Büyük Memeler

“Memelerim Çok Büyük”

Memeler kadın vücudunun en karakteristik parçası olduğu kadar güzelliğinin de belirleyici özelliğidir. Estetik ve güzellik bütünü yaratan parçaların birbiri ile uyumu sonucu ortaya çıkar. Memelerin küçük olmaları gibi belirli bir hacimden büyük olmaları da vücut ahengini bozar. Memenin normal dışı büyümesi meme hipertrofisi olarak isimlendirilir. Hastalar genellikle yukarıdaki başlıkta gösterilen şikayet ile bize başvurular.

Memede büyüme nedenleri

Adolesan sonrası ileri yaşlarda meme büyümesinin en önemli nedeni şişmanlıktır. Ancak adolesandan itibaren göğüslerin büyük olması daha çok genetik yani ailesel nedenlere bağlıdır. Nadir olarak bazı hormonal dengesizlikler de sonradan ortaya çıkan meme büyümesi yapabilir. Meme içi tümörler de büyüme yapabilir ancak bu genellikle tek taraflıdır ve kitlenin ele gelmesi ile kolayca diğerlerinden ayrılır.

Kadınlarda memede büyüme

Kadın memesinin ortalama hacmi değişkenlik gösterir. Uzun boylu ve iri yapılı kadınlarda büyük memeler hoş durur. Buna karşılık ufak tefek kadınlarda çok iri memeler estetik açıdan hoş görünmeyebilir. Hemen her kültürde kadınların dolgun göğüslü olanları daha çekici olarak değerlendirilir ama bunun da bir sınırı vardır. Memeler her ne kadar dişiliği temsil eder ise de çok büyük olmaları güzelliğe ayni oranda katkı sağlamaları anlamına gelmez. Ayrıca medya da bu konuda toplumu olumsuz etkilemektedir. Yakın zamana kadar özellikle medya meşhuru kadınların memelerini yapay olarak aşırı büyütmeleri nedeni ile Amerika başta olmak üzere tüm dünyada kadınlar arasında büyük meme yarışı başlamış idi. Fakat son yıllarda öncelikle Avrupa’da kadınlar tekrar memelerini normal boyutlara küçültmeye başladılar.

Büyük göğüslerin yarattığı sorunlar

Memelerdeki büyüklük belli bir eşiği geçerse ortaya fiziksel şikeyetler de çıkmaya başlar. Dev büyüklükteki memelere gigantomasti denilir.

  • Büyük memeler genellikle sarkık olurlar. Bunun nedeni ağırlıkları yüzünden yerçekimine yenik düşmeleridir.
  • Dev memeli olanlar koşmakta ve bazı hareketleri yapmakta zorlanırlar.
  • Böyle kişiler kendilerine uygun kıyafet bulmakta sorun yaşarlar.
  • Genç kızlar arasında dev memeli olmak alay konusu olabilir ve psikolojik sorunlar yaratabilir.
  • Dev memelerin yarattığı fiziksel sorunlar arasında boyun ağrısı ve boyun omurlarında hasar, kamburluk, sırt ağrısı ve vertebrada disk hernileri yani omurga fıtıkları (bel ve boyun fıtıkları) sayılabilir.
  • Meme altlarında kötü koku, pişikler ve yaralar hem sosyal hem de sağlık yönünden ortaya çıkan sorunlardır.

Büyük Memeleri Küçültme

Göğüsleri küçültmenin yolları

Kadınların çoğu memelerini doğal yollar ile yani cerrahi bir işlem yaptırmadan küçültmenin arayışı içindedirler. Bu ancak şişman kişilerin zayıflaması ile mümkündür. Ancak kilo verme durumunda vücudun diğer bölgeleri de zayıflayacağından meme/vücut oranı değişmeyecektir. Ayrıca zayıflayan memeler genellikle daha da sarkık görünürler. Bunun dışında haricen kullanılan merhemler, memeleri giysi veya bandajlar ile baskı altına almak, ilaçlar ve diğer çeşitli yöntemlerin bir etkisi olduğu gösterilememiştir.

Büyük memeler nasıl küçültülür ?

Bu sorunun yanıtı günümüzde yalnızca “cerrahi olarak” şeklinde verilebilir. 1900 lerin başlarında meme küçülme ameliyatları tümör çıkartma ameliyatları gibi değerlendirilmiş ve memenin yarısı veya daha fazlasını ampute ederek gerçekleştirilmiştir. Kalan memenin estetik görüntüsü üzerinde fazla durulmamıştır. Oysa günümüzde meme küçültme ameliyatının amacı hem işlevsel olarak emzirmeyi devam ettirmek hem de görüntü olarak kabul edilebilir bir şekil elde etmektir. Önüne geçilemeyen bir gerçek kesilen her yerde az veya çok bir iz kalmasıdır. Memede de bir kısmı çıkarıldığında bir iz kalacaktır. Teorik olarak çıkarılan kısım ne kadar fazla ise yani meme ne kadar büyük ise kalacak iz de o kadar fazla olacaktır. Günümüzdeki ameliyat yöntemleri izleri en aza indirecek şekilde değişikliklere uğramıştır.

Memeleri küçültme yolları

Memelerin ancak ameliyat ile etkili şekilde küçültülebileceğini söylemiştik. Memeler büyüdükçe yapılacak ameliyat daha komplike ve zor hale gelmektedir. İdeal bir meme küçültme ameliyatında şunlar göz önüne alınmalıdır:

  • Mümkün ise emzirme fonksiyonu korunmalı
  • Nipple-areola kompleksi denilen meme ucu ve onu çevreleyen esmer daire korunmalı veya yeniden oluşturulmalı.
  • Meme gerektiği kadar küçültülmeli
  • Yeni memenin konik şekli sağlanmalı.
  • Mümkün olduğu kadar az iz bırakılmalı.
  • Memeler dik olmalı yani sarkıklıkları giderilmelidir.

Her ne kadar teorik olarak bu kurallara uyuası beklense de teknik olarak bunların hepsini ideal ölçüde sağlamak her zaman mümkün olmayabilir. Örnek verecek olursak çok büyük memeler küçültüldüğünde meme dokusu ve bezlerinin de büyük kısmı çıkartılmaktadır. Kalan kısımların yeterli süt üretebileceği her zaman garanti edilemez. Yeterli meme bezi bırakıldığı zaman da istenilen küçülme sağlanamaz. Meme küçültme ameliyatlarının en büyük sıkıntısı bazı olgularda ameliyat sonrası göğüslerin hala büyük kalmasıdır.

Göğüsleri küçültmek için ne yapmak lazım

Memelerin küçülmesi için ne yapılmalı sorusunun yanıtı ameliyat edilmeli şeklinde vermiştik. Meme küçültme ameliyatlarına tıp dilinde reduction mammaplasty adı verilir. Ameliyat ciddi bir işlemdir ve bazı beklenmeyen sorunları (komplikasyonları) olabilir. Meme küçültmenin esasını memenin konik şeklini bozmadan önemli bir parçasını çıkartmak oluşturur. Ancak büyük memelerde genellikle meme başı da çıkartılması gereken kısım içinde yer alır. Meme başı estetik ve fonksiyonel olarak önemli bir parçadır ve çıkartılıp atılamaz. Yeni memenin konisinin tepe noktasına yerleştirilmesi gerekir. Bu riskleri olan ve incelik isteyen bir işlemdir. Meme içindeki kan dolaşımını bozacak bir hareket meme başının çürümesine (nekroz olmasına) neden olabilir. Bu gibi aksilikler ile karşılaşmamak için meme küçültme ameliyatının yalnızca plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahlar tarafından yapılması gerekmektedir. Bu konuda tanımlanmış pek çok ameliyat yöntemi vardır. Acak bu yöntemlerden hiç birinin en iyisi olduğu söylenemez. Konuya hakim olan ve yaptığı ameliyat konusunda yeterli deneyimi olan plastik cerrah iyi sonuç alır. Buna karşılık deneyimi az olanların sonuçları hangi yöntemi kullanırsa kullansın her zaman ayni başarıyı gösteremiyebilir.  Prof. Dr. Ege Özgentaş meme küçültme ameliyatlarında kendisinin geliştirdiği ve uluslararası kongrelerde tanıttığı özel bir teknik uygulamaktadır.

Meme Küçültme Fiyatları

Hastalar sıklıkla internetteki arama motorlarını kullanarak göğüs küçültme fiyatları ile ilgili araştırma yapmaktadırlar. Burada amaç muhtemelen en uygun fiyatı bulmaktır. Hem Türk Tabipleri Birliği hem de hekimlik yasaları doktorların ameliyat fiyatlarını aleni olarak herkese açık ortamlarda ilan etmelerine, indirim kampanya promosyon vs. isimleri altında diğer meslektaşları ile ticari rekabet ortamı yaratacak faaliyetlerde bulunmalarına izin vermemektedir. Ayrıca ameliyatlar standart ticari ürünler olmayıp her hastada farklılıklar gösterebilmektedirler. Bu nedenle de muayenesi yapılmadan bir hastaya ameliyat ücreti verilmesi doğru değildir. Meme küçültme ameliyatları hastanın yaşına, sağlık durumuna, göğüslerinin şekil ve büyüklük derecesine göre farklılık gösterebilmektedir. Ayrıca başarısı hekimin deneyimi ile çok yakından ilişkilidir. En ucuz fiyatı bulmak ayni kalitedeki tedaviyi daha ucuza yaptırmak anlamına gelmez. Hekimliğin özellikle de plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahinin bir sanat olduğunu ve verilen hizmetin kalitesi arttıkça bedelini de artacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

İlgili bağlantı:
Meme (Göğüs) küçültme ameliyatı nasıl yapılır?

Ameliyat öncesi ve sonrası resimleri için Amerikan Estetik Cerrahi Derneği tarafından hazırlanan sayfayı ziyaret edebilirsiniz. (Lütfen açıklamayı okuyunuz)

Küçük Memeler

Küçük Göğüsler

Memelerin normal büyüklüğünün ne olması gerektiği kişisel tercihlere göre değişir. Ancak normal boy ve kiloda olduğu halde 150-200 mililitreden daha küçük memeleri olan kadınlarda küçük memelerden bahsedebiliriz. Meme küçüklüğüne tıp dilinde “hipopilazi” adı verilir. Nadir olarak memeleri hemen hemen hiç gelişmemiş kadınlar da vardır. Bu duruma meme yokluğu (agenezi) adı verilir.

Tedavisi

Meme küçüklüğü genel olarak ameliyat ile tedavi edilir.

Sentetik madde koyarak büyütme

En basit büyütme metodu piyasada satılan hazır maddeleri meme içine yerleştirmektir. İmplant ve protez olarak adlandırılan bu hazır ürünler çeşitli maddelerden imal edilir. En iyi bilinen ve en çok kullanılanları silikon protezlerdir. Protezlerin değişik boyut ve şekilleri mevcuttur. Meme içine çeşitli yerlerden (meme başı etrafı, meme altı, koltuk altı gibi) yerleştirilirler. Göğüs kası (pektoral kas) ile meme dokusu arasına yerleştirilebildikleri gibi göğüs kası altına da yerleştirilebilirler. Meme protezi konulan kadınlar anne olduklarında bebeklerini emzirebilirler.

Kişinin  kendi yağını vererek büyütme

Meme büyütmede son yıllarda giderek sık kullanılan diğer bir metod ise kişinin kendi yağını memelere enjekte ederek yapılan büyütmedir. Genellikle kadınların göbek, bel, sırt, basen, kalça, bacak içi ve diz içlerinden yağlar alınabilir. Bu yağlar gereksiz kısımları (kan, sıvı yağ, parçalanmış dokular, vücut sıvıları, alınırken verilen sıvılar vs.) ayrıldıktan sonra içindeki kök hücreler ile birlikte büyütülmesi istenen memelere enjekte edilirler. Yağ verme işlemi özel enjektörler ve özel kanüller (yağın verildiği ucu delikli borular) ile yapılır. Kendi yağı ile büyütmenin protez (yabancı cisim) lere göre pek çok olumlu tarafı vardır. Yağlar istenilen bölgeye istenilen miktarda verilerek mükemmel bir meme şekli sağlanabilir. Ayrıca asimetrik (birbirinden farklı görünen) memelerde iki tarafın tam olarak eşitlenmesinde çok yararlıdırlar. İstenmiyen tarafları ise zayıf kişilerde gereken miktarda yağın alınabilmesinin zor oluşudur. İkinci olarak yağ enjeksiyonları belli limitler dışında yapılırsa olumsuz sonuçlar alınabilir. Örnek vermek gerekirse ideal büyüklük için 400 ml yağ verilmesi gereken bir memeye bu miktar bir seferde verilmez. Önce 150 ml kadar yağ verilip 4-6 ay beklenir. Daha sonra ikinci bir 150 ml verilir. 4-6 ay sonra ise kalan 100 ml verilir. İşlemin çok seanslı olması bazı hastalar tarafından rahatsızlıkla karşılanmaktadır. Yağ enjeksiyonu ile meme büyütmede en önemli faktör yağların hasarsız olarak ve büyük miktarlarda alınabilmesi ve yağ alınan bölgelerde herhangi bir görünüm bozukluğu olmamasıdır. Bu işlem liposuction cihazları ile yapılır. Bu cihazlar son yıllarda giderek geliştirilmektedir. Yağları daha güzel ayırıp bütünlüğünü bozmadan emebilmek için su basıncı ile onları ayrıştırıp parçalamadan çeken cihazlar yapılmıştır. Zaman içerisinde daha gelişmiş cihazların piyasada görünmesi olasıdır.

İlgili yazılar:

Silikon meme protezleri hakkında daha fazla bilgi almak için ticari olarak hazırlanmış bu dokümanı okuyabilirsiniz.

Sarkık Memeler

Sarkık Memeler ve Tedavileri

Doğumlar, yaşlanma, aşırı kilo alıp verme gibi nedenler ile memeler dikliğini kaybedebilir. Sarkma (pitoz) denilen bu durumda meme başları olması gerekenden daha aşağıda bulunur ve memelerin altında normalden daha derin bir katlantı oluşur. Memenin öne doğru olan çıkıntılılığı azalır.

Tipleri

Meme sarkmaları bir kaç şekilde kendini gösterir:

  1. Memeler hem sarkık hem de küçüktür
  2. Memeler normal büyüklükte ama sarkıktır
  3. Memeler hem sarkık hem de normalden daha büyüktür

Yukarıdaki durumlar dışında memelerin sarkıklığı da değişik derecelerde olabilir. Güzel bir memede, ortasında bebeğin emzirildiği meme başının bulunduğu esmer renkli bölge (tıp dilinde areola olarak isimlendirilir) meme altındaki katlantı çizgisinden daha yukarıda olmalıdır. Sarkık göğüslerde meme başı ve areola memenin göğüs duvarındaki alt sınırı olan katlantı çizgisinden daha aşağı sarkar. Buna bağlı olarak da memeler olması gerekenden daha aşağı konumda bulunurlar ve öne doğru olan çıkıntıları azalır. Sarkmanın miktarı arttıkça düzeltme için meme derisi ve dokusunda daha fazla işlem yapılması gerekir. Bu da kalacak izin miktarı ve şeklini belirler.

Düzeltilmesi

Meme sarkıklığının düzeltilmesi ameliyatında ana prensip normalden daha aşağıda olan meme başını yukarıda bir bölgeye taşımak, sarkmış olan meme dokusunu toparlayarak yukarı yerleştirmek ve burada sabit olarak kalmasını sağlamaktır. Yayvanlaşmış ve sarkmış olam memenin toparlanması öne doğru olan çıkıntısını da arttırır. Belirlenen bu hedefe ulaşmak için yapılacak ameliyat memedeki sarkıklığın derecesine ve mevcut meme dokusunun miktarına bağlı olarak değişik şekillerde gerçekleştirilir:

  • Meme dokusunun normal büyüklükte olduğu hafif sarkmalarda meme başı çevresinden yapılan ve fazla farkedilmeyen bir kesi ile düzelme sağlanabilir.
  • Sarkma orta derecede ve memeler biraz küçük ise meme protezi konularak ve areola (meme başının bulunduğu dairesel esmer bölge) etrafında farkedilmeyen bir iz bırakılarak düzeltme yapılır.
  • İleri derecede olan sarkmalarda düzeltme sonrası areola çevresinde ve areoladan aşağı dik olarak inen bir iz kalır. Hastanın bünyesine göre bu iz farkedilmeyecek kadar ince olabileceği gibi değişen derecede farkedilebilir olabilir.
  • Memelerde büyüklük ile birlikte olan sarkmalarda da ameliyat sonrası areola etrafında ve areola altından dik olarak aşağı uzanan bir iz oluşur. İzin uzunluğu sarkıklığın ve meme büyüklüğünün derecesi ile orantılıdır. İzin ne kadar fark edilebileceği ise daha çok hastanın bünyesi ve yara iyileşme özellikleri ile ilgilidir.

Ameliyat öncesi ve sonrası resimleri için Amerikan Estetik Cerrahi Derneği tarafından hazırlanan sayfayı ziyaret edebilirsiniz. (Lütfen açıklamayı okuyunuz)
//

Deri Sıkılaştırma

Deriyi Sıkılaştıran Tedaviler

Ana fikir olarak derinin derin tabakalarındaki proteinleri ısıtarak bunların büzüşmesini dolayısıyla derinin sıkılaşmasını sağlayan bu işlemler “Derinin Ütülenmesi” olarak da isimlendirilirler. Diğer yaygın kullanılan isimlendirme ise “Ameliyatsız Estetik”dir. Başlıca tipleri şunlardır:

RF (Radyofrekans):

Yüksek frekanslı elektromagnetik dalgalar ısı üretir ve evlerimizdeki mikrodalga fırınlarda kullanılırlar. Tıbbi kullanım için geliştirilen cihazlarda bu dalgalar deride yanık veya yara oluşturmadan derinlerdeki kollajen lifleri ısıtarak sıkılaştırırlar. Sonuçta bazı kırışıklıkların azalmasına ve sarkıklıkların belli oranda giderilmesine yol açarlar. Ameliyathane ortamı olmaksızın direk olarak uygulanabilirler. Ciddi bir ağrı oluşturmadıklarından anesteziye gerek duyulmaz. Etkileri bir süre sonra görünür hale gelir ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

IPL (Intense pulsed light):

Kuvvetlendirilmiş bir ışık hüzmesi yaratan cihazlar ile deriye ışık enerjisi verilir. Oluşturulan ışık radyofrekansta olduğu gibi derinin derinlerindeki kollajen iplerini ısıtarak sıkılaştırır ve derinin gerginliğini arttırır. İnce kırışıklıklar, bazı leke ve çiller ile görünen kılcal damarların tedavisinde de kullanılırlar. Burada da anestezi veya ameliyathaneye gerek duyulmaz.

Avantajları:

  • Ameliyathane veya özel bir ortama gerek duyulmaz, poliklinik şartlarında uygulanır.
  • Vücudun herhangi bir bölgesindeki deriye uygulanabilir
  • Belirgin bir yan etkisi yoktur
  • Deri görüntü ve kalitesinde düzelme sağlar
  • Olumlu etkileri nisbeten uzun bir süre devam eder
  • Tedavi sırasında günlük yaşama ve işe ara vermek gerekmez

Kısıtlayıcı yanları:

  • İstenilen etkinin elde edilmesi için çok sayıda seans gerekebilir
  • Her tedavi sonrası bir süre güneşe çıkılmaması gerekir
  • Esmer ve güneş yanığı derilerde fazla etkili değildir

Hem IPL hem de RF hafif kırışıklık ve sarkmalarda etkilidirler. Kişilere ve deri yapılarına göre etkinlikleri de değişebilir.

Ameliyat öncesi ve sonrası resimleri için Amerikan Estetik Cerrahi Derneği tarafından hazırlanan sayfayı ziyaret edebilirsiniz. (Lütfen açıklamayı okuyunuz)

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Clostridium botulinum toksini

Botulinum Toksini ve Estetikte Kullanımı

Botulinum zehiri nörotoksin olarak da bilinir. Clostridium Botulinum adı verilen mikroplar (bakteriler) tarafından üretilir. Bilinen en tehlikeli zehirdir. Kasların kasılmasına mani olur yani kasları felç eder. Uzun süredir hekimlikte tedavi amaçlı olarak çok küçük miktarlarda enjekte edilerek kullanılmaktadır. Adaleleri felç ettiği için öncelikle kasılmalı felçlerin (spastic paralizi) tedavisinde kullanılmıştır.Halk arasında en iyi bilinen kullanımı estetik amaçlı olarak yüze enjekte edilmesidir. Çok bilinen bu uygulama dışında botulinum toksininin migren ağrılarını giderdiği de görülmüştür ve bu amaçla da kullanılmaktadır. Bu nörotoksin salgı bezlerinin ifrazatını da azaltmaktadır. Koltuk altı, avuç içi ve ayak terlemelerinin azaltılması için kullanılır. Ayrıca fazla tükrük salgısını azaltmak için de kullanılmaktadır.

Yüzdeki kırışıklıkların ve çizgilerin tedavisi:

Botulinum nörotoksinin en etkili olduğu bölgeler iki kaşın arası (glabella), alın ve göz çevresidir. Kaşların arasındaki dikine öfke çizgilerini, alındaki enine endişe çizgilerini ve gözlerin dış kısımlarında kaz ayağı diye adlandırılan bölgelerdeki yaşlı gösteren çizgileri başarılı bir şekilde azaltır veya kaybeder.

Kaşların kaldırılması veya düşürülmesi:

Botulinum nörotoksini enjekte edildiği bölgeye bağlı olarak kaşları kaldırabilir veya aşırı kalkık kaşların alçalmasını sağlayabilir. Ayrıca iki kaş arasındaki seviye farkının (asimetri) düzeltilmesinde de yararlıdır.

Boyundaki kırışıklıkların tedavisi:

Yaşlılıkta boyunda çene altından göğüse doğru inen dikine çizgiler boynun ön ve yan kısmında deri altında bulunan bir adalenin gevşemesine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu bölgeye yapılacak botulinum toksini bu çizgileri azaltabilir.

Nasıl yapılır?

Türkiye’de botulinum toksini iki ayrı isim altında pazarlanmaktadır. Kuru bir toz halinde bir şişe içinde gelir. Soğukta saklanması gereklidir. Kullanılacağı zaman toz sulandırılır ve çok ince bir iğne ile planlanan bölgelere enjekte edilir. Bu işlem muayenehane koşullarında ve anestezi gerekmektirmeksizin yapılır. Enjeksiyon genellikle ağrısızdır ve kişi işlemden hemen sonra normal hayatına dönebilir. Sulandırıldıktan sonra bu toksinin etkisi zamanla hızla azalır. Bu nedenle sulandırılmış toksin buz dolabında ancak birkaç gün muhafaza edilebilir. İşlemden tam yarar görebilmek için toksini sulandırdıktan sonra hemen kullanmak en uygunudur.

Etkisi süresi nedir?

Nörotoksin yapıldıktan iki üç gün sonra etkisini göstermeye başlar ve bu etki onuncu günde en üst düzeye ulaşır. Yaklaşık 3 veya 4 ay sonra etkisi azalmaya başlar ve bir süre sonra tamamen kaybolur. Bu nedenle uzun süreli sonuç isteniyor iser botulinum toksini uygulamasının belli aralıklarla tekrarlanması gerekir.

Yan etkileri:

Nadir olarak üst gözkapaklarında düşüklüğe yol açabilir. Verildiği yere bağlı olarak yutma güçlüğü, dudaklarda hareket bozukluğu yapabilir. Bütün bu istenmiyen etkiler zamanla azalarak tamamen kaybolur.

Prof. Dr. Ege Özgentaş botulinum toksini (Botox®) uygulamalarında mikroenjeksiyon tekniğini tercih etmektedir. Bu teknikte kırışıklıkların giderilmesi istenen alana çok az miktarlarda ama sık ve yüzeyel olarak enjeksiyonlar yapılmaktadır. Bu şekilde kaslar tamamen felç olmayıp hareketleri azalmaktadır. Böylece yüzde maske görüntüsü olmadan daha doğal bir şekilde kırışıklıklar giderilmektedir.

İlgili yazılar:

//

Dolgu Maddeleri

Deri Altına Dolgu Yapılması

Yaşlanma üzerinde yapılan araştırmalar yüz yaşlanmasında en önemli olaylardan birinin yüz derisi altındaki yumuşak dokuların ve hatta kemik yapıların bile eriyerek azalmaları olduğunu göstermektedir. Bu bize yaşlanmanın yalnız deriyi etkilemediğini başka dokuların da etkilendiğini öğretmiştir. Bu bilgi yaşlılık tedavisinde yalnız deri germe ameliyatlarının yeterli olmayacağını göstermiştir. Özellikle yüz bölgesinde azalan hacmin bir şekilde yerine konulması gerekmektedir. Hacim (volüm) kaybı yalnız yaşlanma ile ortaya çıkmaz. Kaza, enfeksiyon, hastalıklar ve doğuştan gelen faktörler de çeşitli vücut bölgelerinde çöküklük ve incelmelere yol açmaktadır. Tedavide en mantıklı ve geçerli olan yöntem eksikliği ayni doku ile gidermektir. Vücudun bir parçasından alınan bir dokunun (vücut parçasının) başka bir bölgeye yerleştirilmesine “greft konulması” işlemi denilir. Başlıca greft çeşitleri şunlardır:

Deri greftleri

En sık kullanılan greftlerdir. Ancak  bunlar hacim kazandırmakta oldukça etkisizdir ve daha çok yaralı deri bölgelerine deri yaması yapmak amacı ile kullanılır.

Kıkırdak ve kemik greftleri

Bunlar ancak az miktarlardaki eksiklikleri doldurmak için kullanılır. Bu dokuları fazla miktarda elde etmek mümkün değildir çünkü vücuttaki miktarları sınırlıdır ve genellikle fazlalık göstermezler.

Yağ dokusu

Fazla yağ dokusunun alınması çok eskiden beri uygulanan bir ameliyattır. Ancak eskiden çıkartılan yağ dokuları atılmakta idi. Son yıllarda dolgu maddelerine duyulan ilgi yağ dokusunun değerini ortaya çıkarmıştır. Günümüzde bilinen en iyi dolgu maddesi kişinin kendisinden alınan dokulardır. Bunların başında yağ dokusu gelir. Yağ dokusu eksilmiş yumuşak dokuları ayni yapıda bir kitle olarak yerine koyar. Ayrıca verildiği bölgedeki deriye canlılık ve tazelik getirir. Bunu muhtemelen içindeki vitamin etkisi yapan onarıcı maddeler (büyüme faktörleri ve kök hücreler) sayesinde gerçekleştirmektedir. Yağ ve doku enjeksiyonları şu anda bütün dünyada en çok kullanılan güzelleştirme işlemlerinin başında yer almaktadır. Yağın alınması ağrılı olduğundan ameliyathanede ve anestezi altında (lokal veya genel) gerçekleştirilir. Alınan yağlar saflaştırıldıktan sonra özel iğneler ile deri altına enjekte edilirler. Yağ dokusunun bir avantajı da liposuction ile küçük parçalar halinde alındığında derin dondurucu içinde (-60 ile -80 derecede) saklandığında uzun süre (birkaç yıl) canlı kalabilmesidir. Bu sayede hastaya ileride yeniden dolgu yapılması gerektiğinde yeniden ameliyat ile yağ alınmasına gerek kalmaz. Yalnızca  donmuş yağ eritilir ve ayni kişiye bu yağ dokusu ile dolgu yapılır. Güvenilirlik ve etkisi kanıtlanmış olan bu yöntemi Prof. Dr. Ege Özgentaş sık olarak uygulamaktadır.

Yapay olarak üretilen dolgu maddeleri

1980 li yıllardan beri laboratuvarda üretilen maddelerin dolgu amacı ile kullanılması üzerinde çalışmalar yürütülmektedir. Kısaca incelersek:

Kollajen

Zyderm ve Zyplast adı ile piyasaya sürülmüş ve başlangıçta büyük ilgi görmüştür. Ancak bazı kişilerde alerjiye neden olması ve zamanla erimesi nedeni ile zamanla kullanımı azalmıştır.

Vücuttaki maddeleri taklit eden ticari dolgular

Laboratuvarlarda üretilen sentetik maddelerin dolgu amacı ile kullanılması pratik bir çözüm sağlar. Bu maddelerin başında hyalüronik asit (HA) ve Poli L Laktik Asit gelir. Verilmeye hazır olarak enjektörlerin içinde satıldıkları için kullanımları kolaydır. Poliklinik şartlarında uygulanabilirler. Ancak her iki madde de vücut tarafından bir süre sonra tamamen yok edilmekte yani yapıldıkları bölgede zamanla eriyip kaybolmaktadırlar. HA vücutta bulunan bir maddedir. Bu nedenle enjekte edildiğinde yabancı cisim etkisi yapmaz. Ancak ticari olarak 1 ml lik enjektörlerde satıldığından fazla miktarlarda verilmeye uygun değildir. İyi tarafı ise istenmeyen bir durum ortaya çıktığında başla bir sentetik ilaç tarafından yok edilebilmesidir.

Vücutta mevcut olmayan kimyasal madde içeren dolgular

Son zamanlarda erimeyen kalıcı maddeler de piyasada bulunmaktadır. Fakat vücut için yabancı cisim olarak kabul edilen bu maddelerin sorun çıkardıkları takdirde tedavileri güç olmaktadır. Henüz güvenilir oldukları tam olarak kanıtlanamamıştır. Prof. Dr. Ege Özgentaş bu tür kalıcı dolguları kullanmamaktadır.

Kan ve İçindeki Maddeler

Son yıllarda “Vampir Yüz Germesi (Vampire Face Lift)” veya “Kök Hücre Yüz Germesi (Stem Cell Face Lift)” gibi isimler altında sunulan güzelleştirici enjeksiyon yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bu işlemler enjekte edildikleri bölgede hacim artışı sağlamaktan çok derinin tazelenmesi ve gençleştirilmesi amacı ile uygulanır. Burada hastanın kanı alınarak laboratuvara gönderilir. Çeşitli işlemler sonucu kan içindeki bazı maddeler (kök hücreler, plateletler, büyüme faktörleri vs.) yoğun olarak bir sıvı içinde toplanır ve bu zenginleştirilmiş sıvı deri altına enjekte edilerek deride yenilenme sağlanır. Fibroblastlar (deride bulunan özel hücreler) da bu iş için kullanılmaktadırlar. Kulak arkasından deri parçası alınarak içindeki hücreler ayrıştırılıp çoğaltılır ve daha sonra özel bir sıvı içinde deri altına enjekte edilir. Henüz çok yeni olan bu metotların etkinlikleri bilimsel olarak kanıtlanmaya muhtaçtır.

Derinin Soyulması (Peeling)

Peeling – Deri Soyma

Hafif yanıkların iyileşmesinden sonra özellikle yüz derisinin tazelenmiş görünmesi herkesin dikkatini çekmiştir. Deride yüzeyel yaralanma oluşturarak bazı iz ve kırışıklıkların giderilmesi fikri oldukça eskidir. Halk arasında derinin soyulması (peeling – piylink diye okunur) denilen bu işlem şu yöntemler ile yapılabilmektedir:

Traşlama veya zımparalama ile derinin soyulması:

Bu işleme tıp dilinde “dermabrazyon” denilir. Dönen pütürlü silindirler veya tel fırçalar, zımpara kağıdı, kum ve hatta kristal tuz kullanarak yapılabilir.
Derinin yüzeyel kısımları dikkatli bir şekilde aşındırılır. Çok özel aletler ile yapılanlar (mikrodermabrazyon) dışında genellikle ağrılı ve kanamalı bir işlem olduğundan ameliyathanede yapılması gerekir. Ameliyat sonrası yüzde oluşan yaranın iyileşmesi 5 ile 10 gün arasında bir zaman alır. İyileşme sonrası ortaya çıkan yeni derinin birkaç ay güneş ışığından korunması gerekebilir. Bu işlem derideki ince çizgilerin ve sivilce bozukluklarının giderilmesinde etkilidir ancak sarkmış derinin toparlanmasında yarar sağlamaz.

Derinin yüzeyel tabakasının yakıcı kimyasallar ile kaldırılması:

Tababetteki adı “kimyasal peeling” dir. Bu amaçla kullanılan değişik maddelere göre işlemler isimlendirilir. Örneğin “fenol peeling” denilen yöntemde fenol ve kroton yağı isimli kimyasallar kullanılırken “TCA peeling” denilen yöntemde triklor asetik asit denilen bir kimyasal kullanılmaktadır. Kimyasal peeling anestezi ve ameliyathane gerektirmeden muayenehanelerde yapılabilen bir işlemdir. Derideki ince kırışıklık ve çizgilerde etkilidir. Ancak bir doktor tarafından yapılması ve izlenmesi gereklidir. Daha yavaş etki eden bu nedenle hastaların kendileri tarafından sürülebilen kimyasallar da mevcuttur. Bunların başında “AHA” denilen alfa hidroksi asit maddesi gelir. Güvenli olmalarına karşın etkileri haftalar sonra görülür ve diğer yöntemler kadar dramatik değildir.

Cerrahi etkisi olan laser ışıkları ile yüz derisinin soyulması:

Laser ışını odaklandığı yerde çok yüksek bir ısı oluşturarak burasını buharlaştır. Derinin dış yüzüne odaklandırılırsa deride soyulma oluşturur. Yarattıkları ısı, etki ettikleri alanın derinlik ve genişliği ayarlanabilir olduğundan kontrollu bir yaralanma gerçekleştiriler. Ancak işlem ağrılı olduğundan anestezi altında yapılmaları gerekir. İyileşme süresinde deride bir kabuk oluşur ve sosyal hayata geri dönüş birkaç hafta alabilir.


//

Yüz Germe (Facelift)

Yüz Germe Nedir?

Yüz görüntüsü yaşlanma ile olumsuz değişikliklere uğrar ve eski tazeliğini kaybeder. Bunların en belirgin olanı derideki sarkmalardır. Yüz derisini gerdirme bu durumu düzeltmek için yapılan en eski ameliyattır.

Yaşlanmanın yüz bölgesinde yaptığı değişiklikler

  • Yüzdeki çizgiler çizgiler oluşmaya başlar. Sayı ve derinlikleri yaşlandıkça artar.
  • Yüze dolgunluk veren yumuşak dokular hem azalır hem de aşağı doğru sarkar
  • Yanak ve çene üzerindeki deri aşağı doğru sarkarak alt çene kenarında deri sarkıklıkları oluşturur.
  • Dudak köşeleri aşağı doğru sarkarak üzgün bir görüntü verir. Dudak kenarlarından alt çeneye doğru uzanan oluklar oluşur.
  • Burun ve yanak arasındaki oluk belirginleşir.
  • Çene altında gıdı bölgesi belirginleşir ve sarkar. Alt çene ve boyun arasındaki dik açı kaybolur ve burada toplanan sarkık deri olumsuz bir görüntü oluşturur.

Yüz yaşlanmasını hızlandıran çeşitli faktörler vardır. Bunların başında genetik geçiş gelir. Özellikle kadınlarda yüz yaşlanması anneden geçen genlere bağlıdır. Annelerinin yüzü geç yaşlanan kadınlarda genellikle yaşlanma daha geç başlar. İkinci önemli faktör ise güneş ışınlarına maruz kalma süresidir. Açık havada güneş altında çalışan veya aşırı bronzlaşma merakı olanlarda deri çok çabuk yıpranır ve yaşlanır. Bunun dışında stress, hastalıklar, sigara gibi faktörler de deri yaşlanmasında rol oynarlar.

Yüz gerdirme estetiği ile neleri elde edebilirsiniz:

  • Yanaktaki, dudak kenarlarındaki ve çene kemiği kenarlarındaki sarkık deriler belirli ölçüde toplanır.
  • Yüze daha dinamik ve genç bir görünüm gelir.

Yüz gerdirme estetiği ile neler düzelmez

  • Derideki ince kırışıklıklarda çok fazla değişme olmaz
  • Özellikle göz altlarındaki çökük bölgelerde fazla değişme olmaz
  • Yüz germe ameliyatı yaşlanmayı ve yaşlanmaya bağlı gelecekteki bozuklukları engelleyemez

Kimler yüz germe için uygun adaydır?

Orta yaş ve üzerindeki kişiler yüz germe için aday olabilir. 40 yaş altında yüz germe ameliyatını Prof. Özgentaş önermemektedir. Yüz germe yerine alternatif işlemleri tercih etmektedir (yağ dolgusu, yanak asma, lazer tedavileri gibi). Yüz germe ciddi bir ameliyattır ve sağlıklı kişilerde iyileşme daha kolay olmaktadır. Ciddi kronik hastalıklar (kalp, böbrek, karaciğer, akciğer ve kan hastalıkları), yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kan sulandırıcı ilaçlar kullanmak ve özellikle sigara içmek ameliyatı riskli hale sokabilecek durumlardır.

Ameliyat öncesi hazırlıklar

Ameliyata girecek herkesin ameliyat öncesi sağlık durumu sorgulanır ve hiçbir hastalığı olmasa bile bazı laboratuvar testleri yapılır. Özellikle Amerika’da plastik cerrahların çoğu sigara içen hastalara ciddi estetik ameliyatlar (yüz germe, karın germe, meme ameliyatları) yapmamayı tercih etmektedir. Bunun nedeni sigara içenlerde ameliyat sonrası yara iyileşmesi ile ilgili sorunların daha sık görülmesidir. Sigaranın zararlı etkilerinin azalması için ameliyattan haftalar önce bırakılması gerekir. Bunu yapamayan hastalar ameliyat öncesi olası olumsuzluklar ile ilgili bilgilendirilir ve kendi risklerini alarak ameliyat edilebilirler. Diğer çok önemli duru ise kan sulandırıcı ilaçlardır. Bunların mutlaka ameliyattan en az bir hafta önce kesilmeleri gerekir. Kan sulandırıcıyı mutlaka kullanması gereken hastaların bu ameliyattan vazgeçmeleri daha uygun olur.

Yüz germe ameliyatının detayları

Anestezi

Ameliyat genel anestezi (tam narkoz) veya sedasyon anestezisi altında yapılabilir. Genel anestezide hasta uyutulup bir solunum cihazına bağlanır. Ameliyat boyunca şuuru tamamen kapalıdır ve uyandığında hiçbir şey hatırlamaz. Sedasyon anestezisinde ise hastaya damardan sakinleştirici ilaçlar verilir ve ayni anda ameliyat bölgelerine lokal anestezi yapılır. Hastanın bilinci kapalı değildir ancak bir uyku halindedir. Ağrı duymaz ancak zaman zaman konuşulanları duyabilir ve ameliyatın bazı evrelerini hatırlayabilir.

Kesiler

Genellikle kulak önü ve arkası, saç içi gibi dikkati çekmeyecek bölgelere kesi yapılır.

  

Ameliyat sonrası

Yapılan işlemin büyüklüğüne göre ameliyat bölgelerine kanı dışarı akıtacak hortumlar (diren) konulabilir veya konulmayabilir. Ameliyat sonrası değişen miktarda morarma ve şişme (ödem) olur. Şişlik ve morlukların düzelmesi kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı durumlarda 4 haftayı bulabilir (ortalama iki hafta).

Risk ve olası istenmeyen durumlar (komplikasyonlar)

  • Genel anestezi verilmiş ise bunun bilinen riskleri
  • Kanama. Özellikle ameliyat sonrasında yara içinde kan birikmesi acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Zamanında boşaltılmayan kan ciddi sorunlara yol açabilir.
  • Deride çürüme (nekroz). Ameliyat sırasında deriyi besleyen kan damarlarında bir azalma olursa özellikle deri uçlarında morarma ve sonra da çürüme olabilir. Bu durum daha çok sigara içen ve/veya damar tıkanıklığı olan hastalarda görünür. Çürüyen kısımların iyileşmesi beklenir ve gerekiyor ise düzeltici ameliyatlar yapılır.
  • İltihaplanma (enfeksiyon). Yüzde oldukça nadirdir ancak olursa yara iyileşmesini geciktirir ve sonucu olumsuz yönde etkiler.
  • Nadir olmasına karşın ameliyat izleri zamanla belirgin hale gelebilir ve istenmeyen bir görüntü oluşturabilir.
  • Cerrahın bütün dikkatine rağmen yüzün iki tarafı arasında eşitsizlik (asimetri) oluşabiliir.
  • Çok nadir olarak yüzün hareketlerini sağlayan sinir (fasiyal sinir) zedelenebilir ve yüzün bazı kısımlarında kısmi felç görünebilir.

Yüz germe ameliyatı tipleri

  • Tam yüz germe. Bu ameliyatta yüz derisi ile birlikte alın ve boyun derisi de gerilir.
  • Orta yüz germe. Yalnız yanaklar gerilir.
  • Alt yüz germe. Dudak kenarları, alt çene kenarları ve boyun gerilir.
  • Mini yüz germe. Kulak önünden yapılan bir kesi ile küçük bir alandan cerrahi dikişler konularak germe işlemi yapılır.

Ameliyatın etkisi ve sonuçların süresi

Yüz germe ameliyatı herkeste farklı sonuçlar verir. Çok fazla sarkıklığı olanlarda ameliyat sonrası değişim daha çarpıcıdır. Ancak bu ameliyat 20 veya 30 yıl gençleştirir gibi bir rakam vermek zordur. Ayrıca elde edilen sonuç zamanla yani yaşlanma ile geriler. Burada kişinin yaşlanma hızı önemlidir. Ayni kişiye yıllar ilerledikçe ikinci ve nadir olarak da üçüncü yüz germe işlemi yapılabilir.

Yüz germe ameliyatına yardımcı ilave işlemler

Yüz germe tek başına yaşlanma bulgularının hepsini gideremez. Yüzdeki yumuşak doku eksikliğini gidermek için yağ dolgusu, derideki ince kırışıklıkları gidermek için soyma (peeling) işlemlerinin de birlikte veya ayrı bir seansta yapılması gerekebilir.

Sonuç

Yeni gelişen lazer, dolgu ve askılama teknikleri ile yüz germe ameliyatı eskiye göre daha seyrek yapılmaktadır. Ciddi bir ameliyat olmasına karşın uygun kişilerde yapılldığında hala en başarılı sonuç alınan estetik ameliyatlardandır. Ancak iyi sonuç alınması plastik cerrahın deneyim ve becerisi ile doğrudan ilişkilidir. Bu ameliyatı düşünen kişilerin mutlaka “Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı” diplomasına sahip bir cerrah seçmeleri menfaatleri icabıdır.

Meme Protezinde Garanti

Garantili Meme Protezi

Meme büyütme estetik cerrahinin en çok uygulanan ameliyatlarından biridir. 1963 yılında silikon meme protezlerinin satışa sunulması ile meme büyütme işlemi çok daha kolay yapılabilir hale gelmiştir. Silikon günümüzde de meme büyütme işlemlerinde en sık kullanılan maddedir.

Silikon göğüs protezleri

80 yıldan uzun bir süredir kullanılan meme protezleri oldukça güvenlidir. Ancak her üründe olduğu gibi silikon protezlerde de üretim kalitesi önem taşımaktadır. Tıbbi amaçlı olarak üretilen silikonun endüstriyel amaçlı olarak üretilenden en önemli farkı saflık derecesidir. Silikonu tam olarak saflaştırmak çok masraflı bir işlemdir. Bu nedenle tıbbi amaçlı silikon endüstriyel olandan daha pahallıdır.

Hangi meme protezi daha iyi?

Günümüzde çeşitli ülkelerden firmalar değişik isimler altında meme ptorezi üretmektedirler. Doğal olarak ürünlerin kalite ve fiyatları da farklıdır. Hekimler bazı durumlarda üreticilerin gösterişli reklamlarına veya uygun fiyat politikalarına aldanarak kalitesi tam incelenmemiş protezleri de kullanabilmektedir. Bunun çok üzücü bir örneği bir Fransız üretimi olan PIP meme protezlerinde yaşandı. Amerikan ilaç denetim kurumu (FDA) tarafından 2000 yılında ABD’de satışı yasaklanan bu protezler diğer ülkelerde yaygın olarak kullanılmaya devam edildi. 2009 yılından itibaren bu protez ile meme büyüten kadınlarda çeşitli sorunlar ortaya çıkmaya başladı ve yapılan incelemeler protezlerin içinde endüstriyel kullanım için üretilmiş silikon olduğunu gösterdi. Firmanın kapanması ve yöneticilerinin hapis cezaları almasına yol açan bu skandal yaklaşık 400.000 kadının mağdur olmasına yol açtı. Bu marka protezlerin hastalardan çıkartılması önerildi.

Silikon protez ile meme büyütme işlemi etkileri yıllarca süreceği için önemli bir işlemdir. Hekimin protez seçerken dünyaca kanıtlanmış ve kalite belgesi olan ürünleri tercih etmesi gerekir.

Ürettikleri meme protezlerine garanti veren firmalar

Yaşanan skandallardan sonra dünyanın en büyük iki silikon protez üreticisi firma (Mentor® ve Allergan®) ürünlerine garanti vermeye başladılar. Belli koşullar taşıyan bu garanti (fabrikasyon hatalarında ücretsiz değiştirme gibi) tüketicinin lehine olmuştur.

Silikon protez ile meme büyütenlere hatırlatmalar

Meme protezi ameliyatı öncesi hastaların da bazı önlemler almasında yarar vardır. FDA (Amerikan İlaç Denetim Kurulu) tarafından kullanım izni verilmiş markaların tercih edilmesinde yarar vardır. Ayrıca bu ameliyatı geçiren hastaların kendilerinde kullanılan protezlere ait tanıtıcı bilgileri içeren etiketleri (firma, üretim ve seri no, protezin tipi, hacmi ve diğer özellikleri gibi) çok güvenli bir yerde ömür boyu saklamalarında yarar vardır. Bu sayede ileride herhangi bir üründe istenmiyen bir durum ortaya çıktığında kendi protezlerinin bu grup içinde olup olmadığını öğrenme ve önlem alma şansları olacaktır.

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Çene Estetiği

Çene Ucu Estetiği

Alt ve üst çenenin birbiri ile uyumlu olmadığı durumlarda güzellikten bahsedilemez. Uyumlu bir çenede ağız kapatıldığında dişler birbiri ile düzgün olarak temasa geçmelidir. Tıp dilinde dişlerin kapanışına “oklüzyon” denilir. Ağız kapandığında dişler birbiri ile uyumsuz olarak temas ediyor ise bu durum hem çiğneme ve beslenmeyi hem de yüz güzelliğini olumsuz etkiler. Dişlerin kapanış bozuklukları estetiğin ötesinde bir sağlık sorunudur.  Tedavisi ortodonti ve plastik cerrahi bölümlerince birlikte yapılır. Dişlerin kapanışı (oklüzyon) düzgün olduğu halde alt çenenin önde veya geride olduğu durumlar sağlık sorunu yaratmasa da estetik sorunlar yaratır.

Güzel çene nasıl olmalı?

Yan (profil) görüntümüzde yüzümüzün üç çıkıntılı noktası dikkati çeker. Bunlar alın, burun ve çene ucudur. Güzel bir yüzde bu üç çıkıntının uyum içinde olması beklenir. Alt çenenin en çıkıntılı (ön) kısmına “mentum” adı verilir. Normalde yandan bakıldığında mentumun en çıkıntılı kısmı alın-burun birleşim noktası ile ayni hizada olmalıdır. Mentumun çıkıntılı olması (alt çene önde) veya geride olması (alt çene geride) yüz güzelliğini bozar.

Alt çenenin geride olmasına toplumda daha sık rastlanır. Yetersiz çene ucu olanlarda burun öne çıkar ve normalden daha iri imiş algısı yaratır. Burun ameliyatı isteyenlerin en az %10 unda çene ucu geridedir. Ameliyatın istenilen sonucu vermesi için bu kişilerde çene ucunun da öne alınması gereklidir. Çene ucunun geride olması boyun estetiğini de bozar. Erkeklerde belirgin çene ucu tercih edilir.

Geride olan çene ucu tedavisi

Çiğneme sorunu olmadığı halde alt çene ucu geride ise aşağıdaki metodlar ile çene ucu ileri alınır:

Yağ Enjeksiyonu

Kişinin kendi yağ dokusu alt dudak ile çene kemiği arasına enjekte edilerek çenenin çıkıntılı olması sağlanır. Kliniğimizde bu yöntemi tercih etmekteyiz.

Dolgu Maddesi Enjeksiyonu

Piyasada hazırolarak satılan Collagen, Hiyalüronik Asit (HA), Kalsiyum Hidroksiapatit (Calcium Hydroxylapatite), Poli L Laktik Asit ve benzeri maddeler çene ucuna enjekte edilerek ilerleme sağlanır.

Protezler (İmplantlar)

Ticari olarak satılan MEDPOR® (porous high-density polyethylene – PHDPE) ve silikon protezler şekil verilmiş sentetik maddelerdir. Bunların değişik boyda olanları mevcuttur. Küçük bir ameliyat ile alt dudak ve kemik arasına yerleştirildiklerinde çene ucunun çıkıntısı artar.

İleride olan çene ucu tedavisi

Çiğneme bozukluğu olmaksızın alt çene ucunun çıkıntılı olması durumuna daha seyrek rastlanır. Tedavide çıkıntı yapan kemik ameliyat ile traşlanarak geriletilir.

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);