviler risklidir. Çünkü bu hücrelerin hangi koşullarda nasıl davranacakları henüz tam anlaşılmamıştır. Verilen hücrelerin faydalı işler yapması beklenirken istenmeyen zararlı etkileri ortaya çıkabilir ve bunun nasıl önleneceği henüz bilinmemektedir. Bu nedenle tıp otoriteleri tarafından önerilmeyen tedavilere itibar etmemekte yarar vardır.

Hekimlikte 40. yıl

14 Mart Tıp Bayramı 2015 etkinlikleri arasında meslekte 40. yılını tamamlayan hekimlere plaket verilmesi töreni de vardı. Hekimlikte 40. yılını dolduran Prof. Dr. Ege Özgentaş’a plaketi İstanbul Tabip Odası tarafından verildi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu Oditoryumu’nda 14 Mart 2015 Cumartesi günü yapılan törene eşi ile birlikte katılan Prof. Dr. Ege Özgentaş kısa bir konuşma da yaptı.

Amerika’da 2014 yılı estetik ameliyatları

Amerikan Estetik Cerrahi Derneği (ASAPS) 2014 yılı istatistiklerini açıkladı.

Estetik ameliyatların %40’ı 35 ile 50 yaş arasındakilere yapılmış. 65 yaşın üzerinde estetik yaptıranlar %10 oranında imiş.

35-50 yaş arasında en çok yaptırılan ameliyat liposuction (yağların vakumla emilerek alınması) ameliyatı olmuş. 65 yaş üzerindekilerde ise en çok yapılan yüz germe ameliyatı olmuş.

Bütün estetik işlemler dikkate alındığında en çok yapılan estetik ameliyatlar sırası ile liposuction (yağların vakumla emilerek alınması), meme büyütme (silikon protez), gözkapağı estetiği, karın germe ve burun estetiği olmuştur.

Cerrahi olmayan estetik işlemlerde en çok yapılan botulinum toksini enjeksiyonu olmuştur. Bunu dolgu (hyaluronic acid) takip etmiştir.

Kalça büyütme ameliyatlarında %86 lık bir artış görülmüştür.

Estetik yaptıranların %90 ı kadınlar %10 u ise erkekler olmuştur.

Erkeklerin en çok yaptırdıkları estetik ameliyatlar sırası ile liposuction (yağların vakumla emilerek alınması), burun estetiği, gözkapağı estetiği, jinekomasti düzeltilmesi (büyük memelerin alınması) ve yüz germe ameliyatı olmuştur.

Ülkemizde estetik ameliyatlar ile ilgili herhangi bir istatistik veri bulamadığımız için karşılaştırma yapamıyoruz. Ancak ülkemizde de en çok yapılan cerrahi dışı estetik işlemin botulinum toksini ve dolgu maddeleri  (hyaluronic acid) enjeksiyonu olduğu bilinmektedir.

Hacettepe Plastik Cerrahi Anabilim Dalı’nın 50. kuruluş yıldönümü kutlandı

Hacettepe Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı’nın kuruluşunun 50 yıldönümü Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Kültür Merkezi’nde 27-28 Şubat 2015 tarihlerinde kutlandı.

Prof. Dr. Güler Gürsu tarafından kurulan Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi bölümü bugüne kadar 80 Plastik Cerrahi Uzmanı yetiştirmiştir.

Hacettepe Plastik Cerrahi Bölümünün yetiştirdiği 6. uzman olan Prof. Dr. Ege Özgentaş bu kurumda 1975 yılında asistanlığa başlamıştı.

Prof. Dr. Ege Özgentaş’a kendisini yetiştiren kurumun bugünkü anabilim dalı başkanı olan Prof. Dr. Figen Özgür tarafından bir plaket verilmiştir.

Estetik Ameliyatlar ve Din

Din ve Estetik

Güzellik insanların sosyal hayatında çok önemli bir yere sahiptir.

Dinler de ayni şekilde insanların sosyal hayatında çok önemli bir yer tutmaktadır.

Hernekadar kadın güzelliği toplumlarda takdir edilmiş ise de kadının cinsel yönden çekiciliği söz konusu olduğunda bunun öne çıkartılması pek çok kültürde kolay kabul görmemiş ve bastırılmaya çalışılmıştır.

Kadın güzelliğini kadın cinselliğinden ayırmak çok zordur. Günümüzün modern kadını için güzel ve seksi görünmek ayıp olarak kabul edilmemektedir. Doğası gereği her kadın güzel olmak ister ve kendini güzel bulmuyor ise daha güzel olmak için çaba harcar. Makyaj, düzenli egzersiz, kilo kontrolu ve vücut bakımı bu amaca ulaşmak için izlenen alışılmış yollardır. Ancak güzellik konusunda son noktayı estetik işlemlerin koyduğu da bir gerçektir. Bu gerçeğin ışığı altında estetik işlemlerin bütün dünyada hızlı bir şekilde artması şaşırtıcı değildir.

Peki dinler estetiğe nasıl bakıyor?

vatikan-estetikvatikan-estetik2Vatikan’nın 4-7 Şubat 2015 te düzenlediği üst düzey toplantının konusu “Kadın’ın kültürü: eşitlik ve farklılık” idi. Toplantının ana konularından biri de “Kadın vücudu: kültür ve biyoloji arasında” başlığını taşıyordu. Çeşitli yorumcular bu toplantıda estetik işlemlere de gönderme yapıldığı inancındalar. Bir konuşmacının “Plastik cerrahi etten yapılmış bir tesettürdür” dediği öne sürülmektedir. Vatikan’ın estetik yaptıran vatikan-estetik1kadınları “yüzeyelliğin ağına yakalanmış, uygunsuz düşünceleri olan ve arzularına esir düşmüş kişiler” olarak göstermek istediği söylenmektedir. Buna karşılık toplantının duyurusunu yapmak için hazırlanan halkla ilişkiler videosundaki bayanın yüzünde bir tane bile kırışıklık ve lekenin olmayışı muhtemelen estetikli olduğunu düşündürmüş ve verilmek istenen mesaj ile ters düştüğü söylenmiştir.

İslamiyetin estetiğe nasıl baktığına gelirsek. Bazı tutucu çevrelerin bırakın estetik yaptırmayı kadının ortada görünmesine bile karşı çıktığını biliyoruz. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda her kesimi mutlu edecek ucu açık bir karar aldığını biliyoruz. Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı 2 Şubat 2003 tarihli duyurusunda “vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek, bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemidir. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere ise dinimizde izin verilmiştir” göndermesi yapıldıktan sonra:

“Estetik ameliyatın;
a) salim fıtratı bozmak kastı olmamak,
b) yapılmasında bir yarar veya yapılmamasında mevcut bir zarar bulunmak,
c) hile, aldatma veya karşı cinse benzeme kastı bulunmamak,
d) hukukî karışıklığa ve yanlış anlamaya yol açmamak,
kaydıyla bir tür tedavî olarak yaptırılmasında sakınca olmadığına karar verildi.”
denilmiştir.

Din ve bilim farklı alanlardır. İnanç dünyası ile deney ve gözlemlere dayalı pozitif bilimler birbirleri ile kıyaslanmamalıdır. Dinler ahlaklı bir toplum oluşturmayı hedefler. Estetik ameliyatlar ise insanları mutlu ve güzel yapmayı amaçlar. Ahlak dışı işler için yapılmadığı sürece estetik ameliyatların vicdani ve dini yönden bir sakıncası olmaması gerekir.