By Protokol Dergisi Röportajı

Aşağıdaki röportaj By PROKOL dergisinin Kasım 2018 sayısında yayınlanmıştır:

Hiç Kolay Değil

Prof. Dr. Ege Özgentaş hangi sebeplerden dolayı Plastik Cerrah olmaya karar verdiğini, askerliğini Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Yanık Merkezi’nde yapmış olmasının kendisine nasıl katkıları olduğunu ve estetik ameliyatların sanıldığı kadar kolay olmadığını By Protokol Dergisi okurlarına anlattı.

Prof. Dr. Ege Özgentaş kimdir?

1975 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi’nden tıp doktoru olarak mezun oldum ve ayni fakültede Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı’nda ihtisas yaptım. Askerlik hizmetimi Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Yanık Merkezi’nde yaptım. Zamanının en modern tesisi olan bu merkezdeki deneyimlerim ileride yanık izi tedavisine özel ilgi duymama neden oldu. Daha sonra çeşitli hastanelerde çalıştım. 1991-1993 yılları arasında Amerika’da Houston kentinde Methodist Hastanesi ve Baylor College of Medicine da çalıştım. 1993 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı’nı kurdum. 2006 yılında kendi isteğim ile İstanbul’a geldim ve halen Özel Onep Tıp Merkezi Mesul Müdürü olarak çalışıyorum.

Tıpta uzmanlık alanı olarak Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi branşını seçtiniz. Bu alanı tercih etmenizin sebeb nedir?

Çok ilginç ve güzel bir soru. Bugünkü durumun tersine 1970 li yıllarda Plastik Cerrahi estetik ameliyatlardan daha ziyade ciddi olarak yaralanmış veya tamamen yok olmuş organların yeniden yapılması ile uğraşıyordu. Plastik Cerrahi stajımı yaparken çeşitli nedenlerle yüzü, gözü, çenesi parçalanmış, kol, bacak ve gövdelerinden büyük parçalar kopmuş hastaların kendi vücutlarından alınan deriler ile nasıl iyileştirildiklerini, olmayan bir burnun kendi kıkırdak, kemik ve derisi ile nasıl yeniden oluşturulduğunu izledim ve “işte bu tam benim istediğim iş” dedim. O kadar kötü görünen hastalar vardı ki kendi yakınları bile onlara bakamıyor ve kendilerini çocuklar korkmasın diye gizliyorlardı. Bunlar tedavi edilerek insan içine çıkabilecek hale getirildiklerinde kendilerinde ve ailelerinde tarif edilemez bir sevinç oluşuyordu. Bunun doktora verdiği huzuru ve mutluluğu başka hiçbir şeyin verebilmesi mümkün değildi. İşte bu nedenle Plastik Cerrahi’yi seçtim.

Hastalarınız size genellikle hangi tür estetik operasyonlar için başvuruyorlar?

Ben yalnızca belli bir bölgenin tedavisine veya bir alana yönelmedim. Her türlü estetik operasyon için başvurular oluyor. Yüz, burun, göz çevresi, kulak, meme karın, vücut gibi her alanda estetik ameliyatlar yapıyorum. Ancak en fazla rağbet gören işlemler ameliyatsız veya çok hafif ameliyatlar ile gerçekleştirilen estetik girişimler. Bu tür estetik girişimler giderek artıyor. Sebebi ise daha ucuz olmaları ve kişileri uzun süre işlerinden koparmamaları. Estetik işlemlerin başarısı işlemi gerçekleştiren kişilerin deneyimlerine bağlıdır. Hekim olmayan hatta uzman olmayan kişilerce yapılan estetik girişimlerin hem başarısız olma olasılıkları hem de istenmeyen sonuçlar doğurma olasılıkları yüksektir.

Liposuction yöntemi nasıl uygulanır?

İstenmeyen yağ fazlalıklarından herkesin şikayetçi olmasına karşın bu yağları keserek ve geniş izler bırakarak yapılan büyük ameliyatlar dışında yok etme olanağı yoktu. 1980 li yıllarda Fransa’da geliştirilerek dünyaya yayılan liposuction Estetik ve Plastik Cerrahi’de devrim yarattı. Bu yöntemde içi boş bir boru ile deri altına giriliyor ve yağlar çok güçlü bir pompa ile emilip koparılıyor ve dışarı alınıyor. Deri altına sokulan borunun çapı küçük olduğu için açılan deliğin de izi az veya zor farkedilir oluyor. Ama bu düşünüldüğü kadar kolay bir işlem değil. Elinizde yalnızca ileri geri hareket ederek kanallar oluşturan bir alet var ve siz bununla düzgün bir yüzey elde etmek zorundasınız. Bunu sağlamak için ciddi bir eğitimden geçilmesi lazım. Aksi takdirde liposuction başarısız sonuçlanabilir (düzensizlik ve engebeler, girinti çıkıntılar vs).

Burun estetiği operasyonu nasıl gerçekleşir? Herhangi bir risk taşır mı?

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. En küçük ameliyatın bile ölüm riski vardır. Ancak bu risk o kadar küçüktür ki bunu pratik olarak yok kabul ediyoruz. Ayni risk burun ameliyatı için de geçerlidir ancak hiçbir zaman kalp veya beyin ameliyatlarında olduğu ölçüde yüksek değildir. Ayrıca duyduğunuz risklerin çoğu kötü uyutulma, ihmal, yetersiz ameliyathane, yetersiz ekip ve cerrahtan kaynaklanır. Yani önlenebilir şeylerdir. Burun ameliyatının en büyük riski ortaya çıkan burnun kişiye yakışmamasıdır. Ameliyat olan kişiyi inanılmaz rahatsız eder. Hastanın ameliyattan sonra öz güveninin artması beklenirken ciddi bir azalma yaşanır. Yani burun ameliyatı teknik olarak zor olan bir ameliyattan çok ameliyat sırasındaki kararlarda yanlış yapılabilen bir ameliyattır. Burun ameliyatları uzun yıllar hastaları sağlığa kavuşturmak için yapılmaktadır. Yani KBB uzmanları hastaların rahat nefes almalarını sağlamak için zaten yapmaktadırlar. Bizdeki amaç bambaşka, sağlığa kavuşturmanın yanında bir de hastanın güzel görünmesini istiyoruz. Ama bunun için kişiye yakışanı ya da ihtiyacı olanı yapmak zorundayız. Erkekler ve kadınlarda ayni ameliyatı değil onlara ayrı ayrı kendilerine yakışacak ameliyatları yapmak zorundayız. Makine kalıplarından çıkmış gibi her yüze ayni burnu yapıştırırsak bu hoş durmayacaktır.

Son yıllarda erkeklerin en çok şikayetçi olduğu konulardan biri de jinekomasti. Erkekler genellikle ne tür şikayetler ile geliyor?

İnsanın yaratılmasından itibaren jinekomasti var. Önceleri birçok erkek bunu gizliyordu. Toplu yerlerde denize girmiyordu ve soyunmuyordu. Ama bu durum bir yere kadar idare eder. Gizlemek için tamamen kendini soyutlaması lazım. Jinekomasti özellikle gelişme çağındaki erkeklerde sık görülür. Bunların (böyle jinekomastilerin) önemli bir kısmı 1-2 yıl içinde kendiliğinden düzelebiliyor. Düzelmeyen (adolesan) jinekomastiler ve (bunların dışında) çeşitli nedenlerle ilaç alanlarda veya uyuşturucu madde kullananlarda da kalıcı olarak görülebiliyor. (Jinekomasti) Son yıllarda daha sık tedavi ediliyor. Biz plastik cerrahlar erkek memesini de giderek nasıl değiştireceğimizi daha iyi öğrendik. En önemli olaylardan (öğrendiklerimizden) birisi de erkeğin memesinin çevresinde iz kalmaması (bu ameliyatın çok az veya belirsiz iz ile yapılabilmesi).

Yaş ilerledikçe estetiğe olan ihtiyaç artıyor mu? Genellikle hastalarınızın yaş aralığı nedir?

Şimdi herkese soruyorum. Bir iş yeriniz var ve devamlı görünür bir durumda çalışacak bir kadın çalışan seçeceksiniz ve ayni meziyetlere sahip iki kadın geldiğini düşünelim. Sizce güzel olanı mı yoksa daha az güzel olanı mı seçersiniz? Bu konuda tartışma yok (güzel olan seçilir). Demek ki bilginin dışında güzellik de aranıyor. Ne kadar bilgili olursanız olun çok ciddi yetenek farklılığı dışında daima güzel olanlar güzel olmayanların önüne geçer. Ben de bu duruma karşıyım. Böyle olmaması lazım ama günümüzde oluyor. Gençler daima yaşlılardan daha güzeldir. Gençlik güzellik demektir. Yaşlı kişilerin iş bulması (olasılığı) gençlere göre azalır. (Yaşlıların) Erkek arkadaş veya (kadın) hayat arkadaşı bulma olasılığı azalır. Çevreden aldığı övgüler azalmaya başlar. Bir kadın için hayattaki en önemli şey güzel olduğunun etrafından söylenmesidir. Bu kadar kadınları mutlu edecek başka bir şey yoktur. Eğer estetik ameliyat yaptırıp daha güzel bir hale gelecekseniz bunu şüphesiz herkes ister.

Öğle izninde gelip, düşmüş göz kapağını kaldırtan hastalarınız oluyor mu?

Bu durum tamamen basının yaydığı asparagas haberlerden biridir. Göz kapağı ameliyatı ciddi bir ameliyattır. Mutlaka bir ameliyathanede yapılması gerekiyor. Ameliyattan sonra hastanın istirahat etmesi lazım. Ne kadar dikkatli yapılırsa yapılsın göz kapağı ameliyatları morlukla veya şişlikle kendini belli eder. Zaten kişi o halde dışarı çıkmak istemez. Ama kaş asma işlemi öğlen arası yapılabilir. Bizim de yaptığımız kaş asma işleminde saçın içinden girip kaştan çıkıp tekrar kaşın içinde geri dönen bir “U” dikişi koyduğunuz zaman, (ve) bunu da saçın içinde bağladığınız zaman kaşlar havaya kalmaya başlar. Kaşların havaya kalkması bir ölçüde üst göz kapaklarını da kaldırır. O yüzden bir saatlik öğlen arasında bir hasta kaş asma ameliyatı yaptırabilir ve iş yerine farklı bir yüz görüntüsü ile gidebilir. Fakat şanslı olması da lazım iplerin herhangi bir morarma (nadir de olsa) yapmaması lazım. (Doğru olanı) Bu ameliyat bile öğlen arasında yapılmamalı. Bir gün önceden aç kalınıyor. Uyutmadan lokal anestezi yapılıyor. İşlem ameliyathanede yapılıyor Gerçekte (küçük de olsa) bir ameliyat ve sonrasında bir süre dinlenmesi lazım.


 


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Plastik Cerrahi Bir Değerini Daha Yitirdi

Op. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu

Kendisi ile 1982 yılı sonunda ihtisas ve askerliğimi tamamladıktan sonra uzman olarak görev yaptığım ilk hastane olan SSK Ankara Dışkapı Hastanesi’nde tanıştım. Meraklı, becerikli ve insan ilişkileri mükemmel bir plastik cerrahi uzman adayı idi. 1991 yılında kendisini İstanbul’a davet ettik ve burada Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı olarak benim de içinde olduğum ONEP estetik kliniğinde çalışma arkadaşımız oldu. Daha sonra ONEP Estetiğin Ankara şubesini açtı ve Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi üzerinde çalışan ilk dal merkezini Ankara’lılara tanıttı.

Olağanüstü cerrahi yeteneği, bilgisi ve kurduğu ekip ile gerçekleştirdiği başarılı hizmetler ile kısa sürede Ankara’lıların takdirini kazandı. Başarısı her yıl giderek arttı. Kendisi ve ekibinin verdiği dürüst ve başarılı hizmetler Ankara dışındaki illerden de hastaların gelmesine yol  açtı.

Aradan geçen 10 yıllarda çalışma temposunu hiç düşürmediği gibi mesleki alandaki yenilikleri sürekli izledi ve başarı ile uyguladı. 4 yıl önce yakalandığı bir hastalığın sinsi olarak ilerlemesi bile onun çalışma şevkini hiç etkileyemedi. Ancak son birkaç ayda durumu ağırlaştı ve dün hayata gözlerini yumdu. Bugün (17 Aralık 2018) Ankara’da toprağa verdik.

Mesleğinin en verimli çağında kardeş kadar sevdiğiniz bir dostunuzu kaybetmenin acısını tarif etmek olanaksız. Sevgili Hıfzı Veldet Velidedeoğlu kardeşim. Sağlığa kavuşturduğun sayısız hastan, yetiştirdiğin başarılı plastik cerrahlar ve özellikle ben seni daima özlemle anacağız.

Topluma ve kendine düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmiş bir plastik cerrah olarak ışıklar içinde uyu.

 


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


C Vitamini Faydaları

C Vitamini Faydaları Abartılıyor mu?

Amerikanın keşfi öncesi ve sonrasındaki ilk yüzyıllarda uzun süre denize açılan ve/veya okyanusu geçen denizcilerin en korktukları hastalık “skorbüt” idi. Belirtileri halsizlik, diş etlerinde çekilme ve diş kayıpları, saç dökülmelesi, deride kanamalar, depresyon ve ruhsal durum bozuklukları, eklem ve kas ağrıları, kansızlık, beslenememe ve ileri dönemlerinde iç organlarda bozulmalardı. İnsanlığın skorbüt hastalığına yalnızca taze meyve ve sebzelerde bulunan bir maddenin yani C vitamininin eksikliğinin neden olduğunu anlayabilmesi birkaç yüzyıl almıştır.  C vitamini çok önemli bir maddedir ve ciddi eksikliği ölümcül olabilir.

C vitamini nedir, ne işe yarar ?

C-vit suda eriyen vitaminler grubundadır. En önemli görevi vücuttaki kollajen yapımını sağlamak ve damarların duvarlarını oluşturan maddelerin yapımına aracılık etmektir. Kollajen vücutta hayati görevler yüklenen bir maddedir. Yara iyileşmesi, eklemlerin görevlerini yapması damarların iyi çalışması tamamen kollajen yapımına bağlıdır. C vitamininin bağışıklık sisteminin iyi çalışmasında da rolü vardır..

Vücut C vitamini ihtiyacının karşılanması

C vitamini vücutta üretilemez ve depolanamaz. Mutlaka besinler ile düzenli olarak alınmalıdır. Isıya dayanıksızdır. Bu nedenle taze meyve ve sebzelerden alınması gerekir. Günümüz koşullarında C-vit eksikliği nadir bir durumdur. Ancak ağızdan yeterli beslenemeyen ağır hastalarda C-vit eksikliğine nisbeten sık rastlanmaktadır. C vitamini taze narenciyede (greyfurt, mandalin, portakal, limon vs) taze meyvelerde (kivi, kavun, çilek vs), taze sebzelerde (maydanoz, yeşil ve kırmızı biber, roka, tere, karnıbahar, kırmızı lahana, brokoli vs) bulunur ve normal beslenen kişilerde alınan günlük miktar ihtiyacı karşılamaya yeterlidir. Beslenemeyen kişilerde ise ilaç olarak ağızdan veya damardan verilir.

C vitamininin normal düzeyi

Kandaki C vitamini düzeyi 0,6 mg/dL ise eksikliği yoktur. Bunun üzerindeki düzeyler herhangi bir yan etki yaratmaz ancak normal beslenme ile çok yüksek düzeylere çıkmak mümkün değildir. C vitamini eksikliğinde ortaya çıkan sorunların çok iyi bilinmesine karşılık koruyucu etkisi konusunda yapılan çalışmalar çelişkili sonuçlar vermektedir. Kan C vitamini düzeyi normal olan kişilere ilave olarak verilen C vitamini gerçekten immün sistemi daha da güçlendiriyor mu veya grip gibi hastalıklara yakalanmayı azaltıyor mu tam olarak bilinmemektedir.

Yüksek doz C vitamininin yararlı olduğu düşünülen durumlar

İlaç firmalarının ağızdan alınabilen C vitamini üretmesinden sonra normalin üzerinde alınan C vitamininin herhangi bir yararının olup olmadığı üzerindeki çalışmalar da hız kazanmıştır. Başlangıçta bunun antioksidan etki ile pek çok hastalıkta etkili olduğu düşünülmüş ancak daha sonraki araştırmalar bazı koşullarda C vitamininin pro-oksidan etkisi olduğunu da göstermiştir. Ciddi araştırmalar başlıca 4 konu üzerinde yoğunlaşmıştır:

  1. Kanser
  2. Kalp damar hastalıkları
  3. Gözlerde yaşlılığa bağlı makula dejenerasyonu
  4. Grip

Kanserin önlenmesi ve tedavisi

Yüksek C vitamini alınmasının kanser riskini azalttığına dair yapılan çalışmalar başlangıçta olumlu sonuçlar vermiştir. Ancak son zamanlarda yapılan daha dikkatli çalışmalarda yüzsek doz C vitamini alınmasının kanser riskinde belirli bir değişiklik yaratmadığını göstermektedir. 1970 li yıllarda kanserli hastaların ömür ve yaşam kalitesinin C vitamini tedavisi ile arttığı bildirilmişti. Ancak bu konuda da daha sonraları yapılan çalışmalar belirli bir yarar gösterememişlerdir. Ağızdan verilen tabletler ile kan C vitamini seviyesinin belli bir miktarın üzerine çıkamadığı gösterilmiştir. Ancak damardan verilen yüksek doz C vitamini ile kan seviyeleri çok yüksek düzeylere getirilebilmektedir ama damardan C-Vit verilerek yapılan kanser tedavisi ile araştırmalar yeterli sayıda değildir.

Kalp-damar hastalıkları

Yapılan birçok çalışma çok miktarda taze meyve ve sebze tüketen kişilerde daha az kalp damar hastalığı olduğunu göstermektedir. Ama bunun C vitamini ile ilgisinin olup olmadığı kanıtlanamamıştır. Günümüde yapılan en son araştırmalara göre C vitamini haplarının kalp hastalıklarını önlemede veya tedavisinde belirgin bir yararı gösterilememiştir.

Yaşlılığa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt

Makula dejenerasyonu ve katarakt yaşlıların görme kaybının en önemli iki nedenidir. Başlangıçta yüksek doz C vitamini verilerek yapılan araştırmalar bazı iyi sonuçlar göstermiştir. Ancak gene günümüzde yapılan karşılaştırmalı bilimsel çalışmalar C vitamini haplarının bu hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde kanıtlanmış bir yararı olmadığını göstermiştir.

Grip

1970 lerde C vitamini haplarının gribi önlediği ve tedavisine katkı sağladığı inancı yaygındı. Günümüzde yapılan çalışmalar ise sıradan kişilerde yüksek doz C vitamini kullanmanın grip önlenmesi veya tedavisinde belirgin etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Ancak kan C-vit seviyesi düşük olanlar, yaşlılar, ileri derecede soğuğa maruz kalanlar veya ağır işlerde çalışanlarda günde 250 mg ile 1 gr arasında C-vit kullanımı hastalığa yakalanma olasılığını azaltmaktadır. Buna karşılık hastalık ortaya çıktıktan sonra kullanılan C vitamininin iyileşmeye katkısı olmadığı gösterilmiştir.

Ağır hastalarda C vitamini tedavisinin etkisi

Ekim 2018 de yayınlanan ve Amerika’da yapılan bir çalışma yoğun bakımda yatan ve kanda C vitamini eksikliği tesbit edilen hastalarda ilave olarak sağlanan C-vit tedavisinin hastalığın seyrini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Düşünülenin aksine C-vit tedavisinin bazı belirtileri bir miktar düzeltmekle birlikte hastaların hayatta kalma süresini uzatmadığı görülmüştür.

C vitamini yüksekliğinin riskleri

Normal beslenme ile kanda C vitamini düzeyini belli bir seviyenin üzerine çıkartmak mümkün değildir. Ancak dışarıdan ilaç olarak verildiğinde yüksek düzeylere ulaşılabilir. C vitamininin yan etkileri genellikle mide barsak sistemi üzerindedir. Bulantı, karın ağrısı ve kramplara yol açabilir. Böbrek taşı oluşumunu arttırdığı da söylenmektedir ancak tam olarak kanıtlanmamıştır. Erişkinlerin günde 2000 mg a kadar C vitamini alabilecekleri ancak daha yüksek dozların zararlı etkiler gösterebileceği bilinmektedir. Bu risklerin başında bir pro-oksidan olarak etki yapabilmesi ve DNA ile kromozomlar üzerinde değişiklik yaparak kansere yol açma ihtimali gelmektedir.

Plastik cerrahi ve C vitamini

Bir zamanlar bütün antibiyotik alan hastalara, bütün serum takılan hastalara ve bütün ameliyat hastalarına C-vit vermek rutin bir uygulama idi. Ancak günümüzde bunun hiçbir yararı olmadığı kanıtlanmıştır. C-vit tedavisi için kişinin kanındaki C-vit düzeyi ölçülmeli ve miktar 0,6 mg/dL altında ise tedaviye alınmalıdır. Ayrıca kan C-vit düzeyini normalin üzerine çıkartmanın sağlıklı insanda olumlu bir etki yapacağı kanıtlanmamıştır ve bunu sağlamak için sürekli yüksek doz ilaç kullanmak gerekmektedir. Prof. Dr. Ege Özgentaş hiçbir plastik cerrahi ve estetik cerrahi ameliyatında önceden veya sonradan C vitamini reçetesi vermemekte ve yararına da inanmamaktadır.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Estetik Ameliyatın Garantisi

Bu yazıyı geçenlerde bir hasta ile yaptığım telefon konuşmasından sonra yazma gereği duydum.

Yüzünde yanık izi olan kişi daha önce pek çok doktora gittiğini ancak tedavisi için tatmin edici bir bilgi alamadığını söyledi. Bana eğer bu izin kaybolacağını %100 garanti edersem ameliyat için gelmek istediğini bildirdi. Konuşmamız garanti veremeyeceğimi bildirmem ile sonlandı.

Garanti Tıpta Geçerli mi?

Karmaşık toplum yaşamında insanlar hemen her konuda kendilerini korumak ve kararlarını içleri rahat olarak vermek için bir şekilde güvence aramaktadırlar. Garantinin verilemediği durumlarda risk artmaktadır.

Garanti ne demektir?

Garantinin sözlük anlamı güvence, teminat, bir anlaşmanın veya gelecek bir eylemin kesinlikle arzulandığı şekilde yürüyeceğini aksi durumda bunun düzeltileceğini güvence altına almaktır.

Günlük yaşamda garanti farklı şekillerde alınır veya verilir. Örneğin maddi anlaşmalarda olası zararın karşılanması için belirli bir para önceden güvence altına alınıp saklanabilir. Mal üreten firmalar ayıplı ve hasarlı bir malı yenisi ile ücretsiz değiştirme garantisi verebilirler. Bankalar müşterilerinin parasının çalınmayacağını garanti edebilirler.

Garantinin geçerliliği

Hiçbir garanti bir kaybı tam olarak önlemez veya karşılamaz. Şöyle örnek verelim: Araba aldığınız firma size 30 yıl yedek parça garantisi verebilir. Ancak firma iflas edip kapanırsa karşınızda bu garantiyi karşılayacak bir muhatap kalmaz. Devletler vatandaşlarının birçok haklarını garanti altına alabilir ancak devlet işgal edilirse vatandaşlarının hiçbir garantisi kalmaz. Geçmişte bazı dersaneler sınav kazanma garantisi adı altında kampanyalar yapıyor ve kazanamayan öğrencilerin ödediği ücreti geri ödüyorlardı. Aslında bu bir garanti değil yalnızca başarısızlığı para ödeyerek telafi etmekti.

Görüldüğü gibi garanti, koşulları zaman ve mekana bağlı olarak değişebilen ve düşünüldüğü kadar güvenli olmayan bir kavramdır. Çünkü bazı kayıplarda garanti kaybı somut olarak değil parasal olarak karşılayabilmektedir.

Sağlıkta garanti

Sağlık garantinin en son uygulanabileceği bir konudur. Hayvan ticareti yapan bir firma sattığı yavruların 3 yıl yaşayacağını garanti edebilir. Ancak bu olmazsa ölen yavruların yerine ya başka yavrular verecek veya parasını iade edecektir. Peki bunu insanlarda uygulamak mümkün mü?

Bir doktor kanserli hastasını tamamen tedavi edeceği garantisi verebilir mi? Tabii ki hayır. Ancak daha önceki deneyimlerine dayanarak yüzde kaç ihtimal ile tedavi edebileceğini bildirebilir. Bu da bir garanti değil yalnızca bir olasılık bildirmedir.

Hiçbir ameliyatta hastanın ölmesi arzulanmaz. Günümüzde ilerlemiş tıp sayesinde basit ameliyatlarda ölüm çok azalmıştır. Ama sıfırlanmamıştır. Eskiden yüzde ile ifade edilen ameliyatta ölüm oranı günümüzde milyonda olarak ifade edilmektedir. Ancak milyonda bir ihtimal bir kişinin başına geldiğinde bu onun için yüzde yüz demektir. Yani hiçbir ameliyattan (buna estetik ameliyatlar da dahil) sağ olarak çıkılacağı %100 garantili değildir. Ama bu gerçek hayatın her aşamasında var olduğu için bize çok sıkıntı vermemektedir. Çünkü hiçbirimiz yarını göreceğimizin %100 garantisini veremeyiz.

Estetik ameliyatlarda garanti

Hayatı tehdit edecek hastalıklarda herkes garanti aramanın anlamsız olduğunun bilincindedir. Ancak iş estetik ameliyatlara gelince algı değişmektedir.

Kozmetik ve estetik

Kozmetik ile başlayan güzellik endüstrisi estetik adı altında sağlık sektörüne de bulaşmış ve sanki sağlıktan farklı bir şeymiş gibi estetik adı altında insanların vücudunda değişiklik yapan teknolojiler gelişmiştir. Botulinum, dolgu, güzellik lazerleri (tüy döken lazerler dahil), gençleştiren muzice iplikler, dikişsiz ameliyatlar vs gibi pek çok sağlığı direk ilgilendiren işlemler hekim olmayan kişilerce yapılmaya başlanmıştır.

Hekimlerin duyarsızlığı

Estetik işlemlerdeki yüksek kazanç potansiyel müşterileri yani hastaları cesaretlendirmek için bunları tehlikesiz göstermek ihtiyacı yaratmıştır. Maalesef bunda bazı hekimlerin de katkısı olmuştur. Hastalara sizi ameliyat etmiyeceğiz yalnızca dolgu yapacağız vs gibi gerçeği yansıtmayan bilgiler verilmiştir.

Şunu çok açık ifade etmekte yarar vardır: İnsan vücuduna dokunularak yapılan her işlemin istenmeyen tıbbi bir sorun çıkarma olasılığı vardır. Buna saç ve sakal traşı yaptırma, kuaföre gitme, cilt bakımı yaptırma, masaj yaptırma, el ve ayak tırnaklarına bakım yaptırma da dahildir. Ancak bu olasılık çok düşük olduğu için insanlar tarafından yok olarak algılanmaktadır ama yok değildir.

Hal böyle iken bir yanık yarası için ameliyatından sonra %100 düzelme garantisi istenmesi görünüşte gülünç gibi gelebilir ama insanımızı hiçbir zaman hafife olmamız gerekmektedir. Benden garanti isteyen hastaya bu fikri veren yine meslektaşlarımızdır. Maalesef bazı durumlarda %70-80 gibi oranlarda düzelme garantisi verildiğini duymaktayız. Buna güvenen insanımızın da %100 garanti araması yadırganmamalıdır.

Hastamıza nasıl güvence verebiliriz?

“Siz hastalara hiçbir garanti vermezseniz hastalar size niye güvensinler?” diye sorduğunuzu tahmin edebiliyorum. Hastalara verebileceğimiz en büyük güvence bizim bu işi bildiğimiz ve elimizden gelenin en iyisini her hastada yaptığımız, pek çok hastada da başarılı sonuçlar aldığımızdır. Hastalarımız bunu tedavi ettiğimiz kişilerden, bunların yakınlarından ve çalıştığımız kurumdan ve bu kurumun güvenilirliğinden araştırmalıdırlar. Prestijli hastaneler ve eğitim kurumları belirli bir düzeyin altında bilgi ve becerisi olan doktorları çalıştırmazlar, çünkü bunların sorunları kurumun da güvenilirliğini zedeler.

Buna karşılık en geçersiz garanti reklam panolarında, sosyal medyada, yazılı ve görsel medyada verilen ilan ve paylaşımlardır.

Ameliyatların ve tıbbi tedavilerin en büyük sorunu komplikasyon dediğimiz durumdur. Bunun anlamı her türlü işlem tamamen doğru yapıldığı halde beklenmeyen ve önlenemeyen bir şekilde bir aksiliğin ortaya çıkmasıdır. Bunun en yaygın olanı yara enfeksiyonları yani iltahaplanmadır. Hekim her türlü önlemi alsa bile kişinin bağışıklık sistemine bağlı nedenlerden iltahaplanma olabilir. Bunu koruyucu antibiyotik kullanma önleyemez. Yara kenarlarının gangren olması (nekroz), yaranın geç iyileşmesi veya iyileşmeden açılması, ameliyat sonrası istenmeyen iz kalması da komplikasyonlar arasındadır.

Estetik ameliyatlarda en büyük sıkıntı ortaya çıkan şeklin hastanın beklentisini karşılamamasıdır. En deneyimli burun cerrahının bile yaptığı burun estetiklerinde belirli oranda (%10 altında değildir) istenmeyen sonuç ortaya çıkabilir. Bu durumda bizim verebileceğimiz güvence düzeltme ameliyatını doktor ücreti almadan yapmaktır.

Sonuç olarak sağlıkta ve estetik ameliyatlarda garanti sistemi yoktur. Veriliyor ise geçersizdir. Hasta doktorunu seçerken maddi garantiler yerine gönülden güvenme duygusuna bakmalıdır. Bu güvenin de nasıl kazanılacağını hastalar kendileri belirlemektedirler.
 


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Kybella nedir ?

Ameliyatsız gıdı aldırma mümkün mü?

Çene ve boyun ile birlikte bir bütünlük gösterir ve güzellik açısından dikkat çekicidir. Çene boyun birleşim yerindeki dik açı gençliğin göstergesidir.

Gıdı nedir?

Aslında gıdı bölgesi alt çenenin altındaki boyuna kadar olan bölgedir. Normalde ve gençlikte alt çene ile boyun dik açı yaparak birleşmelidir. Çene altında birikim olması veya çene ucu ile boyun arasındaki dik açının silinmesi halindeki görüntüye halk arasında “gıdı” veya “gıdık” denilir. Buna başka kültürlerde “çift çene” adı da verilir. Çünkü çene ucu kemiğinin altında ikinci bir çene varmış gibi bir kabarıklık oluşmuştur.

Gıdı oluşumu nedenleri

  • Alt çenenin doğuştan kısa olması
  • Şişmanlık nedeni ile çene altında yağ toplanması
  • Yaşlılık veya diğer nedenler ile alt çene altındaki deri, kas ve yumuşak dokuların gevşeyerek sarkmasıdır.

Kybella ile gıdı giderme

Gıdı estetiği

Yukarıda belirtildiği gibi gıdı ifadesi genellikle çene altı bölgesini tanımlamaktan çok çene boyun birleşim yerindeki olması gereken dik açıyı ortadan kaldıran durumlara verilen isim olarak kullanılır. Bu bölgeyi tekrar dik açılı bir hale getirme işlemine gıdı estetiği denilir. “Gıdı sarkması” değimi de çene altının genişleyerek boyunla geniş bir açı yapması durumuna verilen isimdir. Bu iş için yapılan işlemler halk arasında gıdı aldırma, gıdı eritme, gıdı giderme, gıdı germe vs gibi isimler ile tanımlanır.

Gıdı aldırma yöntemleri

Gıdı giderici işlemler hala genel olarak ameliyat ile yapılır. Burada amaç çene altı yağlarını almak, gevşemiş kasları ve deriyi gerginleştirmektir. Ameliyatsız yöntemler son zamanlarda araştırılmaktadır. Bunlara göz atarsak:

Kybella ile gıdı eritme

Yağları eriten maddelerden birisi de deoksikolik asittir. Bu madde tıbbi olarak kullanılabilecek şekilde üretildikten sonra çene altı (gıdı) yağlarını eritmek için kullanılmak üzere onay almış ve Kuzey Amerika’da piyasaya sürülmüştür. Bu asit her ne kadar yalnız yağları eritmek için kullanılsa da istemeden kas, sinir ve deriye de zarar verebilecek potansiyeldedir. Piyasada içinde 4 flakon bulunan kutular halinde satılmaktadır. Bölgenin genişliğine ve yağların miktarına göre bir seansta 3 ile 6 arasında hatta daha fazla sayıda flakon kullanılması gerekmektedir. İlacın en önemli yan etkisi enjeksiyondan sonra ciddi miktarda morluk ve şişlik olmasıdır. Hatta bu çalışmayı engelleyecek derecede olabilmektedir. Birkaç gün süren ağrı da olabilmektedir. İlacın etkisi birkaç hafta sonra görülmeye başlamaktadır. Bazı durumlarda bir seans yeterli olmadığından ileride ikinci seans enjeksiyonlar da gerekebilmektedir.

Kybella gıdı eritici

Kybella fiyat

Bu ilacın dört flakon içeren (yani ortalama bir kişiye yetecek olan) kutusunun Amerika’daki satış fiyatı yaklaşık 1200 dolardır. Başka ülkelerde satışa sunulduğunda fiyatının ne olacağı belli değildir. Tabi bu yalnızca maliyet fiyatıdır. Tedavi fiyatının ne kadar olacağı bunu uygulayan kuruluşlarca belirlenecektir.

Başka yöntemler ile ameliyatsız gıdı yağları eritme

Şu anda deriyi yakmadan deri altındaki yağları eriten sistemler mevcuttur. Özetler isek:

  • Laser enerjisi kullananlar
  • Radyo frekans enerjisi kullananlar
  • Soğuk enerjizi kullananlar

Her ne kadar bu işlemler ameliyathane ortamı gerektirmediğinden ve tedavi sonrası iş güç kaybı yapmadığından kulağa hoş gelseler de etkileri genellikle derinin hemen altındaki yağlarda görülmekte ve derin bölgelerde etkisiz kalmaktadırlar.

Deride bir kesi yapmadan ister lazer kullanılsın ister enjekte edilen maddeler kullanıldın damar sinir ve kasları birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bu da istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Boyun ve çene altı bölgelerinin estetiğinde derin bölgelerdeki yağlar önemli rol oynamaktadır ve günümüzde buralara ulaşmanın en etki yolu hala cerrahi girişimdir.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Dış Görünüş ve Özgüven

Özgüven Nedir?

Hemen herkes kendine güvenme, özgüven, medeni cesaret gibi kelimeleri kullanır ama bunların derinlemesine anlamını ve hangi durumlarda azalıp çoğaldığını bilemeyebilir. Yaşamımızda “özgüven” kavramı önemli bir rol oynamaktadır. Psikoloji, psikiatri, sosyal bilimler ve farklı kültürler özgüveni kendilerince tanımlamışlardır.  Çok derinlemesine inmeden incelemek istersek:

Özgüven tanımı

Özgüven çok kısa olarak anlatılabilecek bir kavram değildir. En belirleyici özelliklerini sıralar isek:

  • Kişinin kendi değer ve becerilerinin farkında olmasıdır.
  • Kişinin kendisi ile barışık olmasıdır.
  • Girdiği bir toplulukta kendisini rahat hissedebilmesidir.
  • İyi bildiği konularda yapacağı eylemlerin başarılı olacağına inanmasıdır.
  • Sosyal yaşamdan, insanlardan ve yarışmadan korkmamasıdır.
  • Kendisini değersiz ve beceriksiz görmemesidir.

 

Özgüven eksikliği

Özgüven eksikliği

Halk arasında “aşağılık duygusu” olarak da adlandırılan bu durum kişinin hayat başarısını ve sosyal yaşamını çok olumsuz etkiler. Aslında pek çok kişide olabilen özgüven eksikliği kendini şu şekilde belli eder:

  • Sosyal topluluklara rahat katılamama: İnsanların kendisi ile alay edeceğini veya küçük göreceğini, ilgi göstermeyeceğini düşünür. Bunun için kendine göre bahaneler uydurur. Güzel olmadığını, iyi konuşamadığını, kültür açısından zayıf olduğunu zanneder.
  • Yarışma veya açık bir pozisyona başvurmaya cesaret edememe: Buralara kabul edilmeyeceğini veya başarılı olamayacağını varsayarak fırsatları kaçırır.
  • Kendi zayıf taraflarını bilmekten korkma: Hiçbir insan her konuda mükemmel değildir. Ama mükemmele gidebilmek için önce yetersiz tarafların düzeltilmesi gereklidir. Özgüveni eksik insanların eleştiriye tahammülü yoktur.
  • Arkadaş edinmede güçlük: Kendi donanımındaki insanlara yaklaşmaktan korkar ve daha çok kendisini pohpohlayan belirli insanlar ile arkadaşlık kurmayı tercih eder.

Tabii özgüven eksikliğinin de dereceleri mevcuttur ve herkeste ayni derecede değildir.

Özgüven eksikliği nedenleri

Psikolog, pedagog ve sosyologlar özgüven eksikliğinin nedenlerini kendi alanlarında araştırmışlar ve çeşitli sebebler bulmuşlardır.

  • Gelişme çağında çocuğa aşırı koruyucu davranmak:  Çocuk Kendisine bakanların yardımı olmadan hiçbirşey yapamayacağı ve onlarsız sürekli teklike içinde olacağı duygusuna kapılır.
  • Sürekli eleştirilmek: Anne-babanın çocuğun yalışlarını ve zayıf taraflarını sürekli yüzüne vurarak eleştirmesi ve azarlaması sonraki yıllarda derin olumsuz etkiler yaratır.
  • Belirli bir sosyoekonomik çevreden daha yüzek düzeyde bir sosyoekonomik ortama gelmek: Sonradan gördüğü ve öğrendiği şeylere uyum sağlayamayan kişiler yeni ortamda rahat edemediği için kendilerini izole ederler.

Ancak bunların içinde bir tanesi vardır ki bizim konumuz ile doğrudan ilişkilidir:

Vücut görüntüsü ile barışık olmamak

Tarih boyunca insanlar görüntüleri nedeni ile ya beğenilmiş ya da dışlanmışlardır. Genellikle beğenilen insanlar güzel olarak kabul edilmişlerdir.

Güzellik nedir?

İnsan güzelliği için olmazsa olmaz özellik bütün vücut yapılarının anatomik olarak tam olmasıdır. Burnu, bir gözü, kulağı olmayan biri için güzel terimi kolay konulamaz. İnsanlarda özellikle kadınlarda vücut çizgilerinin, yüzdeki yapıların estetik bir uyum içinde olması önemlidir. Güzel kadın vücudunu tanımlarken genellikle el ile bir kum saati işareti yapılır. Burada tanımlanması istenen şey dolgun göğüsler, ince bir bel ve dolgun bir kalçadır. Vücudu omuzlardan dizlere kadar dümdüz ayni kalınlıkta olan bir kadın vücudu için güzel diyemeyiz. Yüz sözkonusu olduğunda saç çizgisi, alın, burun, kaşlar, kirpikler, yanaklar, dudaklar ve alt çene arasında estetik bir uyum vardır. Biz bunu rakamlar ile tanımlayamasak bile beynimiz gördüklerini otomatik olarak oranlar ve sonunda güzel veya değil diye bir sonuca vararak bize bildirir.

Güzelliği bozan şeyler

Vücut güzelliği

Daha önce de anlattığımız gibi özellikle vücut görüntüsünde kadını belirleyen tipik özellik bel/kalça oranıdır. Bel ve kalça çevresi birbirine yakın ise bu çekici olmaz. Kadınların bedenleri ile barışık olmadığı durumları söyle sıralayabiliriz:

  • Şişmanlık
  • Aşırı zayıflık
  • Memelerin normalden büyük, küçük, sarkık veya asimetrik (birbirinden farklı) olması

  • Belin kalın olması
  • Belden kalçaya geçerken düzgün bir dışa kavis yerine içe çöküntü olması
  • Kalçaların bele göre yetersiz çapta olması ve çıkıntılarının belirgin olmaması.
  • Diz üstü bölgede bacakların kalçalara göre daha geniş olması. Diz üstü bacak çevresinin kalın olması
  • Diz iç kısımlarındaki çöküklüğün normalden fazla olması. Diz içlerinde aşırı kabarıklıkların olması.

Bu liste uzatılabilir. Ancak halk arasında mütenasip olarak adlandırılar alımlı bir vücuda sahip olmak kadınların özgüvenlerini ciddi ölçüde arttırmaktadır.

Vücut estetiği

Biz estetik ve plastik cerrahlar vücut estetiği konusunda bir heykeltraş gibi çukurları doldurup tümsekleri azaltarak estetik çizgilerin oluşmasını sağlamaktayız. Bunu yaparken en çok kullandığımız yöntem yağların alınması (liposuction) ve yağların dolgu maddesi olarak kullanılması (yağ dolgusu) dır. Eskiden fazlalık olarak düşünülen yağ dokusu günümüzde çok önemli bir eksik giderici dolgu maddesi olarak görülmektedir.

Yüz güzelliği

Yüzün güzel görünmesini olumsuz etkileyen durumlar söyle özetlenebilir:

  • Deride kırışıklık ve sarkmalar
  • Kaşların aşırı düşük veya kalkık olması
  • Göz kapaklarının düşük veya gözün dikine açıklığının yetersiz olması
  • Burun görüntüsünün rahatsız edici olması (büyük, kamburlu, eğri, çökük vs. gibi)
  • Dudakların küçük olması veya üst dudağın aşırı uzun olması.
  • Alt çene çıkıntısının yetersiz veya aşırı çıkıntılı olması.
  • Yanakların aşırı dolgun veya aşırı zayıf olması
  • Boyun alt çene açısının belirgin olmaması
  • Boyunda kırışıklık veya dikine çizgilerin olması

Bu listeye de pek çok ilave yapılabilir.

Yüz estetiği

Vücut giysiler ile gizlenebilir ama yüz bölgesini gizlemek hem zor hem de anlamsızdır. Kadınlar arasında güzel yüzlü olmak ciddi bir ayrıcalık ve özgüven kaynağıdır. İster doğuştan ister sonradan isterse de yaşa bağlı olsun yüz estetiği plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahinin en çok uğraştığı konuların başında gelmektedir.

Yüz güzelliğini sağlamamız için yaptığımız çok sayıdaki tedavi seçeneklerinin web sitemizde ilgili sayfalarda bulabilirsiniz.

Özgüven insanların mutluluk ve başarısı için çok önemlidir. Özgüven bozukluğu güzellik ve görüntü kaynaklı ise en etkili tedaviyi biz estetik-plastik cerrahlar yapmaktayız.

Kendi yaşamımda çok dikkatimi çeken bir deneyimim mevcut. Bekar veya erkek arkadaşı olmayan genç kızların büyük bir yüzdesi (kesinlikle %60 üzerinde) ameliyat sonrasında ya arkadaş buluyorlar ya da nişan evlilik gibi faaliyetlere giriyorlar. Bunları hastanın olağan ameliyat sonrası kontrollarında öğreniyorum ve genellikle beni bu durumdan haberdar etmek için birlikte geliyorlar.

Vücut görüntünüz veya kendinizi güzel görmemeye bağlı özgüven eksikliği yaşıyor iseniz ve kendiniz ile barışık değil iseniz size en etkili yardımı biz yapabiliriz.

 

 


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Estetik Ameliyatların Ömrü

Estetik Cerrahi Ameliyatlarının Kalıcılığı Ne Kadardır?

Estetik cerrahi çeşitli bölgelerde değişik amaçlar için ameliyatlar gerçekleştirir. Bu ameliyatların hem fiziksel olarak hem de parasal olarak bazı bedelleri vardır. Hastaların bir kısmı kendilerince külfet sayılan bu durumu tekrar yaşamak istemezler ve genellikle bu yapılan ameliyatın kaç yıl etkisini sürdüreceğini sorarlar.

Aslında sorunun doğru şekli herhangi bir ameliyatın etkisini kaç yıl sürdüreceği şeklinde olmalıdır.

Ameliyatların etkinlik süresi çeşitlilik gösterir. Bir kalp ameliyatı iyileştirici etkisini ömür boyu sürdürebileceği gibi birkaç yıl içinde yararlı etki yok olabilir ve kişi hayatını kalp krizinden kaybedebilir. İyi yapılmış bir apendisit veya safra kesesi ameliyatı etkinliğini ömür boyu sürdürür ve hasta bir daha bu organlar ile ilgili bir sorun yaşamaz. Buna karşılık iyi yapılmış bir mide küçültme ameliyatı yıllar sonra etkisini kaybedebilir ve kişi yeniden kilo almaya başlayabilir.

Estetik ameliyatlar da diğer cerrahi işlemlerden farklı değildir. Yalnızca uygulanan organ ve bölgeler farklıdır. Sık yapılan ameliyatların devamlılık süresini örnekler ile inceleyelim:

Kepçe kulak ameliyatı:

Okul öncesi çocuklarda psikolojik olumsuz etkileri azaltmak için yapılan bu ameliyat doğru yapıldığı takdirde ömür boyu etkisini sürdürür. Ameliyattan birkaç ay sonra kulağın tekrar açılması genellikle cerrahi teknikteki bir yetersizliğe veya dikişlerin zorlanarak kopmasina bağlıdır.

Burun estetiği:

Genellikle ameliyatın hemen sonrasında burundaki alçı ve bandajlar açıldığında burun şekil güzel görünür. Ancak burada şişlik ve henüz oturmamış bir şekil söz konusudur. Ameliyat sonrası burun şeklinin oturması ilk 3 ayda olur, ama burun şeklinin tam olarak oturması bazan yıllar alabilir. Doğuştan çok güzel güzel olan burunlar bile zaman içinde yaşlanmaya bağlı olarak genellikle olumsuz değişikliklere uğrar ve ameliyatlı burunlarda da ayni şekilde uzun yıllar sonra yaşlılığa bağlı değişmeler olabilir.

Yüz estetiği:

Özellikle daha genç görünmek için yapılan yüz germe ameliyatlarının bir ömrü vardır. Bunu genellikle yüzün yaşlanma hızı belirler. Örnek verirsek 40 ile 45 yaş arasında çok hızlı olarak yüzü kırışmış veya çömüş bir kadın yüz germe ameliyatı olduğunda bu yaşlanma hızı ameliyat sonrası da devam edecektir ve muhtemelen 5 yıl sonra ameliyatlı yüzde de bir miktar yaşlanma olacaktır. Buna karşılık 40 ile 55 yaş arasında yüz bölgesinde hafif bir yaşlanma bulgusu gösteren kadının ameliyat olduğu takdirde yeni görüntüsünü yetmişli yaşlara kadar koruması olasıdır. Tabii burada hastalıklar, derinin uzun süre güneşe ve diğer zararlı etmenlere maruz kalması da önemli olumsuz faktörlerdir.

Meme estetiği:

Meme estetiğinde en çok istenen işlemler meme dikleştirme ve meme büyütme ameliyatlarıdır. Meme dikleştirme ameliyatından sonra doğum yapma, sık kilo alıp verme gibi nedenler ile memeler yeniden sarkabilir ve ileride yeniden dikleştirme ameliyatı yapılması gerekebilir. Bunların hiçbiri olmasa bile dikleştirme ameliyatı geçiren kadında da yaşlılıkta memeler vücudun her tarafı gibi sarkar.

Meme büyütme ameliyatlarında genellikle silikon protezler kullanılmaktadır. Bunlar vücuda ait olmayan fabrikalarda üretilmiş sentetik maddeler olduğundan genellikle şekilleri ve yapıları yıllar içinde çok az değişir veya hiç değişmez. Buna karşılık bu yabancı maddeleri saran meme dokusunda değişiklikler olabilir veya bünyenin bu cisimlere karşı tavrı değişip düşmanca bir hal alabilir. Bunun en iyi bilinen örneği protez etrafında kapsül oluşumudur. Diğer bir olumsuz faktör ise kişinin doğum yapması, kilo alması veya sık olarak kilo değişikliğine uğramasıdır. Bu durumlarda meme derisi esneyerek sarkık meme oluşmasına yol açar.

Karın estetiği:

Karın germe ameliyatları kilo alınmadığı takdirde uzun yıllar hatta ömür boyu etkisini korur. Ancak karın estetiğini bozan durumlar ameliyat sonrası doğum yapma ve/veya kilo almadır. Her iki durumda da karın derisi gevşer ve sarkar. Ayrıca daha önce onarılmış olan karın duvarı tekrar zayıflayabilir veya yırtılabilir ve karında estetik olmayan görüntü tekrar geri gelir.

Liposuction:

Amacı inatçı yağları almak ve vücudu şekillendirmek olan liposuction asla zayıflama görevi görmez ve şişman kişilere uygulanması fazla yarar sağlamaz. Çok başarılı bir liposuction işlemi sonucu kişi kilo alır ise tekrar istenmeyen bir görüntü ortaya çıkar. Yani liposuction yapılan bölgeler de yeniden yağlanabilir. Bu bölgelerin tekrar şişmanlaması için bütün yağ hücrelerinin yok edilmesi gerekir ki bu da pratik olarak imkansızdır ve gerçekleşse bile estetik açıdan olumlu bir görüntü yaratmaz. Liposuction işleminin en önemli yararı tedavi edilen bölgelerdeki yağ hücrelerinin sayısının azalmasıdır. Bu nedenle şişmanlama durumunda ameliyatlı bölgelerde biriken yağ diğer ameliyatsız bölgelere oranla biraz daha az olacaktır.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Ameliyatsız Estetik

Aşağıdaki videoda bıçaksız estetik ile ilgili olarak kliniğimizin halkla ilişkiler görevlisi ile yaptığım bir söyleşide hastalarımızın bu tür non invaziv işlemler hakkındaki düşüncelerini size yansıtmaya çalıştım.

Cilt Gençleştirme

Ameliyat her dönemde ne amaçla yapılırsa yapılsın kişilere korku vermiştir. Yakın zamana kadar estetik işlemlerin hemen tamamı ameliyat ile yapılmakta idi. Ancak günümüzdeki gelişmeler artık pek çok estetik işlemin ameliyatsız yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Ameliyatsız yüz germe

Çeşitli dolgu maddelerinin üretilmesi ve botulinum toksini kullanımı özellikle yüz bölgesinde ameliyata gerek kalmaksızın önemli değişiklikler ve düzeltmeler yapılmasını sağlamıştır. Her ne kadar bunların kalıcılığı ameliyat kadar uzun olmasa da daha sıkıntısız ve ekonomik olmaları geniş bir kesim tarafından kabul görmelerini sağlamıştır. Hyaluronik asit bazlı dolgular yüz şeklini belirlemede yararlıdır. Çeşitli ince kırışıklıklar ve dudak kalınlaştırmak için uygundurlar.

Göz çevresi kırşıklıkları

Özellikle kadınları çok rahatsız eden bu olay botulinum toksini ve dolgular sayesinde önemli ölçüde giderilebilmektedir.

Ameliyatsız kaş kaldırma

Gençlerin çok rağbet ettiği bu işlem yalnızca ipler ile yapılabildiği gibi botulinum toksini ile de yapılabilmektedir.


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz:


Lokal Anestezi İle Estetik

Lokal Anestezi

Narkoz (genel anestezi) kelimesi günümüzde hala korku vermektedir. Bunun bir alternatifi de sedasyon altında verilen lokal anestezi dir. Bu işlem özellikle estetik ameliyatlar için son derece uygundur.

Lokal anestezi ne demektir?

Lokal anestezi yalnızca ameliyat yani tedavi edilecek bölgeyi uyuşturmak ve acı duymaz hale getirmektir. Vücudun diğer kısımları normal duyusundadır ve işlevlerine devam eder. Genel anestezinin aksine kişi tam olarak uyanıktır ve kendi kendine soluk alıp verebilmektedir. Hasta her türlü hereketi yapabilir ama uyuşturulan bölgede ağrı duymaz.

Lokal anestezi nasıl yapılır?

Lokal anestezi uyuşturulması gereken yere uygun maddenin enjekte edilmesi ile yapılır. İğnenik ilk batırıldığı yerde kan almak için damara girerken veya kalçadan iğne yapılırken deride meydana gelen küçük batma hissi olur. Bu bölge birkaç dakika içinde hissizleşir ve daha sonra bu hissiz bölgeye iğne batırılarak diğer bölgelere doğru ilerlenir.

Lokal anestezi acıtır mı?

Daha önce bahsettiğimiz gibi deneyimli bir elde lokal anestezinin yalnızca ilk iğne batırılışı biraz hissedilir ama sonraki enjeksiyonlar ağrısızdır. Çok hassas olan kişilerde bu ilk iğne yapılışını da hissettirmemek için damardan bir sakinleştirici ilaç verilebilir. İyi yapılan bir lokal anesteziden sonra kesinlikle ağrı hissi olmaz. Eğer anestezi sonrası ağrı hissediliyor ise bunun nedeni uygun tekniğin veya yeterli dozun kullanılmamış olmasıdır.

Sık sorulanlar

Lokal aestezi ile ilgili sık sorulan ve bilinmek istenen diğer başlıkları da söyle özetleyebiliriz.

Lokal anestezi aç karnına mı yapılır?

Her ne kadar çok küçük işlemlerde (nevüs veya ufak kist çıkartılması) aç karına olmak gerekmez ise de pek çok estetik ameliyat belli bir süre almaktadır. Ameliyat süresi içinde bulantı ve kusma olacak olursa ciddi sorunlar çıkartabilir. Ayrıca aniden ortaya çıkan bir beklenmeyen durumda hastada genel anesteziye geçilmesi icap edebilir ve bunun için hastanın midesinin tamamen boş olması gerekir. Bütün bu nedenler dikkate alındığında lokal anestezi için bile hastanın boş mide ile yani aç olarak gelmesi tercih edilir. Bütün dünyada kabul edilen ortalama aç kalma süresi erişkinlerde ameliyattan 8 saat öncesi  başlar. Yani kişi en son ameliyattan 8 saat önce yemeli ve içmeli daha sonra tamamen aç olmalıdır. Bunun tek istisnası bu 8 saat içinde ağızdan alınması gereken zorunlu ilaçlardır ve bunlardan bazılarının bir yudum su ile alınmasına izin verilir.

Lokal anestezi etkisi ne kadar sürer?

İlk kullanılan lokal anestetik maddelerin bile etkisi bir iki saat kadar sürebilmektedir. Günümüzde 12 saate kadar etkisi sürebilen lokal anestezikler mevcuttur. Ayrıca ihtiyaç duyulduğunda etki geçerken ayni bölgeye yeniden ilaç enjekte edilerek süre uzatılabilir Ancak bunlar yapılırken anestezik ilacın maksimum dozunu geçmemeye dikkat edilmelidir.

Lokal anestezi sonrası nasıldır?

Ameliyat sonrası ağrı açısından lokal anestezi biraz daha avantajlıdır. Genel anestezi ile yapılan ameliyatlardan sonra uyanan hasta ne kadar ağrı hissediyor ise lokal anestezi ile yapılan ameliyatlardan sonra da uyuşturucu ilacın etkisi geçince ağrı hissedilebilir. Ancak lokal anestezinin etkisi yavaş yavaş geçtiği için ağrı da yavaş yavaş ortaya çıkar ve gerekirse ağrı kesiciler ile azaltılır veya ortadan kaldırılır. Lokal anestezinin en büyük avantajı genel anestezinin aksine uyanma sonrası görülen bulantı, kusma, boğaz ağrısı ve tam olarak kendine gelmedeki gecikmenin olmayışıdır. Lokal anestezi ile ameliyat edilen bir hasta ilave sakinleştirici verilmemiş ise hemen evine gönderilebilir. İlave sakinleştirici verilenler ise bunun uyku veren etkisi geçtiği andan itibaren (en fazla birkaç saat sürer) evlerine yürür durumda gidebilirler.

Lokal anestezi yan etkileri

Lokal anestezikle genel olarak çok güvenlidirler. Ancak her ilaç ve maddeye olduğu gibi bunlara da ciddi allerji gelişebilir. Kliniğimizde bütün ameliyatlar lokal anestezi ile bile olsa ameliyathanede yapıldığı için allerjik reaksiyonların tedavisi diğer ortamlara göre çok daha kolaydır. Ancak bazı uzun etkili lokal anestezik maddeler verildiği yerden yavaş yavaş kana karışarak ameliyattan saatler sonra bile yüksek doza bağlı sorunlar ortaya çıkartabilir. Bunu önlemek için kullanılan her maddenin maksimun dozunu çok iyi bilmek ve bunun üzerine çıkmamak gerekir.

Özet olarak lokal anestezi ile yapılan ameliyatlar nisbeten daha güvenlidirler. Deneyimli kişiler tarafından verildiğinde pek çok estetik ameliyat uyutulmaksızın lokal anestezi ile güvenle yapılabilir. İyi yapılan lokal anestezide kesinlikle ağrı duyulmaz ve ameliyat sonrası herhangi bir sıkıntı şekilmez.

 


Sosyal medyadaki paylaşımlarımızı izlemek için aşağıdaki logolardan uygun gördüklerinize tıklayabilirsiniz: